Attila Evrankaya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Attila Evrankaya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ocak 2026 Pazar

Yıldız Kaydı 2025

Günaydın Dostlar,

Bu yıl da çok fazla ünlü ve/veya hepimizin tanıdığı insanlar aramızdan ayrıldı. Gelin hepsini bir kere daha hatırlayalım ve ruhlarına dualarımızı gönderelim. Allah rahmet eylesin, mekanları cennet olsun.



2025 yılına da sıkıntılı bir haberle başladık. Türk müziğinin efsane isimlerinden, şarkıları yüz binler tarafından ezbere söylenen Ferdi Tayfur, 2 Ocak’ta Antalya’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Bir süredir sağlık sorunlarıyla uğraşan ve yıllardır Marmaris’te sakin bir hayat yaşayan sanatçının kaybı genç yaşlı herkesi derinden üzdü. Benim de çok sevdiğim bir sanatçıydı ve Amerika’da yaşarken öğrenci buluşmalarımızı hep Ferdi Tayfur şarkıları ile bitirirdik.

Türk edebiyatının usta isimlerinden yazar, senarist ve eleştirmen Selim İleri 8 Ocak’ta 75 yaşında hayatını kaybetti. Bir süredir rahatsız olan Selim İleri, aralarında “Dostlukların Son Günü", “Uzak Hep Uzak" ve “Yaşarken ve Ölürken" in de aralarında olduğu roman, öykü ve deneme gibi çeşitli türlerde eserler vermişti.

Türk televizyon tarihinin unutulmaz yapımlarından 'Yaprak Dökümü' dizisinde Neyir Hanım karakteriyle hafızalara kazınan usta sanatçı Bedia Ener Öztep, 14 Ocak’ta 69 yaşında hayatını kaybetti. Bir dönem sağlık sorunlarıyla mücadele eden usta oyuncu Bedia Ener, katıldığı bir televizyon programında hastalığını anlatmıştı.

21 Ocak’ta Bolu'da Kartalkaya Kayak Merkezi'nde bulunan, içinde tatilcilerin bulunduğu bir otelde çıkan yangında gazeteci ve yazar Nedim Türkmen ve ailesi alevlerden kurtulamadılar. Aynı korkunç yangında Fenerbahçeli minik yüzücü Vedia Nil Apak ve annesi de hayatını kaybetti.

Gazeteci ve spiker Deniz Arman tedavi gördüğü hastanede 24 Ocak’ta hayatını kaybetti. Uzun süredir sessiz sedasız tedavi gören Arman 64 yaşındaydı.

Türk futbolunun ve Fenerbahçe’nin unutulmaz isimleri arasında yer alan Ogün Altıparmak, 2 Şubat’ta 86 yaşında hayata veda etti. Süper Lig'de sarı-lacivertli formayla gol krallığı da yaşayan Altıparmak, 1986-1988 yıllarında Fenerbahçe'de yöneticilik de yaptı.

1980’li yıllarda İngiltere’nin en zengin isimleri arasında yer alan, son zamanlarda yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle hastanede tedavi gören 83 yaşındaki Kıbrıslı ünlü iş insanı Asil Nadir 6 Şubat’ta hayatını kaybetti. 

Kahtalı Mıçe” olarak bilinen Türk Halk Müziği sanatçısı Mustafa Aslan 15 Şubat’ta 72 yaşında hayatını kaybetti. Bir yıldır tedavi gören sanatçı Antalya’da vefat etti.

"Killing Me Softly" ve "The First Time Ever I Saw Your Face" gibi şarkılarıyla ülkemizde de tanınan Roberta Flack, 24 Şubat’ta 88 yaşında hayatını kaybetti.

26 Şubat’ta Amerikalı ünlü oyuncu Gene Hackmen ve eşi piyanist Betsy Arakawa New Meksiko Eyaleti’nin Santa Fe bölgesindeki evlerinde vefat ettiler. 95 yaşında vefat eden sanatçının köpeğinin de hayatını kaybettiği açıklandı. İlk önce “Cinayet şüphesi yok.” dense de daha sonra bir araştırma başlatıldı.

İki aya yakın bir süredir İstanbul’da tedavi gören değerli sanatçı Edip Akbayram 2 Mart’ta çoklu organ yetmezliği nedeniyle aramızdan ayrıldı. 75 yaşında hayatını kaybeden Akbayram benim de lise yıllarından beri çok sevdiğim ve dinlediğim bir sanatçıdır, yıllardır dinlediğimiz eserleri hep bizimle kalacak.

Bir süredir hastalıklarla mücadele eden oyuncu Şinasi Yurtsever 13 Mart’ta hayatını kaybetti. Ünlü sanatçı 51 yaşındaydı.

