Haberler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Haberler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ocak 2025 Çarşamba

Sabah Postası 2024

Günaydın Dostlar,

Koca bir yıl geçti ve çok fazla şey yaşandı. 2024 yılında yaşadığımız ana başlıkları hep beraber hatırlayalım mı?



Yılın ilk gününde izah edemeyeceğimiz bir vahşet yaşandığını öğrendik. Eros isimli bir kedi hiçbir günahı yokken tekmelenerek, dövülerek öldürüldü. Bu görüntüler vicdanları yaraladı.

2024 yılının ilk günlerinde kara bulutlar Japonya’nın da üzerindeydi. Yılın ilk saatlerinde meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki depremde 161 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce insan da yaralandı. Birçok insan hayatını kaybetmiş olsa da Japonya dışında bir yerde böyle bir deprem olsa neler olacağını düşünmek bile istemiyorum. Yıkılmayacak binalar yapmamız gerektiğini bize bir kere daha hatırlattı.

Hemen ertesi gün yine Japonya’da meydana gelen kazada iniş yapan yolcu uçağı sahil güvenlik uçağı ile çarpıştı. 379 yolcunun 90 saniye içinde tahliye edilmesi Japon disiplininden çok güzel bir örnek sunsa da bu konu uçakların neden çarpıştığı konusunun önüne geçti.

Bir gün sonra da tren istasyonunda meydana gelen bıçaklı saldırı da 5 kişi yaralandı. Son yıllarda Japonya’da rastgele bıçaklı saldırıların arttığı belirtildi.

Yılın üçüncü gününde, İran’da dört yıl önce Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) düzenlediği suikast sonucunda öldürülen Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’yi anma töreninde üst üste iki patlama oldu. Patlama sonucu en az 103 kişi hayatını kaybetti, 211 kişi de yaralandı. 

2023 yılını şehit haberleriyle kapatmıştık, maalesef 2024 de aynı şekilde başladı. 12 Ocak’ta Irak’ın kuzeyindeki bir askeri üsse sızmaya çalışan teröristlerle çıkan çatışmada 9 askerimiz şehit oldu, 4 askerimiz de yaralandı. Kahraman askerlerimiz uğruna canlarını verdikleri topraklara ülkenin çeşitli şehirlerinde defnedildiler. Hepsinin mekânı cennet olsun.

Duble yollar da yapılsa trafik kazalarını önleyemiyoruz. 15 Ocak’ta, Antalya istikametinden Mersin istikametine seyir etmekte olan bir yolcu otobüsü; fazla hız nedeniyle Aydıncık ilçesi Sarıyer tüneller çıkışında bariyerlere çarparak devrildi. Kazada otobüs şoförünün de aralarında bulunduğu 9 kişi öldü, 30 kişi yaralandı.

Birçok eleştiriyi beraberinde getirse de 19 Ocak’ta ilk Türk astronot Alper Gezeravcı’nın da içinde yer aldığı uzay aracı saat 00.49’da Amerika’nın Florida Eyaleti’nden uzaya fırlatıldı. Astronot Alper’in uzaydaki ilk sözleri “İstikbal göklerdedir.” şeklinde kayıtlara geçti. Uzayda 14 gün kalan astronotlar çeşitle deneyler yaptılar.

4 Şubat’ta müzik endüstrisinin en prestijli ödüllerinden biri olan Grammy ödülleri sahiplerini buldu.

Yılın Albümü: Midnights – Taylor Swift

Yılın Kaydı: Flowers – Miley Cyrus

Yılın Şarkısı: What Was I Made For? Billie Ellish

En İyi Yeni Sanatçı: Victoria Monet

En İyi Rock Şarkısı: Boygenius – Not Strong Enough

En İyi Rock Albümü: Paramore – This Is Why

Maden kazaları bizim coğrafyamızın hiç bitmeyen bir gerçeği. 13 Şubat’ta Erzincan’ın İliç ilçesindeki altın madeninde, siyanür uygulamasından sonra depolanan toprak yığınının heyelana dönüşmesi sonucu 10 milyon metreküp toprak hızla kayarak 9 işçinin toprak altında kalmasına neden oldu. Kayan miktarın çok büyük olması ve ikinci bir heyelan riski işçilere ulaşma çalışmalarının sonlandırılmasına neden oldu.

