Yılbaşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yılbaşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ocak 2023 Pazar

Sabah Postası 2022

Günaydın Dostlar,

Koca bir yıl geçti ve kendi kendime neler yaşadık neler, diye düşündüm. 2022 yılında yaşadığımız ana başlıkları hep beraber hatırlayalım mı? Her zaman olduğu gibi ocak ayı yine hiç iyi başlamadı. Yeni yılın ilk günlerine bütün sülale salgına yakalanmış olarak girdik. Neyse ki herkes kısa bir süre de iyileşti. Her zaman söylediğim gibi “Ocak ayında hiç iyi bir şey olmaz.”



İstanbul’da on senede bir defa ciddi boyutta kar yağar. Meğerse o sene bu seneymiş. Ocak ayının son haftasındaki yoğun kar fırtınası, bir kere daha bütün hayatı felç etti. Karayolları düğüm oldu, havaalanındaki yolcular ne gidebildiler ne de geri dönebildiler. Biz de her zamanki gibi hamsinin neden tava değil de buğulama yapıldığını tartıştık.

Şubat ayının son haftasında Rusya Ukrayna’ya saldırdı. “Ben saldırmayacağım, sınıra yakın bölgelerde tatbikat yapıyorum, piknik yapıyorum.” sözleri bir kez daha doğru çıkmadı. Maalesef daha ilk saatlerden itibaren savaşın kara yüzünü görmeye başladık. Bütün bir yıl boyu süren savaşta maddi ve manevi çok büyük bir yıkım oluştu. “Rusya bu işi iki haftada bitir.” şeklindeki görüşler cephenin gerçeğinin çok uzağında kaldı. Yıl bitti, savaş bitmedi.

2 Mart’ta, Covid-19 salgını nedeniyle 10 Nisan 2021’den beri uygulanan HES kodu uygulaması ve açık alanlarda maske takma zorunluluğu kaldırıldı. Toplu taşıma araçlarında ve kapalı alanlarda maske kullanımının devam edeceği açıklanmış olsa da daha sonraki aylarda onlar da kaldırıldı

Çanakkale Zaferi’nin 107. yılında 18 Mart’ta Çanakkale Köprüsü açıldı. Köprünün geçiş ücreti 15,00 Euro + KDV olarak açıklandı. İşletme süresi 11 yıl, günlük geçiş garantisi de 45 bin araç olarak belirlenmiş. 4 bin 608 metre uzunluğundaki Çanakkale Köprüsü, orta açıklığı itibarıyla da dünyanın en uzun köprüsü unvanını aldı.

ABD merkezli sosyal medya platformu Twitter için hisse başına 54,20 USD teklif ederek Twitter’ın tamamına talip olan Tesla'nın CEO'su Elon Musk, 25 Nisan’da Twitter’ı 44 milyar dolara satın almak için anlaştı. Anlaşma, Twitter tarafından yapılan açıklama ile de doğrulandı. Twitter’ın tamamının Musk’a ait bir kuruluş tarafından hisse başına 54,20 dolardan satın alınacağı açıklandı. Üç ay sonra da bizim Musk amca “Ben vazgeçtim, almıyorum.” dedi ve mahkemelik oldular. Ekim ayının son günlerinde de “Tekrar fikrimi değiştirdim, alıyorum.” dedi.

Nisan ayının son haftasında Seda teyze yedinci defa nikah masasına oturdu. Beşiktaş Belediyesi Nikah Daire Başkanı’nın kıydığı nikah Swiss Otel’de gerçekleşti. Genç çifte ömür boyu mutluluklar dileriz.

Haziran başında iki gün içinde arka arkaya gelen haberlerle üzüldük. İtalya’da düşen helikopterde dört vatandaşımızı kaybettik. Hemen ertesi gün Balıkesir’in Dursunbey ilçesinde meydana gelen trafik kazasında sekiz kişinin hayatını kaybettiği ve on kişinin yaralandığı haberi geldi. Aynı günün akşamında Suriye’den dört şehit haberi geldi. Hepsinin mekânı cennet olsun.

Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan “Turkey adının Türkiye olarak kullanılması başvurusu” Birleşmiş Milletler tarafından 2 Haziran’da tescillendi.