Uzun süredir pankreas kanseriyle mücadele eden ünlü oryantal Tanyeli (Öznur Kral), 17 Mart’ta tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Tanyeli 54 yaşındaydı. Kolay bir hayatı olmadı Tanyeli’nin. Çocuk Esirgeme Kurumunda geçen çocukluk, 14 yaşında çocuk gelin, 15 yaşında çocuk anne ve sürekli olarak hayatta kalma mücadelesi.

Yapımcı, yönetmen ve senarist Osman Sınav tedavi gördüğü hastanede 20 Mart’ta hayatını kaybetti. Bir süredir hastalıklarla mücadele eden Osman Sınav 69 yaşındaydı. Kariyeri boyunca birçok unutulmaz projeye imza atan Sınav; özellikle Deli Yürek, Ekmek Teknesi, Kurtlar Vadisi, Sakarya Fırat ve Sen Anlat Karadeniz gibi yapımlarla milyonların hafızasında silinmez izler bıraktı.

Çocukluğumuzda beyaz perdede dört tane kadın yıldız vardı. Ben de bunların arasında en çok Filiz Akın’ı severdim. Zarif güzelliği ve mütevazı görüntüsü herkesi çok etkilerdi. Bu güzel kadın yıllarca direndiği hastalığa daha fazla karşı koyamadı ve 21 Mart’ta aramızdan ayrıldı. Cenazesi de kendi hayat görüşü gibi sessiz sedasız defnedildi. Filiz Akın 82 yaşındaydı.

Uzun süre hastalıklarla mücadele eden ekonomist Evren Devrim Zelyut 26 Mart’ta 43 yaşında aramızdan ayrıldı. Yaklaşık üç ay önce akciğer kanseri teşhisi konulan Zelyut’un, beyin kanaması geçirdiği bildirildi.

Hollywood yıldızı Richard Chamberlain 29 Mart’ta hayatını kaybetti. 90 yaşındaki ünlü oyuncu, Hawaii’de geçirdiği felç sonrası oluşan komplikasyonlar nedeniyle yaşamını yitirdi. Chamberlain; Dr. Kildare, Gazap Kuşları ve Shogun gibi yapımlarla tanınıyordu.

KKTC'de verdiği konser esnasında aniden rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan usta sanatçı Volkan Konak, 31 Mart’ta hayatını kaybetti. Entübe edilerek hastaneye nakledilen Konak uzun süre uygulanan yaşam desteği çalışmalarına rağmen kurtarılamadı. Çok sevdiğimiz bir sanatçı daha 58 yaşında bizleri bırakıp gitti.

Hollywood’un efsanevi aktörlerinden Val Kilmer, 1 Nisan’da 65 yaşında hayatını kaybetti. Top Gun, Heat, The Saint, Batman Forever ve The Doors gibi unutulmaz yapımlarla hafızalara kazınan Val Kilmer, uzun süredir sağlık sorunlarıyla mücadele ediyordu.

Bin bir Gece, Küçük Kadınlar, Kara Ekmek gibi yapımlardaki rolleriyle tanınan usta oyuncu, öğretmen, eğitimci, sanat yönetmeni, çevirmen, editör ve yazar Ahmet Levendoğlu, 6 Nisan’da 80 yaşında hayatını kaybetti. 

Geçmişte Türkiye’de Fenerbahçe, Sivasspor, Kayseri Erciyesspor ve Kasımpaşa takımlarında görev yapan Alman çalıştırıcı Werner Lorant, 20 Nisan’da 76 yaşında yaşamını yitirdi. Lorant uzun süredir sağlık sorunları ile mücadele ediyordu.

Ferhunde Hanımlar, Bizim Evin Halleri gibi yapımlarla rol alan tiyatro oyuncusu Leyla Okay 23 Nisan’da hayatını kaybetti. Bir süredir tedavi gören sanatçı 62 yaşındaydı.

A Milli Kadın Voleybol Takımı'nın ve Fenerbahçe Kadın Voleybol Takımı’nın ilk kaptanı, Türkiye Voleybol Federasyonu'nun ilk kadın üyesi olma unvanını taşıyan eski milli voleybolcu Güneş Çapa 25 Nisan’da 89 yaşında hayatını kaybetti.

Kalp krizi geçiren ve aort damarı yırtılan TBMM Başkanvekili ve DEM Parti İmralı heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder 18 gün direnebildi ve 3 Mayıs’ta çoklu organ yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetti.

"Balık Ayhan" adıyla tanınan Roman müzisyen Ayhan Küçükboyacı, 13 Mayıs’ta İstanbul'da tedavi gördüğü hastanede 58 yaşında hayatını kaybetti. Sanatçı 12 Nisan’dan beri yoğun bakım servisinde tedavi görüyordu.