28 Şubat’ta Ebru Gündeş ve Murat Özdemir, 2023 yılının aralık ayında başlayan ilişkilerini Dubai Başkonsolosluğu'nda sade bir tören ile nikâh masasına taşıdı. Genç çifte mutluluklar diliyoruz.

11 Mart’ta Amerikan Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi tarafından 1929'dan bu yana verilen ve film dünyasının enlerinin seçildiği Oscar Ödülleri, Los Angeles'taki Dolby Theatre'da düzenlenen görkemli bir törenle sahiplerini buldu. 

En İyi Film: Oppenheimer

En İyi Kadın Oyuncu: Emma Stone – Poor Things

En İyi Erkek Oyuncu: Cillian Murphy – Oppenheimer

En İyi Yönetmen: Christopher Nolan – Oppenheimer

15 Mart’ta Çanakkale'de göçmenleri taşıyan lastik botun Eceabat-Gökçeada açıklarında alabora olması sonucu 7'si çocuk, en az 22 kişi hayatını kaybetti. Düzensiz göçmenlerden ikisi kendi imkanlarıyla kurtulurken ikisi de Sahil Güvenlik ekipleri tarafından kurtarıldı.

Rusya’nın başkenti Moskova’daki bir konser salonunda 22 Mart’ta gerçekleşen terör saldırısında 143 kişi hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenler arasında 3 de çocuk olduğu ve 182 kişinin yaralandığı belirtildi.

2 Nisan’da İstanbul Gayrettepe'de 16 katlı binanın altındaki gece kulübünde yangın çıktı. Tadilat yapıldığı öne sürülen mekân bir anda alev topuna döndü. Yangında 29 kişi öldü, bir kişi ağır yaralandı. Olayla ilgili 8 kişi gözaltına alındı.

12 Nisan’da Antalya’da yaşanan teleferik kazasında 1 kişi hayatını kaybetti, 174 kişi de 24 kabinde mahsur kaldı. Bazı kabinlere ulaşmak yirmi saatten fazla bir süre aldı. Rapora göre teleferik direklerinin bağlantı noktalarında yer alan bağlantı elemanlarının yetersiz olduğu ve korozyona uğradığı belirlendi. Makara sisteminin hasarlı olması, kazanın yaşanmasına neden oldu. Kazadan bir ay önce denetim yapıldığı belirtilmişti.

Ülkemizin hiç değişmeyen bir gerçeği de bayram tatillerindeki trafik kazalarıdır. Maalesef hiç ders almıyoruz. Yapılan açıklamaya göre Ramazan Bayramı tatilinde meydana gelen 4 bin 998 trafik kazasında 66 vatandaşımız yaşamını yitirdi, 8 bin 352 vatandaşımız da yaralandı.

Alışılmadık derecede şiddetli yağmurlar mayıs ayında dünyanın birçok bölgesinde sel felaketine yol açtı. Afganistan’daki selde 300’den fazla kişi öldü, binlerce ev yıkıldı. Şiddetli yağmurlar Brezilya’da da 143 kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu. 125 kişinin de kaybolduğu belirtildi.

19 Mayıs’ta İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi helikopter kazasında hayatını kaybetti. Helikopterin enkazına 15 saatlik çalışma sonrasında ulaşılırken Reisi ile Dışişleri Bakanı Abdullahiyan, Tebriz Valisi Malik Rahmeti ve İran lideri Hamaney'in Tebriz Temsilcisi Muhammed Ali Al-i Haşim'in de kazada hayatını kaybedenlerin arasında yer aldığı belirtildi. Reisi'nin helikopterinde bulunan Devrim Muhafızları Ordusu mensubu iki üst düzey askeri yetkili ile üç mürettebatın da kazada yaşamını yitirdiği kaydedildi.

26 Mayıs’ta bütün ülke futbol maçlarına konsantre olmuşken Mersin’de büyük bir trafik kazası meydana geldi. Yolcu otobüsü, iki otomobil ve bir kamyonun karıştığı zincirleme kazada 12 kişi yaşamını yitirdi, 40 kişi de yaralandı.

4 Haziran’da Kayseri'de düşen eğitim uçağında iki pilot şehit oldu. Kayseri'deki 12'nci Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığından eğitim için kalkan Hava Kuvvetleri Komutanlığına ait SF-260D tipi eğitim uçağının henüz bilinmeyen nedenle kaza kırıma uğradığı öğrenildi.

