Günaydın Dostlar,
Çok sıkıntılı
günlerden geçtik ve geçmeye de devam ediyoruz. 1,5 yıl kadar önce başlayan salgın herkese
maddi ve manevi olarak çok zor günler yaşattı. Bu kadar zorluğun arasında suyun
üstünde durmaya çalışırken belki birkaç tecrübeyi de cebimize atabiliriz diye
umut ediyorum.
Japonya’ya gittiğim
zaman insanların hasta olduklarında işyerlerine maske ile geldiklerini görüp
çok etkilenmiştim. “Acaba biz de böyle bir alışkanlık edinebilir miyiz?” diye
yüksek sesle düşünüyorum.
İlla da yasal veya
toplumsal bir zorlama olması gerekmiyor. Hasta olanlar, burnu akanlar,
öksürenler o dönem için işyerlerine maske ile gelseler güzel olmaz mı? Bu kadar
süredir takıyoruz, hasta olduğumuzda da bir hafta takabiliriz.
“Maske takmak çok
sıkıcı, ben maske takınca nefes alamıyorum.” diyen arkadaşlarım da hasta
olduklarında kısa bir süre maske takarlarsa çok büyük bir iş başarmış olurlar.
Unutmayalım ki gıda veya ilaç üretiminde çalışan dostlarımız her gün maske
takıyorlar.
Sabah sabah bu konu
nereden aklıma geldi, onu da anlatayım. Haberlere bakarken “Bu sene mevsimsel
grip çok az oldu.” diye bir haber okudum. Bazı insanlar da bunu olduğumuz
aşıların yan faydası olarak görüyorlarmış. Konunun hiç uzmanı değilim ama
aşının faydasından çok maskeli dolaşıp önlem almamızdan kaynaklanıyor. Herkes
maskeli olunca, birçok insan evden çalışınca, okullar kapalı olunca, seyahat
azalınca; virüs de bulaşacak yer bulamadı.
Hapşıran, öksüren
insanlar toplu taşımalara, işyeri servislerine, okul servislerine maske ile
binseler ne kadar güzel olur. Bu hem karşımızdakilere bir saygıdır hem de
hastalıkların süratle bulaşmasını önler. Yapar mıyız? Ben umutluyum. Bazı
insanların kesinlikle yapacağını düşünüyorum. Nasıl bazı insanlar köpeklerinin
arkasından çok güzel bir şekilde topluyorlarsa maskenin de aynı ilgiyi
göreceğini düşünüyorum. Nasıl olsa artık hepimizin evinde maske var.
“Maske var.” demişken maskenin de bundan sonra evlerde her zaman bulunan malzemelerden biri olacağını
düşünüyorum. Nasıl hepimizin evinde genelde pamuk bulunursa maske de öyle bir
şey olacak. Bütün bu yaşadıklarımızdan sonra kendimizi çıplak hissederiz. Ben
maske takmayınca yün donumu giymeyi unutmuşum gibi hissediyorum. Her taraf çok
bir havadar oluyor.
Bu önlemleri alırken sadece nezle, grip veya soğuk algınlığını düşünmememiz lazım. Dünyada yer
kalmayıp insanlarla hayvanlar iç içe girmeye devam ettikçe, maalesef daha yeni
virüsler de ortaya çıkacak. Ne olduğunu anlamayıp üşüttüm zannettiğimiz için
de o yeni virüsü tüm mahalleye yayacağız. “Bir musibet bin nasihatten iyidir.” diye boşuna söylememişler. Biz de musibetin kralını yaşadığımıza göre,
kendimize de minicik bir ders çıkarabiliriz.
Normal bir hastalık
zannettiğimiz bir durumun, çok da normal olmadığını anladığımızda iş işten
geçmiş oluyor. Hasta olan kişi, bütün herkesi her türlü eski veya yeni
hastalıktan korumak için, anında tedbir almalı. Maske takmalı, temizlik
kurallarına çok dikkat etmeli ve gerekiyorsa mesafe kurallarına uyarak evden
dışarı çıkmamalı.
Maske çok önemli bir
konu olsa da, tabii tek konumuz değil. Sarılmalara, öpüşmelere, makas almalara,
çocukların yanağını somurmalara da bir son vermeliyiz. Hele hele hastalık
belirtisi hissettiğimizde, hemen bütün dokunma aktivitelerimizi
sonlandırmalıyız.
Sağlıklı kalın, mutlu kalın…