Eski Merkez Bankası başkanı ve politikacı Rüşdü Saracoğlu kalp rahatsızlığı nedeniyle 24 Mayıs’ta 77 yaşında hayatını kaybetti.

“Ellerimde Çiçekler” ve “Neler Oluyor Bize” gibi dillerden düşmeyen şarkılara imza atan usta sanatçı İlhan Şeşen 26 Mayıs’ta 76 yaşında hayatını kaybetti. Müzik dünyamızın kıymetli ismi iki yıldır tedavi görüyordu.

Elektrik çarpması sonucu hastanede tedavi altında bulunan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek 9 Haziran’da 48 yaşında hayatını kaybetti. Samimi gülüşü ve iyi niyetli bir yüz ifadesi olan Zeyrek, bir kere daha bize “İyiler hep mi erken gider?” sözünü hatırlattı.

“Yüzyılın En İyi Beyin Cerrahı” seçilen, modern beyin cerrahisinin öncü isimlerinden, mikronöroşirürjinin kurucusu Prof. Dr. Gazi Yaşargil 11 Haziran’da 99 yaşında hayata veda etti. Bilime adadığı ve bir asra yaklaştığı ömründe herkes için örnek teşkil eden nice işe imza atmıştı.

Çeşitli yarışmalardan hepimizin tanıdığı ve sosyal medya fenomeni olan Nihal Candan 20 Haziran’da 30 yaşında hayatını kaybetti. Anoreksiya hastalığı ile mücadele eden Candan’ın 24 kiloya düştüğü ve ikinci defa kalbinin durması sonucu hayatını kaybettiği belirtildi.

Bir süredir tedavi gören duayen spor spikeri Sabri Ugan 29 Haziran’da 62 yaşında hayatını kaybetti. Sabri Ugan, UEFA Şampiyonlar Ligi maçlarının anlatımıyla futbolseverlerin hafızasına kazınmıştı.

3 Temmuz’da Liverpool futbolcusu Diogo Jota trafik kazasında hayatını kaybetti. 28 yaşındaki Portekizli futbolcu İspanya'nın Zamora bölgesinde 26 yaşındaki kardeşi Andre ile trafik kazası geçirdi.

Bir süredir hastalık ile mücadele eden gazeteci ve yazar Nihat Genç 4 Temmuz’da tedavi gördüğü hastanede 69 yaşında hayatını kaybetti.

“Para Para Para”, “Ne Haber?”, “Gönlüm Çok Zengin” gibi hitlerle geniş kitlelere ulaşan sanatçı Rüçhan Çamay 10 Temmuz’da 94 yaşında aramızdan ayrıldı.

“Yarın Yarın”, “Asılacak Kadın”, “Bir Cinayetin Romanı”, “Bitmeyen Aşk” kitaplarıyla tanınan yazar ve çevirmen Pınar Kür 15 Temmuz’da 82 yaşında hayatını kaybetti.

"Pretty Little Baby" şarkısıyla ülkemizde de tanınan ve bir süredir sağlık sorunlarıyla mücadele eden çocukluğumuzun sanatçısı (hatta bebekliğimizin sanatçısı) Connie Francis, 17 Temmuz’da 87 yaşında hayatını kaybetti.

Türk siyasetinin önemli figürlerinden biri ve gazetecilik mesleğinin duayen isimlerinden biri olan eski CHP Genel Başkanı, gazeteci-yazar Altan Öymen, 19 Temmuz’da çoklu organ yetmezliği nedeniyle 93 yaşında hayatını kaybetti. Akciğer operasyonu geçiren Altan Öymen son günlerde yoğun bakımda tedavi görüyoedu.

Heavy metal müziğin efsanevi isimlerinden ve Black Sabbath grubunun vokalisti Ozzy Osbourne, 22 Temmuz’da 76 yaşında hayatını kaybetti. Ölüm haberi, sanatçının birkaç hafta önce sahneye veda ettiği son konserinin hemen ardından geldi. Osbourne, 2020 yılında yaşadığı bir düşmenin ardından Parkinson hastalığına yakalandığını açıklamıştı.

Sarı saçları ve bronzlaşmış dev cüssesiyle 1980'lerin en büyük güreş yıldızı ve sinema oyuncusu haline gelen Hulk Hogan, 24 Temmuz’da 71 yaşında vefat etti. Kalp krizi geçirdiği açıklanan Hogan, sağlık ekibinin tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadı.