Maalesef 2022 yılında da orman yangınlarından kurtulamadık. Dünyanın gitgide ısınıyor olması her sene orman yangınlarını da beraberinde getiriyor. İlk büyük yangın 21 Haziran’da Marmaris’in Hisarönü Mahallesi’nin Bördübet ormanlık alanında çıktı. Ülkemizde ve dünyanın birçok ülkesinde irili ufaklı orman yangınları yıl boyunca devam etti.

Yılın en uzun günü kimseye uğurlu gelmedi. Aynı gün Afganistan’da meydana gelen 6,0 büyüklüğündeki deprem neticesinde 1.500’den fazla kişi hayatını kaybetti.

Haziran başladığı gibi bitti. Ayın son günlerinde sıkıntılı haberler birbirleriyle yarıştı. Batı Karadeniz başta olmak üzere yurdun birçok bölgesinde yaşanan sel felaketi yaşananlardan hiçbir ders çıkartmadığımızı ve akarsularla zıtlaşmaya devam ettiğimizi gösterdi. Maalesef bu konuda yarım asırdır yarım metre yol alamadık.

Amerika’nın Texas eyaletinde terk edilmiş bir TIR’ın kasasında elliden fazla kaçak göçmenin cesedi bulundu. Hemen arkasından da Kolombiya’da bir cezaevinde çıkan isyanda elliden fazla kişinin hayatını kaybettiğinin haberi geldi.

Haziran sonunda Survivor bitti ve halk oylamasıyla Nisa Bölükbaşı birinci oldu. Yarıştığı parkurların sadece %40’ını kazanan bir yarışmacının kupayı kazanması yoğun tepkileri de beraberinde getirdi. “Parkurların ağırlığı olmayacaksa neden her gün saatlerce parkurlarda yarışıp sağımızı solumuzu sakatlıyoruz.” yorumları haftalarca bitmedi. Bir anda ülkenin en büyük sorunu haline geldi.

Temmuz başbakanlar için iyi başlamadı. Her ne kadar “İstifa etmeyeceğim.” deyip dursa da hükümet görevlilerinin arka arkaya gelen istifaları Boris Johnson’ı da istifaya zorladı. Hemen arkasından Japonya’nın eski başbakanı Shinzo Abe’nin seçim konuşması yaptığı sırada vurularak öldürüldüğü haberi geldi.

4 Ağustos’ta İstanbul Zeytinburnu’ndaki tarihi Balıklı Rum Hastanesi’nde yangın çıktı. Hastanede bulunan 104 hasta tahliye edildi ve yangında ölen veya yaralanan olmadı. Yangın sonucu hastane kullanılamaz hale geldi.

20 Ağustos’ta Gaziantep’te meydana gelen zincirleme trafik kazasında üç itfaiye eri, üç sağlık personeli ve iki gazeteci de dahil olmak üzere 15 vatandaşımız hayatını kaybetti ve 31 vatandaşımız yaralandı. Aynı günün akşamında Gaziantep’teki katliam gibi kazanın bir benzeri de Mardin’in Derik ilçesinde meydana geldi. Kazazedelere yardım eden görevlilere ve vatandaşlara arkadan gelen bir TIR çarptı ve kazada 20 kişi hayatını kaybetti. 26 kişi de yaralandı.

Pakistan'da hazirandan ekime kadar etkili olan muson yağmurlarının yol açtığı sellerle gelen yıkımın bilançosu çok ağır oldu. Son otuz senedeki yıllık ortalama yağış miktarının beş altı katına maruz kalan Pakistan'da yaşanan selde 1600'den fazla kişi hayatını kaybederken 12 bin 728 kişi de yaralandı.

Eylül ayında Annesi Kraliçe 2. Elizabeth'in hayatını kaybetmesiyle 73 yaşında tahta çıkan Kral 3. Charles, resmen İngiltere Kralı ilan edildi. Londra'daki St James Sarayı'nda kraliyet danışma meclisinin üyeleri tahta geçiş konseyi için toplandı. Yapılan seremonide Kraliçe 2. Elizabeth'in ölümü resmen açıklandı ve ardından 3. Charles'ın Kral olduğu resmen duyuruldu.

Eylül ayında İran’da 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin başörtüsünü düzgün takmadığı gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetmesi büyük protestolara sebep oldu. Giderek şiddetlenen protestolar seksenden fazla kente yayıldı ve çok fazla insan hayatını kaybetti.