11 Haziran’da Afife Jale tiyatro ödüllerini kazananlar belli oldu.

Yılın en iyi oyunu: Yaşamak mı Yoksa Ölmek mi

Yılın en başarılı yönetmeni: Oğuz Utku Güneş (39 Buçuk Basamak)

Yılın en başarılı kadın oyuncusu: Zuhal Olcay (Kel Diva)

Yılın En başarılı erkek oyuncusu: Onur Berk Arslanoğlu (Çirkin)

Altı ay boyunca her akşam ekranlarda olan Survivor 13 Haziran’da sona erdi. Geçen yılın birincisi Nefise Karatay ve Ogeday Girişken arasındaki finalde kazanan taraf Ogeday Girişken oldu. İlk defa SMS oylaması olmadan yapılan yarışma son yılların en çekişmeli ve en agresif yarışması olarak tarihteki yerini aldı.

Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada Ankara’da 1.274, İstanbul’da 840 ve İzmir’de 416 olmak üzere ülke genelinde yaklaşık 16 bin kişinin kurban keserken kendini yaralayarak sağlık kuruluşlarına başvurduğu belirtildi.

21 Haziran’da Diyarbakır'ın Çınar ile Mardin'in Mazıdağı ilçeleri arasındaki alanda çıkan anız yangınında 15 kişi hayatını kaybetti. Yangınlardan 78 kişi etkilenirken alevlerin arasında kalan çok sayıda büyük ve küçükbaş hayvan da öldü.

Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Kurban Bayramı tatilinde meydana gelen 17 bin 774 trafik kazasında 62 vatandaşımız yaşamını yitirdi, 8 bin 690 vatandaşımız da yaralandı.

13 Temmuz’da daha önce hiç görmediğimiz korkunç bir olay yaşandı. İzmir’in Konak ilçesinde yoğun yağmurdan kaçmak isteyen iki genç su birikintisindeki elektrik akımına kapılarak hayatlarını kaybettiler. Zemindeki elektrik kaçağının yıllardır bilindiği ve bu konuda hiçbir çalışma yapılmadığı yönünde haberler yapıldı.

31 Temmuz’da Hamas tarafından yapılan açıklamada liderleri İsmail Haniye'nin İran'ın başkenti Tahran'da düzenlenen saldırıda öldüğü açıklandı. Haniye'nin, Tahran'daki konutuna yerel saatle 02:00'de düzenlenen saldırı sonucu hayatını kaybettiği ifade edildi.

9 Ağustos’ta büyük bir trafik kazası haberiyle güne başladık. Ankara'nın Polatlı ilçesinde yolcu otobüsünün köprünün ayağına çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında 9 kişi hayatını kaybetti, 26 kişi de yaralandı. Ankara Valiliği "Fren izi yok, ilk değerlendirmelere göre uyuma sonucu olabilir." şeklinde bir açıklama yaptı.

4 Eylül’de ünlü televizyoncu Acun Ilıcalı, uzun zamandır birlikte olduğu sevgilisi Ayça Çağla Altunkaya ile evlendi. Ortaköy Esma Sultan'da gerçekleşen düğüne çift Acun Ilıcalı’nın sürat teknesiyle geldi. Düğüne sanat ve spor dünyasından birçok kişi katıldı. Gençlere mutluluklar dileriz.

6 Eylül’de Batı Şeria’daki protesto gösterilerine katılan 26 yaşındaki Türkiye ve ABD vatandaşı Ayşenur Ezgi Eygi, İsrail askerleri tarafından başından vurularak öldürüldü. İsrail “Yanlışlıkla oldu.” dedi.

Ağustos ayı sonunda 19 gün boyunca minik Narin arandı. Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde umutları hep taze tutarak yapılan aramalar maalesef umut ettiğimiz sonucu getirmedi. 8 Eylül’de güzel yüzlü minik meleğin cansız bedeni bulundu. Narin’in en yakınındakilerin yargılandığı dava 28 Aralık’ta son buldu ve üç sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildiği açıklandı. Muhtemelen yargı süreci bir üst mahkemenin devreye girmesiyle 2025 yılında devam edecektir.