Eski Merkez Bankası başkanı Süreyya Serdengeçti 26 Temmuz’da 73 yaşında hayatını kaybetti. Serdengeçti, 2001 krizi sonrası enflasyonu üç senede tek haneye düşüren ekibin merkez bankası eski başkanı olarak tarihe geçmişti.

Uzun süredir Bodrum’da tedavi altında olan çocukluğumuzun sanatçısı ve Türk müziğinin usta ismi Selçuk Alagöz 5 Ağustos’ta 80 yaşında aramızdan ayrıldı. Selçuk Alagöz, Türk popüler müzik tarihinin önemli şarkılarından bazılarını seslendirmiştir. “Malabadi Köprüsü”, "Her Şey Bitmiştir Artık", "Aşkın Gözü Kör Mü", "Dibi Dibi Da" gibi eserleriyle tanınmıştır. 

Türk spor basınının önemli isimlerinden ve Galatasaray Spor Kulübü’nün eski futbolcusu Ümit Aktan 7 Ağustos’ta 76 yaşında hayatını kaybetti. Bir dönem Galatasaray'da forma giyen ve sarı-kırmızılılardaki futbol macerası sakatlık nedeniyle kısa süren Aktan, 1972 yılında TRT’de spikerlik kariyerine başlamıştı.

‘Sevgilim', 'Bilemiyorum', 'Mükafat' ve 'Yeter ki' gibi unutulmaz eserlere imza atan sanatçı Saadet Sun, 8 Ağustos’ta 81 yaşında hayatını kaybetti.

1970’li yıllara damga vuran ve Türk müziğinin ilk kadın aranjörü olan sanatçı Banu Kırbağ, 18 Ağustos’ta 74 yaşında hayatını kaybetti. “Ölsem de Bir Kalsam da Bir” ve benim de çok sevdiğim “Unutulur” şarkılarıyla hafızalara kazınan sanatçı aynı zamanda MESAM denetleme kurulu üyesiydi.

Hepimizin televizyon ekranlarından ve internet ortamından tanıdığı, dünyanın 'en merhametli yargıcı' olarak bilinen Frank Caprio, uzun süredir mücadele ettiği hastalığa yenik düştü ve 20 Ağustos’ta 88 yaşında hayatını kaybetti.

Ünlü İtalyan moda tasarımcısı Giorgio Armani 4 Eylül’de 91 yaşında yaşamını yitirdi. Yaratıcılıkla iş zekâsını birleştiren Armani, yıllık yaklaşık 2,3 milyar euro (2,7 milyar dolar) ciro yapan dev bir şirketin başındaydı.

Rock müziğin efsane isimlerinden Supertramp’ın kurucu ortağı, vokalisti ve klavyecisi Rick Davies, 6 Eylül’de 81 yaşında Long Island’daki evinde hayatını kaybetti. Davies, 1970 yılında Roger Hodgson ile birlikte Londra’da Supertramp’ı kurdu. Daha sonra gruba Dougie Thomson, Bob Siebenberg ve John Helliwell katıldı.

Hollywood’un unutulmaz aktörlerinden, yönetmen ve çevre aktivisti Robert Redford, 15 Eylül’de 89 yaşında yaşamını yitirdi. Karizmasıyla tanınan Redford’un Utah eyaletindeki dağ evinde sabaha karşı vefat ettiği açıklandı. Hollywood’un “seyirciyi basitleştirme” anlayışına karşı çıkan Redford, filmlerinin kültürel bir ağırlık taşımasını şart koşuyordu. Robert Redford, 1960’lardan 80’lere uzanan kariyerinde “Butch Cassidy and the Sundance Kid” (1969), “The Sting” (1973), “All the President’s Men” (1976) ve “Out of Africa” (1985) gibi filmlerle Hollywood’un en gözde oyuncularından biri oldu.

Sahne adıyla Güllü olarak bilinen şarkıcı Gül Tut, 26 Eylül’de Çınarcık’taki evinde balkondan düşerek 51 yaşında hayatını kaybetti. Oğlu yaptığı açıklamada olayın intihar değil, kazadan kaynaklandığını ileri sürmüş olsa da savcılık tarafından yapılan uzun süren çalışmalar neticesinde süreç başka bir yöne doğru döndü ve kızı “kasten öldürme” suçlamasıyla tutuklandı.

‘The Godfather’, ‘Annie Hall’ ve ‘Something's Gotta Give’ filmleriyle tanınan Amerikalı Oscar ödüllü oyuncu Diane Keaton’ 11 Ekim’de Kaliforniya'da 79 yaşında hayatını kaybetti. Keaton, 1977 yapımı Woody Allen filmi 'Annie Hall’ ile 'En İyi Kadın Oyuncu' dalında Oscar ödülüne layık görülmüştü.