Amerika’da eylülün son haftasında saatteki hızı 241 kilometreyi bulan ve kategori 4 seviyesinde olduğu belirtilen Ian kasırgası, başta Florida olmak üzere birçok eyalette ciddi hasara neden oldu. Yer yer sel sularının yüksekliği iki metreyi aştı ve milyonlarca ev ve işyeri günlerce elektriksiz ve susuz kaldı.

Ekim ayının ilk gününde Endonezya’da bir futbol maçında çıkan izdiham faciayla sonuçlandı. Ev sahibi takım maçı kaybedince binlerce taraftar sahaya girdi ve polis kalabalığa müdahale etti. Sert müdahale ve biber gazı kullanımı nedeniyle çıkışlara kaçışan taraftarlar sıkışarak hayatını kaybetti. Sonuçta, 174 can kaybı ve yüzlerce yaralı ile sonuçlanan çok vahim bir gece yaşandı.

Maden kazaları maalesef bu sene de yakamızı bırakmadı. Bir kere daha kaygılı gözlerle ekran başına yapıştık. Bartın’ın Amasra ilçesinde, Türkiye Taşkömürü Kurumu Amasra Müessese Müdürlüğünde 14 Ekim’de yer altında bir patlama meydana geldi. Patlama sonrası 42 işçi hayatını kaybetti. Geride babasını, oğlunu, kardeşini bekleyen yaşlı gözler kaldı. Allah yardımcıları olsun.

Temmuz ayında Boris Johnson ayrıldıktan sonra İngiltere Başbakanı olan teyze de sadece 45 gün dayanabildi ve Liz Truss 20 Ekim’de istifa etti. Daha ismini bile tam öğrenememiştik. Dört gün sonra Rishi Sunak yeni başbakan olarak açıklandı.

Türkiye’nin yeni yerli üretim otomobil markası Togg’un seri üretiminin yapılacağı Gemlik Kampüsü Cumhuriyet Bayramı’nda büyük bir törenle açıldı. 18 Temmuz 2020 tarihinde temeli atılan fabrika, 27 ayda tamamlandı. Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu (Togg) tarafından üretilen elektrikli araçlar, 2023 yılı Nisan ayında trafiğe çıkacak.

29 Ekim’de Güney Kore’nin başkenti Seul’de düzenlenen cadılar bayramı kutlamalarında meydana gelen izdihamda 153 kişi hayatını kaybetti, yüzden fazla kişi de yaralandı.

13 Ekim’de İstanbul Taksim’de terörün karanlık yüzü bir kere daha ortaya çıktı. İstiklal Caddesi’nde meydan gelen patlamada 6 kişi hayatını kaybetti, 81 kişi de yaralandı. Suriye uyruklu terörist polisin titiz çalışması neticesinde olaydan dokuz saat sonra Küçükçekmece’de yakalandı.

Bu coğrafyada deprem hayatımızın bir gerçeği. 23 Kasım’da Düzce’de meydana gelen 5,9 büyüklüğündeki deprem, hepimize ürkütücü yüzünü bir kere daha hatırlattı. Ankara’dan İstanbul’a kadar birçok vilayette hissedilen depremde 2 kişi hayatını kaybetti, 93 kişi de yaralandı.

Yılın son haftasında Amerika ve Kanada elli yılda bir defa görülen bir kar fırtınasının etkisinde kaldı. ABD’de aşırı soğuk nedeniyle 48 kişi hayatını kaybetti, trafiğe çıkışlar yasaklandı ve süpermarket rafları boşaldı. Felaketi en yoğun şekilde yaşayan Buffalo kentinde kar kalınlığı bir metreyi aştı.

Bu sabah aklıma gelen ana konuları özetlemeye çalıştım. Yaşanıyor ve unutuluyor. Çektiğimiz sıkıntılar da güzellikler de hepsi geride kalıyor. Umarım 2023’te çok daha fazla güzelliklerin olduğu bir yazı yazarım.

