Seçim Barajı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Seçim Barajı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Haziran 2015 Çarşamba

Restorasyon...

Günaydın dostlar.

Restore edilmesi gereken şey nedir?
Tabi ki bozulan her şeyin yeniden yerine konulması gerekiyor.


Bu tip bir çalışma için bildiğim kadarıyla hükümet kurulmasını beklemeye bile gerek yok. Koalisyon cilveleşmeleri devam ede dursun, bir yandan da bu tip çalışmalar yürütülebilir. Milletvekilleri yemin edip meclise girdikleri andan itibaren bu tip çalışmaların içinde olabilirler.

Meclise neden bir türlü giremiyorlar? 10 gündür süren rozet takma çalışmaları hiç bitmiyor da ondan. Ne kadar yavaş bir milletiz. Sadece futbolumuz değil, her işimiz yavaş. Seçtiklerimiz şu anda her gelen vekilin kendi yöresinden getirdiği yöresel lezzetleri yemekle meşguller. Yemekler yenilip, rozetler takıldıktan sonra inşallah meclis de çalışmaya başlayacak. Muhtemelen verecekleri ilk karar da tatile çıkmak olacaktır.

Her işimizin merasim katsayısı çok yüksek bir toplumuz. İşini gücünü bırakıp havaalanına doluşan bürokratlarda bunun en büyük örneğidir. Gel meclise tak rozetini, ye baklavanı, et yeminini başla çalışmaya. Bu kadar uzatmaya ne gerek var?

Futbolcuların çocuklarıyla sahaya çıkma âdeti artık meclise de yansımış. Bakıyorsunuz bütün aile orada.

Yasa tasarısı önerebilmek için hükümetin kurulmasını beklemeye gerek yok. Herhangi bir parti bu önerileri yapabilir ve mecliste onaylanır. Acilen düzeltilmesi gerekenlerin başında hukuk sisteminin olduğunu düşünüyorum. İçeride ve dışarıda insanların güvenemediği bir hukuk sistemi olduğu takdirde, o noktadan başlayacak olan virüs ülkenin diğer ekonomik ve toplumsan parametrelerine de yayılır.
Bireysel hak ve özgürlüklerin yaşanmasına sorun oluşturabilecek her türlü yasa ve genelge teker teker düzeltilmelidir. Avrupa Birliği hedefi çerçevesinde, demokratik ve çağdaş bir ülke yaşamında olması gereken yasalar çıkartılmalı, bozulmuş olanları varsa da yeniden eski haline getirilmelidir.

MIT yasası gibi herhangi bir devlet kurumuna olması gerekenden fazla yetki ve dokunulmazlık veren yasalarda acilen tekrar gözden geçirilmelidir. Birimlerin birbirini denetleyebileceği çağdaş bir yapıya kavuşmak en öncelikli hedefimiz olmalıdır.

Erken seçim olur veya olmaz ama seçim barajı acilen makul seviyelere çekilmelidir. Seçim bitti artık hiçbir parti seçim barajından söz etmiyor.

Meydanlarda birçok söz verildi. Bu sözlerin bir kısmının tutulabilmesi için hükümet olmaya gerek yok. Yasama koalisyonu içinde bu tip yasalar onaylanabilir. Kimse sokaklarda söylediğinin aksini yapmaya kalkmasın. Seçmen adalet istiyor, seçmen huzur istiyor, seçmen sofrasına iki kap yemek koyabilmek istiyor.
Politikacıların seçim meydanlarında verdikleri sözlerin çoğunu yerine getirmemeleri veya getirememeleri dünyanın her yerinde alışılmış bir konudur ama en azından bir kısmını yerine getirin. En acillerinden başlayın aşağıya doğru gidin. Biz de oturduğumuz yerden, “Adamlar elinden geleni yaptı” diyebilelim.

Bu günlerde hiç bitmeyen bir “ödünç oy” sohbetleri var ya, unutmayın o oyların hepsi ödünç ve anında geri alınabilir. Herkes ömür boyu milletvekili maaşı almak ister. Bana da verseler, ben de isterim ama aynı zamanda da akşam başımı yastığa koyduğumda, o maaşı hak ettiğimi de düşünmek isterim.
Sizlerden de tek bir ricamız var. Parti menfaatlerini değil, sizlere oy verenleri ve onların beklentilerini düşünün ve akşam rahat uyuyun.

