Rüya Yorumları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rüya Yorumları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Haziran 2015 Pazartesi

Küçük Bir Rüya

Günaydın Dostlar,

Daha önceki bir yazımda çok fazla rüya görmediğimden, gördüğüm zaman da hep aynı üç dört rüyayı gördüğümden söz etmiştim. Gerçekten de ben çok fazla rüya görmem.
Biz çocukken bizim evde rüyaları annem görürdü ve zaman zaman kahvaltıda bize de anlatırdı. Birbiriyle alakası olmayan insanların aynı rüya içinde buluşmasından bıkmış usanmıştık.


Her seferinde, “Anne lütfen saçma sapan rüyalarını bize anlatıp durma.” diye karşı çıkardık. Sonra da “Hayırdır inşallah.” der olayı noktalardık.

Gelin görün ki bu sabah bir saçma rüya da ben anlatacağım. Daha yataktan kalkmadan biraz evvel gördüğüm için de rüya halen çok taze. Halen gülüyorum.

Olay şöyle gerçekleşiyor. Ben ve arkadaşlarım bir apartmanın üst katında teras gibi bir yerde duruyoruz. Başka insanlarda var ve bunlardan bir tanesi de Deniz Baykal. Yan apartmanın terasında da bir sürü insan var ve bunlardan bir tanesi de demirlerin üzerine oturmuş sürekli olarak Baykal’a laf atıyor.
Baykal hiç oralı olmuyor. Adam söylemediğini bırakmadı ama bizimkinin hiç umurunda değil. Duymuyormuş gibi davranıyor. Biz de şaşkın şaşkın olan biteni izliyoruz.
Bir müddet sonra Baykal daha fazla dayanamıyor ve yerden leblebi büyüklüğünde bir taş alıp adama atıyor. Taş gidip adamın kafasına çarpıyor ve adam apartmanın tepesinden düşüp ölüyor. Baykal bize bakıyor, biz Baykal’a bakıyoruz.

“Çocuklar gördünüz bit kadar bir taş attım ben masumum.” diyor. Aslında bit kadar taş attığı doğru ama adamın o taş yüzünden düştüğü de bir gerçek. Normal bir adam o kadarcık bir taşla aşağıya düşmez ama rüya bu, adamın düşeceği tuttu.

Bana gelip “Benim lehime şahitlik yap.” gibi bir şeyler söylüyor. Ben de “Ne gördüysem onu söylerim.” diye cevap veriyorum. Bu sefer bana kızıyor. “Ne gördün? Ne gördün?” diye bağırmaya başlıyor.
“Bit kadar taş attım, onu mu söyleyeceksin?” diye bağrınca ben de “Aynen öyle” diye cevap veriyorum. Ben ne gördümse onu söylerim. Ne eksik söylerim ne fazla.

Baykal’la bağrışırken sonunda uyandım. Bu sefer de bir gülme tuttu. Gülecek halim de yok ama sabah sabah epeyce bir güldüm. Siyasileri her gün ekranlarda görmenin bıkkınlığı Baykal olarak benim rüyama girdi.

İşin komik tarafı çok uzun zamandır Baykal hiç ortalarda da yok. Neden onu gördüm bilmiyorum. Bu işin uzmanı arkadaşlardan rüya yorumları bekliyorum. “Rüyanda Baykal’ı görmek” diye Google da arasa mıydım acaba?

Baykal, hem adamı düşürdü hem de bize bağırıp çağırdı. Taşın bit kadar olması bir şey değiştirmez, sonuçta sen düşürdün.
Siz, siz olun dostlar; leblebi kadar bile olsa kimseye taş atmayın. O taşın gidip de kimin başına çarpacağı hiç belli olmaz.

Sağlıklı kalın, mutlu kalın…

31 Mart 2015 Salı

Rüyalarım Var Benim

Günaydın Dostlar,

Bu sabah rüya görerek kalktığım için çayımı içerken gördüğüm rüyaları düşünmeye başladım. "Rüyalarım var." dediğime bakmayın, hepsini toplasanız üç değişik rüyam var benim. Bu sabaha karşı gördüğüm rüya onlardan biri değildi ama genelde rüyalarım hep stresli ve sıkıntılıdır.
Vallahi nedenini ben de bilmiyorum, literatürde yazdığı gibi çocukluğuma inmek lazım.