8 Eylül çok sıkıntılı bir gün oldu. Tunceli'de zırhlı bir askeri aracın şarampole yuvarlanması sonucu meydana gelen kazada 4 asker şehit oldu, 1 asker ağır yaralandı. 

17-18 Eylül’de daha önce hiç görmediğimiz saldırılara şahit olduk. Uzaktan patlatılan çağrı cihazları ve telsizler Lübnan’da 34 kişinin hayatını kaybetmesine, 3 binden fazla insanın da yaralanmasına neden oldu. Saldırıyı üstlenen olmasa da Lübnan tarafı İsrail’i suçladı. Orta Doğu savaşını büyütme çabaları bütün yıl boyunca devam etti.

İstanbul Ümraniye’de motosiklet hırsızlığı şüphelisinin gözaltına alınması sırasında yaşanan silahlı saldırıda polis memuru Şeyda Yılmaz 27 yaşında şehit oldu, bir polis ve saldırganın annesi yaralandı.

2024 yılı Nobel Ekonomi Ödülü Daron Acemoğlu, Simon Johnson ve James Robinson’a verildi. ABD'nin en önde gelen üniversitelerinden MIT'de öğretim üyeliği yapan Profesör Daron Acemoğlu, Türkiye'den Nobel Ödülü alan üçüncü isim oldu. Daha önce Orhan Pamuk edebiyat ve Aziz Sancar kimya alanında Nobel'in sahibi olmuştu.

27 Eylül 2024 Cuma günü Van’da KYK yurdundan ayrılan ve 18 gündür kayıp olan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in maalesef 15 Ekim’de cansız bedenine ulaşıldı. Kadınları/kızları aramakla geçen bir yılda genelde hep üzücü haberler aldık.

24 Ekim’de terör karanlık yüzünü bir kere daha gösterdi. Ankara’nın Kahramankazan ilçesinde bulunan Türk Havacılık ve Uzay Sanayi Tesisleri’ne terör saldırısı gerçekleştirildi. Bizim de çok sevdiğimiz dostlarımızın olduğu bu yerleşkeye yapılan saldırı hepimizi derinden üzdü ve tedirgin etti. Teröristlerin öldürüldüğü saldırı sonrası 5 vatandaşımız şehit oldu, 22 vatandaşımız da yaralandı. Sonsuzluğa yürüyenlerin arkasından çok üzücü, çok trajik yaşanmışlıklar kaldı.

29 Ekim’de İspanya’nın Valensiya Bölgesi’nde şiddetli yağış ve fırtına nedeniyle çok büyük bir sel felaketi yaşandı. On binlerce kişinin katıldığı arama kurtarma çalışmaları haftalarca sürdü ve 217 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı.

5 Kasım’da sonuçlanan ABD başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi aday Donald Trump ikinci defa başkan seçildi. Kaybeden bir adayın bir sonraki seçimde tekrar aday olması Amerika’da çok alışılagelmiş bir durum değildi. Trump'tan önce aralıklı olarak iki dönem başkanlık görevinde bulunan son isim, 1892'de tekrar Oval Ofis'e dönen Grover Cleveland idi.

Ne yazık ki 2024’te hemen hemen hiç mutlu haberler alamadık. Hepimizi üzen haberlerden bir tanesi de İzmir’in Selçuk ilçesinden geldi. Babanın hapiste annenin hurda satmak peşinde olduğu bir evde devrilen soba beş kardeşi hayattan kopardı. Sadece 15 dakika evde yalnız kalan çocukların durumu bize gösterdi ki trajik olaylar için bir dakika bile çok uzun bir zamandır.

Güzel ülkemizde hiç bitmeyen sorunlardan bir tanesi de sahte içki üretimidir. Alkollü içecek fiyatlarının çok yüksek olması sürekli olarak insanları yasadışı yollarla yaratıcı çözümler bulmaya yönlendiriyor. Yılın son günlerinde aynı senaryo bir kere daha yaşandı ve İstanbul’da sahte içki tüketen 37 kişi hayatını kaybetti.

Suriye'de 1963'de iktidara gelen Baas Partisinin 61 yıllık kanlı iktidarı, 2011'de özgürlük talebiyle başlayan halk hareketlerinin şiddetle bastırılmak istenmesiyle patlak veren iç savaşta, başkent Şam'ın rejimin kontrolünden çıkması ve Beşşar Esed’in şehri terk etmesiyle 8 Aralık’ta sona erdi. Örgütlerin köşe kapmaca oynadığı topraklarda bundan sonra neler olacağını yaşayıp göreceğiz.

