Site etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Site etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Eylül 2015 Salı

Klimaları Kapatın...

Günaydın dostlar.

Bu sabahki derdim, klimalar.
Havaların sıcak gitmesinden midir yoksa ülkenin içinde bulunduğu durumdan mıdır bilmiyorum ama bu aralar her sabah üzerine gidecek bir konu arıyorum. İçimden bir şeylere takmak geliyor herhalde…



Korkmayın, korkmayın olay “pişmiş domates” kadar ciddi ve vahim bir konu değil ama yine de bu açık klimalar hiç hoşuma gitmiyor. “Hoşuna gitmiyorsa, kapat kardeşim” diyeceksiniz ama konu o kadar basit değil.
Sizlerin de bildiği gibi Minibüs Yolu ile Sahil yolu arasında kalan arazi parçasında “kentsel dönüşüm” adı altında büyük bir betonlaşma yarışı yaşanıyor. Eski apartmanlar yıkılıp yerine daha büyük, daha çok insana mesken olacak binalar yapılıyor. Bu betonlaşma ve apartmanlaşma işini hiç sevmesem de, Allah var bu apartmanların bazılarını çok güzel yapıyorlar. En azından dış görünüşleri başarılı oluyor.

Sokaklarda yeni apartmanların arasında yürüyüş yaparken, “Bunları büyük bir hızla yapıyorlar, inşallah sağlam yapıyorlardır.”, diyorum kendi kendime.

Görünüşleri çekici olan bu binalara, güzel de isimler veriyorlar. Koru Rezidans, Çamlık Konakları, Yalı Sitesi gibi yapılan bina ile uzaktan yakından alakası olmayan her isim bu apartmanlara veriliyor. Bir Allah’ın kulu da gelip, “Ne sitesi kardeşim, burada sadece uyuz bir tane bina var.” demiyor.

Hemen belirteyim, yeni yapılan bu daireler için inanılmaz fiyatlar istiyorlar. Bizim karşımızda yapılan apartman biteli 4 aydan fazla bir süre geçmesine rağmen henüz bir tane bile satamadı.  Apartman görevlisi arkadaşımızın söylediğine göre (doğrumu yanlış mı bilmiyorum ama) daire başına 1,5 milyon dolar istiyorlarmış. 3 odalı bir apartman dairesi için 4 milyon TL. “Çüş”, demekten başka bir şey gelmiyor aklıma.
İnanılmaz fiyatlar istiyorsun, inanılmaz isimler koyuyorsun ama klimaları da armut gibi ön cepheye koyuyorsun. Sık sık yazılarımda çok da estetik kaygımız olmayan bir millet olduğumuzdan söz ediyorum. Ne yazık ki artistik değerlerimiz çok da gelişmiş değil. Konu ne olursa olsun, her şeye işlevsel bakarız.

Güzel bir bina yapıyorsun ama dışarıdan bakan ön cephede 18 tane klima dış ünitesi görüyor. Bu nasıl bir çirkinliktir? Bu nasıl bir estetik eksikliğidir? Bu nasıl bir görüş noksanlığıdır? “Kardeşim bunları bir şekilde saklayacak daha güzel bir plan çizemiyor musun?”. Hemen belirteyim çok güzel bir şekilde bunları saklayan mimarlar var.
Binayı istediğin kadar güzel yap; alaturka bir şekilde uzak doğu evleri tadında bir görüntü içinde klimaları dış yüzeye koyduğun zaman benim için o bina bitmiştir. Bu sabah klimalara taktım ama antenler için de durum çok farklı değil.
Klimalarla yeni binaların görüntüsünün içine edenler çok fazla olmakla beraber; bu binaların iyi bir yanı, balkonların kapatmaya müsait olmaması. Balkon çevirmeye meraklı bir millet olarak, en azından bu çirkinlikten kurtulmuş olduk. Benim şu anda yaşadığım apartmanda yaşayan komşularımızdan biri, yangın merdiveni girişini kapatıp kiler haline getirmişti… 

Bulduk mu boş bir alan hemen etrafını kapatırız. Yangın merdivenlerini, bahçeleri, balkonları, apartman boşluklarını değil, klimaları kapatın…

