Restorasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Restorasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2020 Salı

Her İşi Yaparım...

Günaydın dostlar…

Son günlerde çok fazla televizyon programı izledim.  Tatildi (gerçi bana her gün bayram), yılbaşıydı, soğuk havaydı derken, bir de baktım ki izlemediğim, daha doğrusu görmediğim program kalmamış. Kısa kısa baktığım için çok da izlediğim söylenemez.
Televizyonların bazı işlerimizi halletmesine alışmıştık ama benim uzak olduğum dönemde her işi yapar hale gelmişler. Eskiden sadece gelin, damat bulurlardı ve birbirlerinden elektrik almalarını sağlamaya çalışırlardı (en azından biz öyle zannederdik), şimdi konu çok geniş bir yelpazeye yayılmış.


Futbol öğreten programlar her yerde ve hiç bitmiyor. Futbol işini futbolculardan, teknik adamlardan, yöneticilerden, hakemlerden daha iyi bilen insanlar sürekli yorum yapıyorlar, eğitim veriyorlar. Eline sopayı alan geçiyor tahtanın başına, başlıyor ders vermeye.

Dedektif tutmanıza veya polise gitmenize hiç gerek yok. Çeşit çeşit kaybolanları bulma programları var. Hatta kendini zevkinize göre sunucu bile seçebilirsiniz. Karmakarışık ilişkiler, cinayetler, kaçırmalar, yaralamalar, doğumda karıştırılan çocuklar her ne sorununuz varsa hepsi aydınlatılıyor. Allah kimseyi muhtaç etmesin.

Yemek programları epeydir var. Ünlünün biri gidip her gün bizim gibi insanların evinde yemek yiyor. Anlayacağınız yemek yapma konusu da çözülmüş durumda. Bir sürü ağır eleştiri yapıldıktan sonra (nasıl olduğunu ben de bilmiyorum) ortam bir anda göbek atma yarışına dönüşüyor. “Sen kim o yemeği yapmak kim” gibi laf sokuşturmalar da hiç eksik olmuyor.

İnsanları eve davet etmek istemiyorsanız, stüdyo ortamında yemek yapabileceğiniz yarışmalar da var. Yeter ki siz niyet edin, yemek yapacak bir yeri muhakkak bulurlar.

Göbek atma ortamlarında muhakkak şarkı söyleme de oluyor. Sonuçta amacımız yemek yapmak değil, meşhur olmak. Sesinizi büyük kitlelere ulaştırabilmenin de çaresi bulunmuş. Tek yapmanız gereken ünlülerin sizin sesinize dönmesini sağlamak. “Şarkının hissini bize geçiremedin” derlerse, o zaman bittiniz. Hemen toparlanın ve evinizin yolunu tutun.
Yemek programlarında yedik yedik büyük beden olduk, şimdi ne yapacağız? O konuyu da dert etmeyin. Büyük bedenlerin nasıl giyineceğine, nasıl yürüyeceğine, nasıl oturup kalkacağına, nasıl birbirleri ile didişeceğine yönelik program da var. Alışveriş yapsınlar diye her gün ellerine para verip sokağa salıyorlar; aldığınız elbiseler, ayakkabılar, çantalar ve aksesuarlar da sizin oluyor.

İnsanlar geldi yemekler yendi, ev battı; hemen “Temizlik Benim İşim” programına yönelmemiz gerekiyor. Programın formatını bilmiyorum. Onların işi olduğuna göre gelip temizliyorlar herhalde. Allah var, Amerika’da okul yıllarında yurtları temizlediğimiz dönemlerde ben de çok iyi temizlik yapardım. Bağlı bulunduğumuz şef biten her odayı kontrol ederdi ve gülerek “Burada ameliyat mı yapacağız?” diye espri yapardı.

Temizlemek ayrı bir konu; ya eviniz çok eskiyse ne yapacağız? Sorun yok. Biliyorsunuz bizim memlekette çareler tükenmez. Evinize gelip istediğiniz her odayı bedavaya yeniden yapıyorlar. Sizin tek yapmanız gereken şey, iş bittiğinde çok şaşırmış gibi yapmak.

En ilginç işlerden biri de, yöneticileri ve/veya sahipleri tarafından içine edilmiş restoranları ve otelleri kurtarma programları. Bu işleri çok iyi bilen bir amca geliyor, iki saat içinde sizin oteli kurtarıp gidiyor.
Bu kadar işten sonra herkes çok yoruldu. Kimse tatile gidemiyorum diye üzülmesin. Biraz sabrederseniz Acun ağabeyiniz sizi altı aylığına tropik bir adaya götürür. Kendinizi ılık kumlarda yatıyormuş gibi hisseder, bütün yorgunluklarınızı unutursunuz.