9 Aralık’ta Isparta'da Kara Havacılık Okulu'na ait askeri helikopter, Keçiborlu ilçe merkezinde bir akaryakıt istasyonunun yanına düştü. Eğitim uçuşu sırasında meydana gelen kazada 6 askerimiz şehit oldu.

Balıkesir'in merkez Karesi ilçesinde patlayıcı üretilen mühimmat fabrikasında meydana gelen patlama ve çökme nedeniyle sekizi kadın, üçü erkek olmak üzere 11 kişi hayatını kaybetti, 7 kişi yaralandı.

24 Aralık’ta Azerbaycan Havayolu Şirketi’ne ait bir uçak Kazakistan’ın Aktau ilçesi yakınlarında düştü. 38 kişinin hayatına kaybettiği kazada 29 kişinin de kurtulduğu açıklandı. İlk olarak kuş sürüsüne çarptığı açıklanan uçağın, daha sonra füze çarpması sonucu düştüğü konusu gündeme geldi.

2024’ün son günleri arka arkaya uçak kazaları getirdi. Güney Kore'nin güneyindeki Muan Havalimanı'nda Jeju Air havayollarına ait uçak kazasında 179 kişi hayatını kaybetti, iki kabin memuru yaralı olarak kurtuldu. 175 yolcu ve 6 mürettebatın bulunduğu uçak, 29 Aralık'ta iniş takımları kapalı şekilde piste temas ettikten sonra duvara çarparak patladı.

2023 Ekim ayında başlayan Gazze-İsrail savaşı bütün bir yıl boyunca bütün hızıyla devam etti. İsrail'in 7 Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısının 45 bine, yaralı sayısının da 105 bine yükseldiği kaydedildi. İsrail, Gazze’de 713 askerinin öldüğünü, 4 bin 448 askerinin de yaralandığını açıkladı. Yılın ikinci yarısında İsrail Lübnan’a da saldırmaya başladı ve orada da 20 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği açıklandı. İsrail’den yapılan açıklamaya göre Lübnan saldırılarında 654 İsrail askeri öldü.

Ukrayna’daki savaş da bütün bir yıl boyunca devam etti. Çok değişik rakamlar açıklansa da iki tarafta da maddi ve manevi kayıp çok büyük. Toplam 1 milyon kişi hayatını kaybetti diyen de var, 100 bin diyen de var. Her nasıl bakarsanız bakın büyük bir trajedi sürüp gidiyor.

Geçtiğimiz yıl kadın cinayetleri ve balkondan düşme olayları da hiç bitmedi. Resmi olmayan rakamlara göre 250’den fazla şüpheli kadın ölümü gerçekleşti.

İş kazaları da hayatımızın bir başka acı gerçeği. Çeşitli kuruluşlar tarafından açıklanan rakamlara bakıldığında 2024 yılında 2 bine yakın işçi çalışırken hayatını kaybetti.

Bu sabah aklıma gelen bazı ana konuları özetlemeye çalıştım. Yaşanıyor ve unutuluyor. Çektiğimiz sıkıntılar da güzellikler de hepsi geride kalıyor. Umarım 2025’te çok daha fazla güzelliklerin olduğu bir yazı yazarım.

Sağlıklı kalın, mutlu kalın…

1 Ocak 2024 Pazartesi

Sabah Postası 2023


Günaydın Dostlar,

Koca bir yıl geçti ve çok fazla şey yaşandı. 2023 yılında yaşadığımız ana başlıkları hep beraber hatırlayalım mı? Her zaman “Ocak ayında iyi bir şey olmaz.” derim, 2023’te de bu durum değişmedi. Hatırlayacağınız gibi 2022’ye bütün sülale salgına yakalanmış bir şekilde girmiştik, bu sene Allah’a şükür sağlığımız yerindeydi.



Geçen sene ilk konumuz İstanbul’daki kar fırtınasıydı. Bırakın kar fırtınasını bu sene yağmur bile yağmadı. Yılın ilk ayı tarihin en sıcak geçen ocak aylarından biri oldu. “Hava çok güzel.” diyerek kendimizi sürekli dışarı atsak da bu anormal sıcaklar bizi ne yöne götürüyor diye de düşünmemiz gerekiyor.