“Yabancı Damat” dizisinin “Memik Dede’si” Arif Erkin Güzelbeyoğlu 16 Ekim’de 90 yaşında hayatını kaybetti. "Bizimkiler", "Doksanlar" ve "Canım Ailem", "Muhteşem Yüzyıl" gibi popüler dizilerdeki performansıyla da hafızalara kazınan sanatçı, İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'ni bitirdikten sonra Devlet Opera ve Balesi'nin Opera Dershanesi'nde müzik eğitimi aldı ve İstanbul Radyosu'nda solist ve korist olarak görev yaptı.

Rock müziğin efsane isimlerinden biri olan KISS grubunun kurucu üyelerinden gitarist Ace Frehley, 16 Ekim’de 74 yaşında yaşamını yitirdi. Eylül ayının sonunda stüdyosunda geçirdiği talihsiz bir kaza sonucu düşerek beyin kanaması geçiren Frehley, uzun süredir New Jersey'deki bir hastanede tedavi altındaydı. Haftalardır yoğun bakımda bulunan ünlü gitarist, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Spor dünyasının duayen gazetecilerinden Faik Çetiner, 25 Ekim’de 69 yaşında hayatını kaybetti. Basın hayatına 1975 yılında Tercüman Gazetesi'nde adım atan Faik Çetiner, "Bizim Stadyum" programıyla Türk spor basınında iz bıraktı.

Türk sinemasının efsane isimlerinden Engin Çağlar, İstanbul Şişli’de yolun karşısına geçmeye çalışırken hızla gelen bir motosikletin çarpması sonucunda 1 Kasım’da 85 yaşında hayatını kaybetti. Çağlar, bir hafta sonra Filmsan Vakfı'ndaki başkanlık görevi nedeniyle onur ödülü alacaktı..

Türk Tiyatrosunda unutulmaz yeri olan Devekuşu Kabare’nin kurucularından, usta tiyatrocu Ahmet Gülhan, 3 Kasım’da 85 yaşında yaşamını yitirdi. Mart ayında eşi Gülümser Gülhan’ı kaybeden sanatçının, bu kaybın ardından oldukça sarsıldığı ve moralinin bozuk olduğu biliniyordu.

Türk sanat müziğinin efsane ismi Muazzez Abacı, kızını ziyaret etmek için gittiği ABD’de kalp krizi geçirmiş ve yoğun bakımda tedavi altına alınmıştı. Değerli sanatçı 12 Kasım’da 78’inci doğum gününde hayatını kaybetti. 12 Kasım 1947'de Ankara'da dünyaya gelen Abacı, 1990 yılında yayınladığı "Vurgun" adlı albümüyle satış rekoru kırmıştı.

Manisa Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay, Manisa Şehir Hastanesi’nde uzun süredir yoğun bakım tedavisi görüyordu. Daha fazla direnemeyen Durbay, 14 Aralık’ta 37 yaşında hayatını kaybetti. Ferdi Başkan’dan sonra Manisa bir kez daha sokaklardaydı, bir kez daha çok ağladı.

Hollywood'un efsane yönetmenlerinden Rob Reiner ve eşi Michele Singer Reiner 14 Aralık'ta Los Angeles'taki evlerinde ölü bulundu. Oğulları Nick Reiner gözaltına alındı. ABD polisi, 78 ve 68 yaşlarındaki çiftin ölümünün "bariz bir cinayet" olarak soruşturulduğunu açıkladı. Amerika’da yaşadığımız yıllarda “All In The Family” dizisi çok meşhurdu ve Rob Reiner o dizinin başrol oyuncularından bir tanesiydi.

Dünya sinemasına damga vuran en büyük yıldızlardan biri olan Brigitte Bardot 28 Aralık’ta 91 yaşında hayatını kaybetti. Çocukluğumuzun en büyük yıldızlarından biri olan Fransız sanatçı, rol aldığı filmlerle dünya çapında bir üne kavuşmuştu.

Galatasaray’ın efsane futbolcularından eski milli futbolcu Gökmen Özdenak, kalp rahatsızlığı nedeniyle tedavi gördüğü hastanede 31 Aralık’ta 78 yaşında hayata gözlerini yumdu.

2025 yılında ben de çok sevdiğim dostlarımı/akrabalarımı kaybettim.

Sevgili İsmail’in anneannesi, Neriman ve İbrahim Akyel’in anneleri Emine Köksal teyze de uğraştığı hastalıklara daha fazla direnemedi ve 24 Nisan’da aramızdan ayrıldı. Yıllardır bahçesinde yetiştirdiği sebzeleri, meyveleri yemyeşil ormanların ortasındaki sessiz evde tek başlarına kaldılar.

