Savaşçı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Savaşçı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Aralık 2021 Pazar

Gülgün Hep Aklımızda

Günaydın Dostlar,

Hep aklımızda olduğu için arkadaş ortamlarında sık sık söz Gülgün’e geliyor. Allah’ın takdiri olduğunu hepimiz çok iyi bilsek de bu erken vedaya hiç alışamadık.

Ne zaman söz Gülgün’den açılsa herkes güzel gülüşünden bahsediyor. Gülgün ile özleştirilen en önemli parametrelerden bir tanesi hakkını vererek yaptığı gülüşler. Gerçekten de çok güldük, çok güzel günler yaşadık. Gülgün sorunlarını dışarıya yansıtmayı çok sevmediği için birçok kişi hayatı hep gülücüklerden ve şen kahkahalardan ibaretti zannediyor ama maalesef gerçek her zaman öyle değildi.



Dün akşam dikkatimi çekti. Ben kimse hakkında Gülgün kadar çok yazı yazmamışım. Hepsi de sıkıntılı yazılar, hepsi de arkasından çok sohbet ettiğimiz, çok şarap içtiğimiz, çok hüzünlendiğimiz yazılar. Babasını çok erken yaşta kaybetmekle başlayan ve Sevgili Burhan’ı çok erken bir yaşta kaybetmemize kadar uzanan çok gerçek bir yaşam var o kahkahaların arkasında. Melek gibi bir insan olan Burhan’ın erkenden aramızdan ayrılması beni de çok üzmüştü. O sabah erkenden uyandım ve tatsız bir haber alacağımı adım gibi hissediyordum. Sabahın erken saatlerinde o duygularla “Burhan Erbilek” (17/12/2014) yazısını yazdım. O bir yazı değil, hislerimin dertleşmesiydi.

Burhan Erbilek

Gariptir bu hayat, yarın ne olacağı hiç belli olmaz. Daha Burhan’ı kaybetmenin üzüntüsünü ve şaşkınlığını atlatamadan dört gün sonra Gülgün’ün yaş günü geldi. Hayat böyle bir şey işte. Tanıdığım en güçlü ve mücadeleci insanlardan biri olan Gülgün, yaşanan her türlü zorluğa karşın hep yoluna devam etti. Hayatın dağıttığı elleri en iyi şekilde oynamaya çalıştı. Doğum günü sabahı bir kere daha hislerimi kâğıda döktüm. Belki herkese bir milim moral olur umuduyla içimdeki gerçekleri paylaştım. İçini içinde tutan Gülgün, her şeye rağmen yoluna devam ediyordu ve devam etmek zorundaydı. Minik Gülgün’ün yazısının ismi de kendi gibi “Gülgün” oldu (20/12/2014).

Gülgün

Burhan'ı kaybetmemizin üzerinden tam bir yıl geçmiş olsa da anılarımız halen çok tazeydi. İyiler hep mi erken gitmek zorundaydı? Defalarca dünyayı dolaşmış olan bu mütevazı insan neden bu kadar çabuk gitmişti. Türkmenistan’ın meçhul hava yapısından o da mı nasibini almıştı? 365 gün geçmiş olmasına rağmen halen Burhan hakkında bir şeyler yazmak istiyordum. Kendi canıyla uğraşırken son enerjisiyle hastaneye beni ziyarete gelişini ve yüzündeki melek gibi ifadeyi unutamıyordum. Bilmesen hiçbir derdi yok zannedersin. “Burhan Kaptan” yazısı o günlerde yazıldı. Bir kere daha Burhan’ı anlatmaya çalıştım.