Sağlıklı kalın, mutlu kalın…

17 Haziran 2015 Çarşamba

Restorasyon...

Günaydın dostlar.

Restore edilmesi gereken şey nedir?
Tabi ki bozulan her şeyin yeniden yerine konulması gerekiyor.


Bu tip bir çalışma için bildiğim kadarıyla hükümet kurulmasını beklemeye bile gerek yok. Koalisyon cilveleşmeleri devam ede dursun, bir yandan da bu tip çalışmalar yürütülebilir. Milletvekilleri yemin edip meclise girdikleri andan itibaren bu tip çalışmaların içinde olabilirler.

Meclise neden bir türlü giremiyorlar? 10 gündür süren rozet takma çalışmaları hiç bitmiyor da ondan. Ne kadar yavaş bir milletiz. Sadece futbolumuz değil, her işimiz yavaş. Seçtiklerimiz şu anda her gelen vekilin kendi yöresinden getirdiği yöresel lezzetleri yemekle meşguller. Yemekler yenilip, rozetler takıldıktan sonra inşallah meclis de çalışmaya başlayacak. Muhtemelen verecekleri ilk karar da tatile çıkmak olacaktır.

Her işimizin merasim katsayısı çok yüksek bir toplumuz. İşini gücünü bırakıp havaalanına doluşan bürokratlarda bunun en büyük örneğidir. Gel meclise tak rozetini, ye baklavanı, et yeminini başla çalışmaya. Bu kadar uzatmaya ne gerek var?

Futbolcuların çocuklarıyla sahaya çıkma âdeti artık meclise de yansımış. Bakıyorsunuz bütün aile orada.

Yasa tasarısı önerebilmek için hükümetin kurulmasını beklemeye gerek yok. Herhangi bir parti bu önerileri yapabilir ve mecliste onaylanır. Acilen düzeltilmesi gerekenlerin başında hukuk sisteminin olduğunu düşünüyorum. İçeride ve dışarıda insanların güvenemediği bir hukuk sistemi olduğu takdirde, o noktadan başlayacak olan virüs ülkenin diğer ekonomik ve toplumsan parametrelerine de yayılır.
Bireysel hak ve özgürlüklerin yaşanmasına sorun oluşturabilecek her türlü yasa ve genelge teker teker düzeltilmelidir. Avrupa Birliği hedefi çerçevesinde, demokratik ve çağdaş bir ülke yaşamında olması gereken yasalar çıkartılmalı, bozulmuş olanları varsa da yeniden eski haline getirilmelidir.

MIT yasası gibi herhangi bir devlet kurumuna olması gerekenden fazla yetki ve dokunulmazlık veren yasalarda acilen tekrar gözden geçirilmelidir. Birimlerin birbirini denetleyebileceği çağdaş bir yapıya kavuşmak en öncelikli hedefimiz olmalıdır.

Erken seçim olur veya olmaz ama seçim barajı acilen makul seviyelere çekilmelidir. Seçim bitti artık hiçbir parti seçim barajından söz etmiyor.

Meydanlarda birçok söz verildi. Bu sözlerin bir kısmının tutulabilmesi için hükümet olmaya gerek yok. Yasama koalisyonu içinde bu tip yasalar onaylanabilir. Kimse sokaklarda söylediğinin aksini yapmaya kalkmasın. Seçmen adalet istiyor, seçmen huzur istiyor, seçmen sofrasına iki kap yemek koyabilmek istiyor.
Politikacıların seçim meydanlarında verdikleri sözlerin çoğunu yerine getirmemeleri veya getirememeleri dünyanın her yerinde alışılmış bir konudur ama en azından bir kısmını yerine getirin. En acillerinden başlayın aşağıya doğru gidin. Biz de oturduğumuz yerden, “Adamlar elinden geleni yaptı” diyebilelim.

Bu günlerde hiç bitmeyen bir “ödünç oy” sohbetleri var ya, unutmayın o oyların hepsi ödünç ve anında geri alınabilir. Herkes ömür boyu milletvekili maaşı almak ister. Bana da verseler, ben de isterim ama aynı zamanda da akşam başımı yastığa koyduğumda, o maaşı hak ettiğimi de düşünmek isterim.
Sizlerden de tek bir ricamız var. Parti menfaatlerini değil, sizlere oy verenleri ve onların beklentilerini düşünün ve akşam rahat uyuyun.

Sağlıklı kalın, mutlu kalın…