Sağlıklı kalın, mutlu kalın…

2 Ocak 2016 Cumartesi

O Adam Benim Babam

Günaydın Dostlar,

Yeni yılın ilk sabah yazısına başlarken 2016’ın hepimize barış, sağlık ve mutluluk getirmesini diliyorum. Artık kan ve gözyaşı dolu eski haberler almak istemiyoruz. Bize çiçekli, böcekli yeni haberlerle gelin.
Yılbaşı gecesinde ve yeni yılın ilk gününde aklımda hep babam vardı. Nedenini bilmiyorum ama hiç aklımdan çıkmadı. Günlerin ve yüzlerin hiç fark etmediği yaşamındaki yalnızlığı içimde bir birikim olarak kaldı.



Tabii yalnız değil. Etrafında onu çok seven ve çok iyi bakan sevenleri var ama yine de bilgiye ve bilmeye çok önem veren bir insanın, çok da fazla bir şey bilmeden yaşaması; onun için bir yalnızlıktır.

Hayatının çok büyük kısmını herkesi kontrol ederek ve hep benim dediğim olacak parametreleri içinde yaşamış bir insanın, şimdi kendi hayatını bile kontrol edememesi hiç aklımdan çıkmadı.

Yılbaşında babamın aklıma yerleşmesinin hiçbir özel nedeni yok. Babam yılbaşını hiç sevmez ve önemli bir gün olduğunu da düşünmezdi. Sadece yılbaşı değil, doğum günleri ve yıldönümleri de babam için hiçbir şey ifade etmezdi.
Bizim çocukluğumuzda yılbaşı gecelerinde genelde bizimkiler küs olurdu. Barışık olarak yılbaşına girdiklerini hiç hatırlamıyorum. Ben Amerika’da yaşadığım süre içinde sadece bir kere yılbaşı için Türkiye’ye geldim ama onda da yine küsmüşlerdi. “Yıla nasıl başlarsan gerisi de öyle gider.” demişler. Bizimkiler de yılın çoğunu küs geçirirlerdi.
Zaten hiçbir zaman akşam yemeğine dışarı gitmek gibi bir âdetimiz olmadığı için yılbaşı kutlaması için dışarı gitmek gibi bir alışkanlığımız da yoktu.

Annem, televizyonun karşında uzun uzun oturulsun isterdi; babam da hemen yiyip kalkmak isterdi. Yılın son gecesi olması yemeği uzatmak için bir sebep değil. Yenilecek şeylerin acilen mideyle buluşması gerekiyor.

Yemekler yapılır, mezeler alınırdı ama yine de babam kısa sürede yemeğini yiyip kalkardı. O salonda kitabını okurken biz de oturma odasında televizyon izlerdik. TRT’nin o zamanki eğlence programları bize çok güzel gelirdi. Kim bilir belki de başka bir şey bilmediğimiz içindir.
Yemek çabucak yenir, televizyon da seyredilmez, başka da yapacak bir şey kalmaz. Başka bir şey kalmadıysa o zaman yatma zamanıdır. Babam, en geç 10.00 gibi yatardı. İnsanların neden 12.00’ye kadar oturduklarını da hiçbir zaman anlamadı.

Dün babamın aklımdan çıkmamasının bir nedeni de soğuk ve kasvetli Ankara günlerinde beraber izlediğimiz kayakla atlama yarışmalarıdır. Ben küçükken ikimiz de bu yarışları çok severdik ve denk geldiğimiz zaman muhakkak beraber seyrederdik. İşin en zevkli kısmı da amcaların tam atlama anında mesafe tahminini yapmak süreciydi. Allah var, genelde de iyi tahmin ederdik.

Hayatı boyunca yılbaşını hiç umursamamış babamın, bugün yılbaşından haberdar olmamasının neden beni çok üzdüğünü bilmiyorum ama üzüyor. Yılbaşı belki de bir sembol. Belki de asıl üzücü durum umursadığı, umursamadığı her şeyin gerilerde kalmış olması.

Bütün ömrünü kitap okuyarak geçirdiği için, bugün dahi evinin her odası binlerce kitapla dolu. O kitapların çok büyük bir kısmını okuduğunu biliyorum ama birçok okuyamadığı kitap da olduğunu biliyorum.
Sizce, okunmayan ve okunamayacak olan kitaplar okunamayacakları için üzülüyorlar mıdır?

Sağlıklı kalın, mutlu kalın…

28 Aralık 2015 Pazartesi

Sadece Üç Gün...