Sağlıklı kalın, mutlu kalın…

10 Haziran 2015 Çarşamba

Çubuk Barajı...

Günaydın dostlar.

Ankara’da çocukluğumuzun geçtiği yıllarda, “baraj” kelimesini duyduğumuzda bizim aklımıza ilk gelen şey Çubuk Barajı olurdu. Barajları su tutmaya yarayan setler olarak düşünürdük. Partilerin meclise girmesini önleyen setlerin de baraj diye adlandırıldığını çok uzun yıllar sonra öğrendik.
Tek başına iktidar olma hırsının politik ve ekonomik menfaatlerle harmanlanması insanları yaratıcı çözümler bulmaya yöneltti. Tabi ki bu olayın adını kimse bu şekilde tanımlamadı ama arka planda yatan gerçek her zaman tek başına iktidar oluşturmaktı. Topluma, ülkenin menfaati ve istikrarı için yapılan iyi niyetli çalışmalar olarak yansıtılsa da her zaman olayın başka parametreleri de vardı.


Bildiğim kadarıyla şu anda dünya üzerindeki hiçbir demokratik ülkede bu kadar yüksek bir seçim barajı yok. Düşünsenize bir ülkede 50 milyon seçmen varsa ve de partilerden biri 4,5 milyon oy alırsa meclise giremiyor. Bu kadar çok seçmenin oyu hiçe sayılıp garip bir aritmetik neticesinde seçimden birinci çıkan partiye yarıyor.

Bu tip formüllerle seçimlerden %33 oy alan partiler bile tek başlarına iktidara geldiler. Ülkedeki her 100 kişiden 67’si seni istememiş ama sen seçim barajı sayesinde sanki ülkenin tamamının oyunu almış gibi tek başına iktidara geliyorsun.

Gariptir bu dünya. Yıllarca sana hizmet eden aritmetik bir bakarsın bir anda senin tersine çalışıverir. Gerçekleri yansıtmayan formüllerle yapılan hesaplar gün gelir senin aleyhine işler. Bu sabah barajın tuttuğu sular senin havuzunda sırt üstü yatmanı sağlarken bir de bakarsın ki sular barajı aşmış ve senin şişme yatak alabora olmuş. Baraj yüksek olduğu için bunun üzerinden aşabilecek suyunda darbesi büyük olur.

Baraja karşı mıyım? Kesinlikle değilim. Sıfır baraj ile yola çıkmak bu ülkeyi yolun sonuna götürmez. Meclis birkaç kişilik partilerle dolar ve bizim topraklarda bu iş yürümez. Bizim için olması gereken daha makul bir baraj seviyesidir. %3’mü olur, %5’mi olur onu bilemem ama %10 olmaması gerektiği konusunda herkesin hemfikir olduğunu düşünüyorum.

Bu seçimlerde baraj %5 olsa ne olurdu. Sokağın gerçeklerini daha gerçekçi yansıtan bir tablo ortaya çıkardı. İnsanlar HDP ille de barajı geçsin diye HDP’ye oy verme yarışına girmezlerdi. Ödünç oy vb. gibi kavramların ortaya çıkmasına da gerek kalmazdı.
Nedir HDP’nin gerçek oy potansiyeli? %7-%8 civarı bir rakamdır. Bu çerçevede bir oy aldıkları zaman 40 civarı bir milletvekili çıkarırlardı ve bu da HDP seçmeni ile doğru orantılı bir rakam olurdu. Millet biraz daha sıksa neredeyse birinci parti çıkacaklardı.

%10 barajının gerçeği yansıtmadığı gibi, HDP’nin 82 milletvekili çıkarması da gerçeği yansıtmıyor. İster tepki oyları, ister korku oyları, adına ne derseniz deyin bu tip oyların beklenmedik bir boyutta bir resim çizdiğini görüyoruz.
Aynı durum diğer partiler için de geçerli. Örnek olarak, diğer partilerin barajı geçemeyeceğini düşünerek her seçimde CHP’ye oy veren birçok seçmen var. Seçim barajı düşürülürse kesinlikle CHP’nin de oyları düşer.

Bu konu yeni meclisin ilk gündem maddelerinden bir tanesi olmalıdır. Düşürülen seçim barajı, sokağın daha gerçekçi bir biçimde meclise yansımasına neden olacaktır ve insanlarda istemedikleri partilere oy vermek sıkıntısından kurtulacaklardır.
Sağlıklı kalın, mutlu kalın…