Yılın ilk gününde Hırvatistan Eurozone’a dahil olan 20. ve Schengen Bölgesi 'ne dahil olan 27. ülke oldu. Bununla birlikte 28 yıldır kullanılan para birimi kuna yerine euro kullanılmaya başlandı ve Hırvatistan'a komşu Avrupa Birliği ülkeleri sınır kontrol noktalarını kaldırdı.

2 Ocak’ta Danıştay’ın oy çokluğuyla aldığı kararla Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı kesinleşti.

2022 yılını İran’daki gösterilerle kapatmıştık. 2023 başında gösterilerin adresi Peru oldu. Cumhurbaşkanı Pedro Castillo'nun 7 Aralık 2022’de Kongre’de görevinden azledilip cezaevine gönderilmesinin ardından başlayan protestolar haftalarca devam etti. Ülkenin birçok kentinde sokağa dökülen binlerce kişi Boluarte’nin istifasını, gözaltında bulunan Castillo’nun serbest bırakılmasını, kongrenin kapatılmasını ve erken seçim talebinde bulundu. Gösterilerde birçok insan hayatını kaybetti.

15 Ocak’ta Nepal’de Yeti Airlines’a ait ATR 72 tipi çift motorlu uçak düştü. Başkent Katmandu’dan hareket eden uçakta 4’ü mürettebat olmak üzere 72 kişi hayatını kaybetti.

Amerika yılın ilk ayına katliamlarla başladı. California’da dans salonuna düzenlenen saldırıda 11 kişi yaşamını yitirdi ve Çin asıllı saldırganın intihar ettiği açıklandı. Yine aynı eyalette ertesi gün iki farklı noktada gerçekleştirilen saldırılarda en az 7 kişi hayatını kaybetti. Bu saldırgan da Çin asıllı Amerikalıydı. Toplamda üç haftada silahlı saldırılarda 39 kişi hayatını kaybetti.

30 Ocak’ta Pakistan’ın kuzey batısındaki Peşaver kentindeki bir camide meydana gelen saldırıda 32 kişi hayatını kaybetti, aralarında durumları kritik olanların da bulunduğu çok sayıda kişi de yaralandı.

Şubat’ın ilk haftasında biraz kar yağınca trafik kazaları da arka arkaya geldi. Karacabey’de meydana gelen kazada bir otomobil dönmek için bekleyen bir kamyona çarptı. 5 kişi öldü, 1 kişi de yaralandı. Hemen arkasından Dinar’da meydana gelen otobüs kazasında 8 kişi öldü, 35 kişi de yaralandı. Gün bitmeden bir zincirleme trafik kazası da Bursa’da meydana geldi. 4 kişinin öldüğü kazada 6 kişi de yaralandı.

6 Şubat’ta yaşamımızın en kötü afetlerinden birine şahit olduk. Sabah 4.17’de 7,7 şiddetinde Maraş’ın Pazarcık ilçesinde meydana gelen depremden 9 saat sonra Elbistan’da 7,6 şiddetinde bir deprem daha meydana geldi. Dünya tarihinde nadiren görülen bir durumla karşı karşıya kaldık. Çetin kış şartları da yardım çalışmalarını iyice zorlaştırdı. Deprem; Kahramanmaraş, Malatya, Diyarbakır, Adana, Osmaniye, Adıyaman, Hatay, Şanlıurfa, Gaziantep ve Kilis vilayetlerinde büyük bir yıkıma neden oldu. 100 binlerce binanın yıkıldığı depremde ekipler nereye yetişeceklerini şaşırdılar. Dünyanın birçok ülkesinden yardım gelmiş olsa da felaketin büyüklüğü çalışmaların yetersiz kalmasına neden oldu.  Çok geniş bir alanda etkili olan depremde 50 binden fazla vatandaşımız hayatını kaybetti, 100 binden fazla vatandaşımız da yaralandı. Yüzlerce kere ağladık ve enkaz altından ekiplerce kurtarılanlarla da mutlu olmaya çalıştık. 248 saat sonra kurtulan Aleyna ve 278 saat sonra kurtulan Hakan halen gözümün önünde. 17 yaşındaki Aleyna’nın “İyiyim, teşekkür ederim.” demesini hiç unutamıyorum. Deprem sonrası Elazığ da dahil olmak üzere 11 ilde olağanüstü hal ilan edildi. Aynı deprem Mısır’a kadar çok geniş bir coğrafyada hissedildi ve Suriye’de de 6 binden fazla kişi hayatını kaybetti. Ebrar Sitesi, Rönesans Sitesi, İsisas otel gibi isimler içimizde bir kâbus gibi kaldı. Deprem sonrası yapılan açıklamada 717 bin konutun ağır, acil, yıkık veya orta hasarlı olarak tespit edildiği belirtildi. Binlerce arama kurtarma ekibi oluşturamayacağımıza göre yıkılmayacak binalar yapmalıyız. Allah bir daha böyle sıkıntılar göstermesin.