Burhan Kaptan

Burhan çok iyi bir Fenerbahçeliydi. En keyifli anlarından bir tanesi Fener’in maçlarını izlediği anlardı. Burhan izliyordu ama bizim takım sürekli olarak Burhan’ı üzüyordu. Fenerbahçe’nin maçı vardı ve bir kere daha Burhan’ı kaybettiğimiz günlere gelmiştik. Fenerbahçe’ye yönelik bir yazı yazdım. Takım için oynamıyorsunuz, bizleri de çok üzüyorsunuz ama en azından artık Burhan’ı üzmeyin, dedim. “Burhan İçin” (17/12/2018) yazısı da bu duygularımın neticesinde ortaya çıktı. Bu kadar iyi bir insanı bu kadar çok üzmeye Fenerbahçe’nin bile hakkı yoktu.

Burhan İçin

Geçen sene doğum gününde Sevgili Gülgün hiç iyi değildi. Yıllar süren ağrılar ve çetin tedavi süreci artık onu çok yormuştu. “Gülgün Allah aşkına boktan bir hastalığa yenilmeyeceksin.” diye moral vermeye çalışsam da çok düştüğünü de hissediyordum. Her gün bir şekilde haberleşiyorduk. Nefes sıkıntıları iletişimimizi WhatsApp yazışmaları ile sınırlamış olsa da günde en az üç beş kere yazışıyorduk. O kadar derdin sıkıntının arasında “Beni bu halimle güldürdün ya ne diyeyim sana.” dediği de oluyordu. Bütün bir gün hiç yazmadığı günlerde de çok da iyi olmadığını anlıyordum. Sürekli olarak sen savaşçısın, bu savaşı da kazanacaksın, diyordum ve doğum gününde “Savaşçı” (20/12’2020) başlıklı yazımı yazdım. Mutlu olmuştu ama rezil hastalık da bir yandan onu hiç yalnız bırakmıyordu.

Savaşçı

Gülgün çok savaştı, yıllarca savaştı. Çok ağrılı, sancılı ve sıkıntılı günlerden geçti. Bana da “Benim yazımı da yazacaksın, ona göre.” diyordu. “Ben senle ilgili çok yazı yazdım, boş lafı bırak da tedavi sürecini tamamla.” diyerek konuyu değiştirmeye çalışıyordum ama yemiyordu. Cin gibiydi, onu kandırmak kolay bir iş değildi. Soyadı gibi çok savaşsa da Gülgün’cük sonunu getiremedi. Hepimizi çok derin üzüntülere boğarak çok yağmurlu bir günde son defa arkasına bakarak gitti. Aralıksız yağan yağmura karışan gözyaşları Karacaahmet’in dar yollarından aşağılara doğru aktı gitti. Bana da ayrılıktan üç gün evvel yazdığı son mesajı kaldı. O sabah çok büyük bir üzüntüyle “Gülgün Erbilek” (05/07/2021) yazısını yazdım. Bir yıl önce kaybettiğimiz sınıf arkadaşımız Ferda’nın üzüntüsü içimizdeyken bir de Gülgün’ü çok erken yaşta kaybetmek çok fazla gelmişti.

Gülgün Erbilek

Gülgün ve Burhan ömrümüzün son anına kadar hep kalbimizde olacak. Acısıyla, tatlısıyla yolumuza devam edeceğiz. Onları andığımız zaman güleceğiz de ağlayacağız da ama içimizdeki yerleri hiç azalmayacak.

Sağlıklı kalın, mutlu kalın…

20 Aralık 2020 Pazar

Savaşçı

Günaydın Dostlar,

Kimse size savaşçı olmayı öğretemez. Ne okulu var ne de kursu. Bu konuda özel ders de alamazsınız. Doğuştan kumaşınız savaşçı değilse yapabileceğiniz çok fazla bir şey yok. Terslikler karşısında bazı insanların çok çabuk morali bozulurken savaşçılar sürekli konunun üzerine giderler.


Gördüğüm en büyük savaşçılardan bir tanesi sevgili babamdı. Hayat karşısına ne çıkarırsa çıkarsın, hiç söylenmeden konunun üzerine giderdi. Bir şey yapılacaksa hemen yapılmalı diye düşünürdü. “Ben henüz psikolojik olarak hazır değilim.” şeklindeki cümleleri hiç anlamazdı. Alzheimer ile savaştığı yıllar içinde de gereken her şeyi hiç düşünmeden, hiç korkmadan yaptırdı.