“İyiler her zaman mı erken gider?” sorusu 5 Temmuz’da bir kere daha soruldu? Aile dostumuz; sevgili Burcu’nun eşi, Nazlı ve Merve’nin babaları sevgili Turgay Gül sonsuzluğa yürüdü. Son vedamızı yaparken oluşan muhteşem kalabalık nasıl bir insan olduğunun son onayı gibiydi. Namazı kıldıran imam, “Son yıllarda böyle bir kalabalık görmedik, Allah herkese nasip etsin.” şeklinde bir yorum yaptı.

Çocukluğumuzdan beri tanıdığımız ve sevdiğimiz; Türkan ablanın eşi, Ayça ve Mustafa’nın babaları Tuncer ağabey (Hasçalık) de 18 Temmuz’da bizleri bırakıp sonsuzluğa yürüdü. Uzun seneler irili ufaklı hastalıklarla uğraşan Tuncer ağabeyden geriye bilgili sohbetler, güzel anılar ve çok fazla sevgi ve saygı kaldı.

Yıllarca aynı şirkette beraber çalıştığımız, emekli olduktan sonra da çeşitli buluşmalarda görüştüğümüz arkadaşımız Refika Özcan, 13 Ağustos’ta bizleri bırakıp gitti. Bir anda gelen haber hepimizi derinden üzdü. Sevgili Refika çok donanımlı, çok iyi niyetli özel bir insandı. Akıl ve tecrübe dolu sohbetlerini özleyeceğiz.

Ankara’da çocukluğumuzda yıllarca aynı apartmanda yaşadığımız ve çok sevdiğimiz Günay teyze (Haykır) de 12 Eylül’de bizleri terk etti. Her zaman çok hanımefendi bir yapısı olan sevgili teyzemizin hiçbir zaman o çizgisini bozduğunu göremezdiniz. Ne kimse hakkında konuşurdu ne de dedikodu yapardı. Kendi değerleri çerçevesinde sakin ve güzel bir hayat yolu vardı.

29 Ekim sabahı bizim için güzel başlamadı. Sabah son vedalarını yazan sevgili dayımız Attila Evrankaya, öğlene doğru çok sevdiği Cumhuriyet Bayramı sabahında Cumhuriyeti bize, bizi de Allah’a emanet ederek sessizce aramızdan ayrıldı. O kadar normal bir tavırla aramızdan ayrıldı ki hastanenin boş koridorlarında öylece kaldık. Her zaman iyi niyetli, her zaman sakin ve her zaman arkadaşımız gibiydi. Annemden esinlenerek biz de “Atiş” derdik. Başka biri olsa “Koskoca dayınıza ‘Atiş’ demeye utanmıyor musunuz?” der. Ruhu hep genç olduğu ve hep arkadaşımız gibi olduğu için hiç alınmazdı. Dayım ağabeyimiz gibi olduğu için rahmetli Neşe ablaya da hiçbir zaman “yenge” demedik. O da her zaman Neşe ablaydı. Umarım bir araya gelmişlerdir ve mutlulardır. Ankara’daki evin salonunda maç yaptığımız günlerden tutun da Beylerbeyi’nde hava aydınlanmadan gittiğimiz balıkçılık günlerimize kadar hiçbirini unutmayacağım.

Lise yıllarımızın yaramaz çocuğu sevgili Saruhan (Akalın) 20 Aralık’ta sonsuzluğa doğru yürüdü. Son derce zeki olan Saruhan, maalesef zekasını hep yapılmaması gereken işler için kullanırdı. Normal işler ve otorite onu çok fena halde sıkıyordu. Aslında içinde hiç büyümeyen bir çocuk vardı ama sürekli yaramazlık yaptığı için o çocuğu yakalamak çoğu zaman çok kolay olmuyordu. Okulun son senesinde sıra arkadaşım da olan Saruhan’ın artık bizi şaşırtmayan davranışları hep aklımda kalacak..

Liste çok uzun. Kaybettiklerimizin içinde sevdikleriniz vardır, hiç sevmedikleriniz de vardır. Görüşü size hiç uymayanlar da vardır. Doğal olarak aynı durum benim için de geçerli. Bu bir sevgi listesi değil. Günahıyla ve sevabıyla aramızdan ayrılanları son bir defa anma yazısı. Hepsinin mekânı cennet olsun.

Sağlıklı kalın, mutlu kalın…

1 Kasım 2025 Cumartesi

Attila Evrankaya

Günaydın Dostlar,

İsmi yanlış yazdım zannetmeyin, doğru yazılışı aynen böyleydi ve bu konuya çok dikkat ederdi.