Günaydın dostlar…

Bunlar yılın en zevkli günleridir. Sadece 3 günlük bir haftadan söz ediyoruz. Birçok şirket perşembe gününü zaten tatil etti. Etmeyenlerde de öğleden sonra katılımcı sayısı yavaş yavaş azalmaya başlar.
Öğle yemeğinden sonra, “Ben gidebilir miyim?” talepleri gelmeye başlar. Hemen belirteyim; bütün yöneticilik hayatım boyunca, ne Amerika’da, ne de Türkiye’de bu tip taleplerin hiçbirini geri çevirmedim. Yılın son 3-4 saatinde insanları işyerinde tutma manyaklığında olan yöneticilerden hiç olmadım.


Yılın son haftası çok güzel bir haftadır. Hele bir de şirket hedeflerini tutturduysa, son hafta tadından yenmez. Hedeflerini tutturamadığı halde son haftayı büyük bir şenlik havasında geçiren şirketler de görmüşlüğüm vardır. Bu tutumun nedeni, yeni yıla mutlu gitme arzusu mudur yoksa vurdumduymazlık mıdır bilmiyorum ama sanki doğru bir tutum gibi gözüküyor.

Benim CCI’da çalıştığım süre içinde, şirketin hedeflerini tutturamadığı gibi bir durum hiç yaşanmadığı için bizim binada son hafta her zaman çok güzel geçerdi. 17.30’dan sonra binada kalıp birkaç tane puro içmişliğimiz bile vardır. Puro olunca doğal olarak yanında viski de olması gerekiyor. Doğru söylüyorsunuz, bir de çikolata olması şart.

Çok uluslu şirketlerde son hafta demek; yabancı yöneticilerin binada olmama haftası demektir. Portekizli futbolcular gibi hepsi evine gider. Giden sadece üst düzey yöneticiler mi? Tabi ki, hayır. Böyle bir haftada binanın yarısı izinli olur.

Aynı durum sizin iş yaptığınız diğer şirketler için de geçerli olduğu için, şirket dışından da pek bir şey gelmez. Avrupa ve Amerika zaten çoktan defteri kapatmıştır. Bu gibi haftalarda zavallı muhasebe bölümünden başla kimse çalışmaz. Artık yılın özetini yapıp, son dedikoduların üzerinden bir kere daha geçme zamanıdır.

Durumu en ilginç olan da satış bölümüdür. Yıllık hedefini tutturmuş olan satıcılar, son haftada hiçbir şey satmamak için çok ince bir yolda itina ile yürürler. Hedefini tutturamamış olanlar da, nereye ne yığabilirim çabası içinde olurlar.
Dedim ya; çok güzel bir haftadır. Ne çok fazla e-mail gelir, ne de telefon. Binanın içinde garip bir huzur vardır. Bütün yıl boyunca didiştiğiniz insanlara bile gidip sarılmak istersiniz. Herkes birer minik Pollyanna olmuştur.

Böyle bir ortamda, doğal olarak öğlen yemeklerinin süresi de uzar. Her zaman 20 dakika içinde çiğnemeden yuttuğunuz yemekleri, son hafta da daha bir keyifli yersiniz. Güler yüzlü yemek masası sohbetleri sürer gider. Hatta bazı günler sohbet o kadar güzeldir ki, yemek masasındakilerin bir tanesinin odasında, Türk Kahvesi sohbetleri olarak devam eder. Espriler saatte 500 kilometrelik bir hızla havada uçuşurlar.

Son haftada kimse kimseye yöneticilik taslamaz. Yöneticiler yavaş yavaş yılsonu ikramiyelerini hesap etmeye başladıkları için, keyifleri gayet yerindedir. Yıl bitmiş, hedefler tutmuş artık ikramiye zamanıdır.

Son günlerin bir başka özelliği de, bölümlerin kaynaşma günleri olmalarıdır. Sabah kahvaltıları düzenlenir, bazı bölümler beraberce yemeklere giderler, bazıları da göbek atmaya giderler. Birçok şirkette bütün çalışanların katılımıyla yılbaşı yemekleri de yapılır.
Herkes gibi, Emin de yılsonu günlerini çok severdi. Huzurlu, güler yüzlü, sakin ortam; hepimize bütün yıl boyunca yaşadıklarımızı unuttururdu.

Sağlıklı kalın, mutlu kalın…