Toplam üç değişik rüya.
 
En stresli günlerden sonra gördüğüm "okuldan mezun olamama" rüyam var. Üniversiteden bu dönem sonunda artık mezun oluyorum, diye düşünürken bu işlere bakan insan bir anda “Sen daha diploma alamazsın, üç dört dersin eksik.” diyerek karşıma çıkıyor. Allah kahretsin, ben herkese mezun oluyorum dedim, her şey bitti zannediyordum, bu üç ders de nereden çıktı diye söylenirken uyanıyorum. Allaha şükür yataktayım diye rahatlıyorum.
Bu rüyayı en az yüz kere görmüşümdür. Amerika’da okurken yapılan danışman görüşmelerinin bilinçaltımda bıraktığı bir iz bu. Tek tek 128 kredilik ders listesinin üzerinden geçilir ve her şey tamam mı diye bakılırdı.

İkinci rüyam "bir türlü uçağa binememe" durumudur. Eğer ki üniversite rüyasını görmezsem kesin uçağa binemem. Bu rüyanın iki hali var. Birinci durumda bir türlü bulunduğum yerden kıçımı kaldırıp havaalanına gidemiyorum. İkinci halinde ise havaalanında bir türlü bineceğim kapıya gidip uçağa binemiyorum. Check-In kuyrukları, pasaport kuyrukları, güvenlik kuyrukları gibi aklınıza gelebilecek olan her türlü zorluk karşıma çıkıyor. Bir türlü bu engelleri aşıp uçağa binemiyorum. Nitekim hiçbir rüyamda da uçağa binemedim. En fazla kapıya kadar gidip o aşamada uyandım.

Havaalanlarına son dakikada gitmeyi hiç sevmem. Bugüne kadar hiç uçak kaçırdığımı da hatırlamıyorum ama nedense bu rüya bir türlü peşimi bırakmaz.
Yukarıda da belirttiğim gibi ben çok fazla rüya görmem. Kim bilir belki de gördüğüm halde hatırlamıyorumdur ama gördüklerimin hepsi sıkıntılı stresli rüyalardır. Hiçbir zaman kendimi papatyaların arasında Filiz Akın gibi kırlarda koşarken görmedim. Belki de iş hayatının ve her şeyin acil olduğu parametrelerinin yarattığı streslerdir bunlar.

Yukarıdakiler kadar sık olmasa da üçüncü sırada Burdur Topçu Tugayı var. Burada yazmaya bile utanıyorum ama ben o zamanlar Amerika’da çalışıyor olduğum için toplam altmış gün askerlik yaptım. İnsanlar beş yüz gün askerlik yaparken bizim için de o altmış gün geçmek bilmedi. Bunun da en büyük iki nedeni askere gittiğimde 31 yaşında olmam ve de yaz aylarının dayanılmaz sıcaklığıdır. Allah'tan akşamları serin ve rahat oluyordu.

Yaptığımız pek bir şey de yoktu ama o sıcağın altında saatler geçmek bilmiyordu. Bu durumun rüyalarıma yansıması da son gün tam biz hazırlanmış çıkarken “Arkadaşlar bugün çıkamıyorsunuz, bir hafta daha buradasınız.” demeleri şeklinde oluyor. "Allah kahretsin, tam çıkacaktık, bir hafta daha nereden çıktı?" derken uyanıyorum. Bakıyorum ki Burdur çok gerilerde kalmış.

İşin garip tarafı bu günlerde Burdur da beni istemiyor. Artık askerlik yoklaması bile yaptırmana gerek yoksa anla ki seni ayakaltında istemiyorlar. Burdur’a nasıl girdiğimi geçmişte yazdığımı hatırlıyorum, aklıma gelirse bir sabah da nasıl çıktığımı yazarım.
Allah'a şükür neşeli bir insanım, dertleri de kafama takmam ama nedense hiçbir zaman şen şakrak rüyalar gördüğümü hatırlamıyorum. Bu işlerden iyi anlayan dostlar bilirler, belki de rüyaların çoğunluğu bu tip rüyalardır.

Burdur, İstanbul, Giresun, Ankara, İzmir, Hakkâri hiç fark etmez. Her nerede yaşıyorsanız bütün rüyalarınız istediğiniz gibi olsun. Hatta istediğinizden de daha güzel olsun.
Sağlıklı kalın, mutlu kalın…