Sevgili dayımla ilgili hatırladığım en eski anım bu resim demeyi çok istesem de bu resimle ilgili hiçbir şey hatırlamıyorum. Sevgili gençler (Sadık ağabey bu resim için çok teşekkür ederim, dün aramıza katıldığın için de ayrıca mutlu olduk.) böyle bir yere beni oturttuğunuz için çok sağ olun. Kızlar, bu resim için çok teşekkür ederim ama bu ilişki yürümeyecek gibi. Ben yazdım, siz 60 yıldır cevap yazmadınız, ben de daha fazla beklemek istemiyorum. “O zamanlar sosyal medya yoktu.” diye bahane üretmeyin, yazmak isteyen bugüne kadar bir yol bulurdu.

Beylerbeyi’nde çekilen bu resim bizim yaz tatillerimizin bir geçeği oldu. Her yaz İstanbul’a gelmeye can atardık. Herkes “Çakal Dağı’nın tepesinde yaşlı insanlarla sıkılmıyor musunuz?” dese de biz hiç sıkılmazdık. Anneanne ve dedeyi de sevsek de asıl neden dayımdı. O bizim ağabeyimiz gibiydi. Büyük bahçede saklambaç oynamaya bayılırdık. Daha sonraki yıllarda Neşe abla ile tanıştıktan sonra beraber saklandıklarını da görmedik zannetmeyin. Sık sık da plaja giderdik. Hep beraber ağaçlara tırmanıp meyve topladığımız da olurdu. Bütün erikleri tişörtümüzün içine doldurup çok titiz olan anneanneyi kızdırırdık.

Plaj konusu açıldığında ilk aklıma gelen de Caddebostan Plajı’ndaki günlerimiz oluyor. Sabahtan akşama kadar orada oturup hiç sıkılmazdık. Hamburgerin olmadığı yıllarda yediğimiz sosisli sandviçler dünyanın en lezzetli yemekleri gibiydi. Plajın hemen yanındaki Caddebostan Maksim Gazinosu’nda sahne alan şarkıcıların provalarını veya sahne çalışmalarını dinlemek de ayrı bir güzellik katıyordu. Küçüksu Plajı’nda boydan boya göğsümü duvara sürtüp doktorun odasına gittiğimde de yine yanımda dayım vardı.

“Dayım vardı.” derken başka kimse yoktu gibi bir anlam da çıkmasın. Dayım sosyal bir insandı. Her zaman birçok arkadaşı da yanımızda olurdu. Beni de arka koltukta kızlarla oturturlardı ama çok uslu bir çocuk olduğum için “Ben neden arka koltukta oturuyorum?” diye bir kere bile şikâyet etmedim.

Plajdan sonra eve gittiğimizde (her akşam olmasa da) balkonda yemek keyfi başlardı. Mangalda pişirilen köftelerin bahçeden toplanmış ürünlerle yapılan çoban salatası eşliğinde boğaz manzaralı bir ortamda yenmesi harikaydı. Balkon güzel de ağustos ayında bile olsanız Küplüce Mahallesi’nin akşamları soğuk olur, yün donsuz oturulmaz. Mangal kendi pişirmiyor, birinin ilgilenmesi gerekiyor. Kim ilgilenecek? Tabii dayım.

Sünnet olduğumda bütün gün yatağımın başucunda oturan da dayımdı. Ben boş gözlerle etrafa bakarken o hep yanımdaydı. Benim başıma bu kadar iş gelmişken kadınların ortada göbek atmasına da sinir olmuştum. Dayım da “Bırak oynasınlar oğlum.” diyordu.

Benim hayatımdaki birçok ilk de hep dayım vardı. Bu satırları yazarken neden gözlerim doluyorsa. Sevgili Sinem Öğretmenim bu duygularla ve dolu gözlerle bu kadar oldu. Bugünlük hataları görme, sonra not kırarsın. Benim ona benzediğimi de herkes bilir. Dün cami avlusunda (katıldıkları için çok mutlu olduğumuz) sevgili Tülay ablaya, Bengi ablaya, Çiğdem ablaya ve Mert’e (Müge’cim Galatasaraylı olduğun için seni yazmadım) anlattığım gibi beni ilk Fenerbahçe maçına da dayım götürmüştü. Ankara’daki Fenerbahçe-Bursaspor Başbakanlık Kupası maçı, benim hayatımda gittiğim ilk maçtır.

İlk küfürlerimi de dayımdan öğrenmiştim ama bu konuyu şimdilik çok yaymayalım, aramızda kalsın. “Ulan” denilince küfür edildi diyerek fenalaşan bir anneannenin ortamında bana küfür öğretirdi. Allah’tan bir şeylerin yanlış olduğunu hissettim de bu çalışmalar çok uzun sürmedi. Siz yine de üzülmeyin, sonradan bütün eksiklerimi tamamladım.

