Şule Evrankaya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şule Evrankaya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Temmuz 2024 Pazartesi

Şule Evrankaya

Günaydın Dostlar,

Rahmetli babam çok iyi bir insan olsa da hassas olduğu konularda çok sinirlenirdi. Zaten genel yapısı da asabi ve her an bağırmaya müsaitti.



Babamın en sinirlendiği konulardan bir tanesi de bizim (çocukların) hasta olmamızdı. Çoğu zaman hasta olduğumuz babamdan saklanırdı. Duyduğu an dakikalarca bağıracağı için hiçbirimiz hasta olduğumuzu babama söylemezdik. Bunun en büyük nedeni de doktora gitmenin çok da kolay olmamasıydı. “Ben sana geçen gün kazağını giy dedim, giymedin ondan oldu.” diye başlar, yoruluncaya kadar bağırırdı.

Böyle bir ortamda yine Emin’in hasta olduğu babamdan saklanmışken o akşam alması gereken ilacın bittiği fark edildi. Eczanelerin kapanmasına çok az bir zaman kalmışken babamın deliler gibi bağıracağını da bildiği halde annem giydi paltosunu ilaç almaya gitti.

İşte bu anne yüreğidir. Ne bağırma ne de başka bir şey, hiçbir şey çocuklarını düşünen bir anneyi yolundan döndüremez.

Bu akşam ilk defa ilaç almaya giden annemiz bizle değil. İstanbul çok sessiz, sanki Ankara’dan gelen haberin sessizliği çöktü şehrin üstüne. Birkaç saat sonra Ankara’ya gittiğimde hayatımda ilk defa annemi göremeyeceğim. Sağlıklı da olsa, hasta da olsa annem hep vardı. Şimdi ilk defa evde olmayacak.

Bu durum gerçekten de çok üzücü. Bir arkadaşım “Bir insanın altmış yaşına geldiğinde annesinin hayatta olması çok büyük bir şanstır.” demişti. Çok da doğru söylemiş olsa da yine de çok üzgünüz. Son bir yıldır hep hasta olmasından, o süreç içerisinde defalarca dönülmez noktalardan dönmüş olmasından teselli bulsak da yine de çok üzgünüz.

En son Ankara’ya gittiğimde nispeten iyi durumunda olması benim en büyük tesellim. Anlıyordu, konuşuyordu, yiyordu, azıcık çay bile içiyordu. Ben masanın başına oturup işlerimi yaparken salonun bir köşesinden ona bakıp el sallamam çok hoşuna gidiyordu.

Annemin en mutlu olduğu anlar dizi ve film izlediği zamanlardı. Hastalığının son günlerine kadar da durum çok farklı değildi. İzleyecek hali olmasa bile yine de televizyona bakmaya çalışırdı. Babamın kitapları gibi annemin de dizileri öksüz kaldı.

Minik annemiz çok da becerikliydi. Evin her türlü sorunu ile ilgilenir, hepsini de bir şekilde hallederdi. Bütün bunların arasında “Emin gelecek patlıcan yapın.” demeyi de unutmazdı.

Hayat dolu bir insan olduğu için son halinden çok da mutlu olmadığını hissedebiliyorduk. Bir yıl boyunca sürekli yatıyor olmaktan mutlu olmasa da Ayşın, İbrahim ve dostlarımızın büyük çabasıyla hayata tutunmak için elinden geleni yaptı.

Annelerin ne olursa olsun hiçbir zaman yeri doldurulamaz. Birçok durumda bir insanın çocuklarından çektiklerini, anne yüreğinden başka kimse çekmez. “Seninle mi uğraşacağım?” deyip giderler ama anne gidemez.

Üzgünüz dostlar. Babamızı kaybettik, çok sevdiğimiz Neşe ablamızı kaybettik. Birçok yakın akrabamızı kaybettik, Gülgün’den Ferda’ya kadar çok sevdiğimiz birçok arkadaşımızı kaybettik ve hepsinde büyük üzüntüler ve boşluklar yaşadık ama anne kaybetmenin yarattığı boşluğun çok farklı olduğunu anladık.

Dostlarımız bizim en büyük zenginliğimiz. Yıllardır babama ve anneme kendi ebeveynleriymiş gibi bakan, artık ailemizin bir parçası olan dostlarımıza ve arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz. Elinizden gelen her şeyi yaptınız, yarım çay kaşığı yemek yedirebilmek için uzun uğraşlar verdiniz. Hakkınızı helal edin.

Ankara’dan haber geleli altı saat kadar bir süre geçti, altı saat sonra da yola çıkacağım. Gecenin sessizliğinde içimdeki boşluğu paylaşmaya çalıştım.

Sağlıklı kalın, mutlu kalın…