Sağlıklı kalın, mutlu kalın…  

18 Mayıs 2015 Pazartesi

Ayarsız Kelimeler

Günaydın Dostlar,

Hiçbir şeyin bir ölçüsünün olmadığı topraklarda doğal olarak kelimelerin de bir ölçüsü, bir ayarı yok. Adam aklına gelen her şeyi söyleyebiliyor, kimse de “Bir dakika kardeşim sen ne diyorsun?” demiyor.
Yanlış anladınız, politikacılardan bahsetmiyorum. Onların ağızlarından çıkanlarla ilgili yorum yapmak beni aşar. O konuyu işin uzmanlarına bırakıyorum. Benim konum sokakta, çarşıda, pazarda gördüklerim.


Geçen sabah Ethem Efendi Caddesi’nde yürürken temizlik malzemeleri, plastik çamaşır leğenleri filan satan bir dükkânın tabelası dikkatimi çekti. Adam tutmuş tabelaya “Alış Veriş Merkezi” yazmış. “Yuh!” dedim içimden. Düşünüyorum da bu kelimelerin de bir standardı olmalı. Alışveriş merkezi olmanın parametreleri belirlenmeli ve her isteyen kapısına ben alışveriş merkeziyim, yazamamalı. Bir yerin alışveriş merkezi olabilmesi için bünyesinde en az on üç ayrı iş yeri olmalıdır gibi şartlar tanımlanmalı.

İki adım daha attım, bu sefer de yan sokaktaki bakkal amcanın tabelasına “Hipermarket” yazdığını gördüm. Oha be kardeşim. Süpermarket bile kesmemiş, amcamın gönlünden hipermarket yazmak gelmiş.

İnsanları ucuz bir şeyler sattıklarına inandırmak isteyenler de hemencecik “Outlet” yazıveriyorlar. Neyin outleti kardeşim? Tam olarak hangi markanın outletisin?

Biraz daha yürüyünce Muhittin Lojistik Şirketi’nin bütün yolu felç etmiş evden eve taşıma yapan kamyonuna rastladım. Bu adamcağız yıllardır bu semtlerde iki oğlu ve tek kamyonu ile evden eve taşıma yapan bir kişidir. Kamyonun brandasına “Lojistik Şirketi” yazmış. Yazamazsın diyen yok ki herkes istediğini yazıyor. Yukarıdaki örnekte olduğu gibi lojistik şirketi olmanın şartları belirlenmeli ve her isteyen kamyonunun üzerine bunu yazamamalı.

Tabii şöyle de enteresan bir durum var. Bu adamcağızın en azından bir tane kamyonu var. Birçok lojistik şirketinde o bile yok.

Ara sokaktan bizim mahalleye doğru inerken yeni yapılmış güzel bir apartman gördüm ve üzerinde “Koru Sitesi” yazıyordu. Zannedersin ki sitenin içinde elli tane bina var. Sonuçta bir tane apartman yapılmış ve adına da site denilmiş. Güzel kardeşim bir yerin adını site koyacaksan en azından iki bina olsaydı bari.

Sonunda eve geldim ama bu sefer de benim apartmanın karşısındaki yeni bitmiş inşaatın tabelası dikkatimi çekti. Buradaki amca da adını “Çamlık Rezidans” koymuş. Neden mi? Canı öyle istemiş de ondan. Neden kırk yıllık apartman bir anda rezidans olmuş? Kimse yapamazsın kardeşim, demediği için. Bahçesindeki çam ağacı amcayı yoldan çıkartmış.
Aynen turistik işletmelerin yıldız sistemi gibi bu işler de tanımlanmalı diye düşünüyorum. Nasıl havuzu olmayan bir işletme “Ben beş yıldızlıyım.” diyemiyorsa bazı şartları yerine getirmeyen apartmanlar da “Ben rezidansım.” diyememeli.

Diyeceksiniz ki “Sabah sabah her dert bitti de bir bunlar mı kaldı?”. Çok haklısınız. Allah hepimize tek derdimizin bu konular olacağı günler göstersin.
Sağlıklı kalın, mutlu kalın…