Dayım son yıllarda iyi değildi. O kadar çok sorunu vardı ki konuştuğumuz zaman kocaman bir liste oluşuyordu. Maalesef bu sorunların birçoğunun nedeni de gençlik yıllarından başlayarak çok uzun bir süre devam eden kötü bir alışkanlıktı. Ben bildim bileli bu alışkanlık hep vardı. Bırakalı çok uzun yollar geçmiş olsa da ortaya çıkan hasar hep onunla beraber yaşadı. İbrahim Bey, bu son satırı sizin ve bu alışkanlıktaki diğer sevdiklerim için yazdım.

Dayımın çok hassas bir dengesi vardı ve o dengeyi nasıl koruyacağını da en iyi kendisi biliyordu. Hangi ilacı ne zaman alması gerektiğini ve ne kadar alacağını çok güzel ayarlardı. Değişen değerlere göre çok uzun yıllar dengede kalmayı başardı. Bunun en büyük nedenlerinden biri de kendi vücudunu çok iyi tanımasıydı.

Kendini çok iyi tanıdığı için son günün geldiğini de çok iyi biliyordu. Aramızdan ayrılırken o kadar sakince, o kadar vedalaşarak ayrıldı ki hepimizin içinde garip bir burukluk kaldı. Birçok insan bakkala giderken daha büyük bir olay yaratıyor. Sabah kalktığımda sabaha karşı bir sosyal platform ortamında yazılmış “Allah’a emanet olun.” paylaşımını gördüm. Bu ortamlarda benden daha aktifti. Mesaj çok net olsa da ben o şekilde algılamak istemedim. Sorunları çok artmış olsa da yakın zamanda bir ayrılık yaşayacağımıza hiç inanmıyorduk.

Sosyal platformdaki mesajından sonra sabah saat 8,49’da aile WhatsApp grubuna “Ben hiç iyi değilim.” diye son mesajını yazdı. Ben hemen cevap yazsam da bir daha cevap gelmedi. Durum çok netti, dostlarıyla, ailesiyle, herkesle vedalaşmıştı ve artık başka bir şey yazacak hali yoktu. Daha sonra hastanede bir aya yakın bir süredir onunla ilgilenen arkadaşlarla da vedalaştığını öğrendik. Bir parantez de Göztepe Süleyman Yalçın Hastanesi’ndeki çalışanlar için açmak istiyorum. Sevgili doktorlar, hemşireler ve diğer bütün çalışanlar (aynı Soyak Residence ortamında olduğu gibi) dayımla adeta kendi aile büyükleriymiş gibi ilgilendiler. Hepsinden Allah razı olsun.

Hastaneye vardığımda durum beklediğimiz gibiydi. Her zaman dayımın her sorununu çözmeye çalışan sevgili Ebru ve Tolga kapıda, doktorlar odanın içindeydi. Son bir çaba sonuç vermedi ve çok sevdiği Cumhuriyet’in bayramında sessizce araladığı kapıdan sessizce sonsuzluğa yürüdü. Gürültü çıkmasın diye kapatmadığı kapıdan gözyaşlarıyla arkasından bakmak da bize kaldı.

Bu vesile ile bütün bu süreçte yanımızda olan ve iğneden ipliğe kadar her detayın peşinde koşan büyük Soyak Residence Ailesi’ne, Ebru’nun artık ailemizin bir parçası olmuş bütün arkadaşlarına, bütün akraba ve dostlarımıza ve yıllardır dayımla yaşayıp her ihtiyacına yetişmeye çalışan bütün arkadaşlara kalpten çok teşekkür ediyoruz. Son dakikaya kadar her zaman yanımızdaydılar. Hem çok iyi niyetliler hem de çok becerikliler. Sevgili Aylin ve Nazlı son saniyede gazete ilanını yoktan var ettiniz, sağ olun. Bazen insan çok iyi niyetli olsa da işi sonlandırma yönü eksik kalır ama burada ne çayın eksik kalıyor (Çaylar için de ayrıca teşekkür ederim.) ne de işler.

Ben dayıma benzediğim için bütün hayatım boyunca mutlu oldum, onu çok özleyeceğim. Umarım gençlik yıllarının geçtiği Beylerbeyi’nde mutlu ve huzurludur. Mekânın cennet olsun, her zaman çocuk ruhlu ve hiç büyümek istemeyen dayım.

Başsağlığı dileklerini her ortamda ileten, camide ve/veya mezarlıkta bizle birlikte olan, duamıza katılan ve yakın, uzak birçok yerden gelen bütün dostlarımıza çok teşekkür ederiz.

Sağlıklı kalın, mutlu kalın…