Hiçbir zaman yenilgiyi kabul etmeyen bir başka dostum da Sevgili Gülgün’dür. Her zaman bir yol olduğuna inanıp asla pes etmez. Bugüne kadar dâhil olup da kazanamadığı bir savaş hiç görmedim. Gülgün akıllıdır, pratiktir, çalışkandır ama hepsinden önemlisi savaşçıdır. Hem de iyi bir savaşçıdır.

Sürekli düşünür. Yaşanması muhtemel senaryolara karşı her zaman hazırlıklıdır. “Bu da nereden çıktı?” demez. Bununla ne yapacağının planını yapar. Aylar, yıllar hiç fark etmez. Savaşı son cepheye kadar kovalar.

Bakkala bile bakımsız gittiğini göremezsiniz. Her zaman hazırlıklıdır ve belli bir Gülgün havası vardır. Savaşlara da hazırlıksız gittiğini göremezsiniz. Yolun karşısına bile hazırlıksız geçmeyen bir insan, başka bir yere yataktan kalktığı gibi gider mi? Gitmez vallahi. İnanmak ve hazırlık yapmak kazanmanın en az yarısıdır. Bu iki özellik de sevgili Gülgün’de fazlasıyla vardır. Sonuçta her hangi birinden söz etmiyoruz, o bir savaşçı.

Sevgili Gülgün, “üşenmek” kelimesinin anlamını bile bilmez. Burada hemen size bir de sır vereyim, üşengeç insanları çok da sevmediğini düşünüyorum.

Hepimiz irili ufaklı bin türlü sorunla uğraşıyoruz. Savaşlar hayatımızın bir geçeği. Bazı insanlar savaşlarını başkalarının üzerine yıkar, diğerleri de Gülgün gibi kendine saklar. Kendi savaşını kendi kazanır. O kadar fazla lider ruhlu ki fabrika ayarları hemen çözüme odaklanıyor. Ne savaşlara girip ne cephelerden çıktığını çok yakınındakiler bile bilmez. Mızmızlanacak biri değil, o bir savaşçı. İnanmıyorsanız soyadına bakın.

Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki hayat her sabah yeni bir senaryo ile karşımıza çıkıyor. Akşam cin gibi sapasağlam yatıyorsun; sabah kıçın, başın her tarafın ağrıyarak uyanıyorsun. Ben kendi kendime “Yağmur yağacak ya ondan herhalde.” diyorum. Belki de yaşın ilerlemesinden olabilir mi?

Her sabah kalkıp aynı şekilde motive olmak hiçbirimiz için çok kolay bir iş değil, savaşçı olmak gerekiyor. Cephede savaşan bir askerin “Ben bugün havamda değilim, hiç savaşacak hâlim yok.” dediğini düşünebiliyor musunuz? Ben de düşünemiyorum. Savaş devam ediyor ve onun bir günlük izin kullanma şansı yok. O bir savaşçı.

Bu insanların düştüğü hiç olmuyor mu? Tabii oluyor, onlar da robot değil sonuçta. Öyle günler oluyor ki “Savaşmaktan bıktım.” diye isyan ediyorlar. Huzurlu günler istiyorlar. Savaşların bittiği, barışın geldiği günler arzuluyorlar. Sonra da güneş ışıklarını tekrar göstermeye başladığında tekrar kalkıp tekrar savaşa gidiyorlar. Neden? Onlar bir savaşçı.

Gülgün bugün bir yaş daha büyüyecek. Tabii bir Yay burcu ne kadar büyüyebilirse. Bayram, seyran, doğum günü hiç fark etmez. Yine kalkacak, yine bana “günaydın” diyecek, yine savaşına devam edecek. Neden? Çünkü o çok iyi bir savaşçı.

Sağlıklı kalın, mutlu kalın…