On bir ili etkileyen Kahramanmaraş merkezli iki depremin ardından 20 Şubat akşamı Hatay merkezli iki deprem daha meydana geldi. Defne merkezli 6,4 büyüklüğündeki depremin ardından Samandağ’da 5,8 büyüklüğünde bir deprem daha gerçekleşti. Üç dakika arayla meydana gelen depremler birçok ilde şiddetli şekilde hissedildi ve hasarlanmış evlerin bir kısmı çöktü. Hatay merkezli depremlerde 6 kişi hayatın kaybetti, 294 kişi de yaralandı.

Yunanistan'da bir yolcu treninin başka bir yük treniyle çarpışması sonucu meydana gelen kazada 57 kişi hayatını kaybetti. Kazanın ardından başkent Atina, Selanik ve Larisa kentlerinde protesto gösterileri düzenlendi ve ulaştırma bakanı istifa etti.

Bazen çile hiç bitmez. 14 Mart’ta Şanlıurfa'da ve Adıyaman’da bütün gece etkili olan sağanak sonucu bazı dereler taştı ve deprem bölgesini sel bastı. Şanlıurfa'da 16, Adıyaman'da 3 kişi hayatını kaybetti. Üç binden fazla ev ve işyeri zarar gördü.

Mart ayında Afrika’nın doğusunda etkili olan Freddy Kasırgası nedeniyle Malavi’de 438, Mozambik’te 67 ve Madagaskar’da 17 olmak üzere 500’den fazla kişi hayatını kaybetti. Kasırgadan en çok etkilenen Malavi’de binlerce kişi evsiz kalırken 345 binden fazla kişi kasırgadan etkilendi. Mozambik’te ise kasırga nedeniyle 50 bin kişi yerinden oldu.

Sudan’da, aynı askeri yönetim konseyi içinde yer alan ordu komutanı ve ülkenin fiili devlet başkanı General Abdulfettah el-Burhan ile RSF milislerinin komutanı General Muhammed Hamdan Dagalo arasında aylardır süren gerginlik, 15 Nisan günü Hartum'da çatışmaya dönüştü. Çatışmalarda en az 1.000’den fazla kişinin öldüğü, binlerce yaralı olduğu açıklandı.

5 Mayıs’ta Dünya Sağlık Örgütü Covid-19’un artık küresel bir acil durum olmadığını açıkladı. 2,5 yıl boyunca milyonlarca insanın ölümüne neden olan hastalık nasıl başladı ve nasıl bitti anlayamadık. Olduğumuz milyarlarca aşı yanımıza kâr kaldı.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi çok zor bir yıl geçirdi. Sıkıntılar bitmek bilmedi. Mayısın ilk haftasında Hatay'da çekici ile çarpışan kamyon, direksiyon hakimiyetinin kaybolması sonucu 11 araca daha çarparak 13 kişinin hayatını kaybetmesine 30 kişinin de yaralanmasına neden oldu. 24 saat geçmeden Şanlıurfa-Gaziantep karayolunun 23. kilometresinde, araç yüklü bir tır ile kamyonet çarpıştı. İki aracın da şarampole devrilmesi sonucu 6 kişi hayatını kaybetti. Hemen ardından Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde minibüsün devrilmesi sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi, 10 kişi de yaralandı.

Fransa’da düzenlenen 76’ncı Cannes Film Festivalinde ünlü oyuncu Merve Dizdar, Nuri Bilge Ceylan’ın yönettiği “Kuru Otlar Üzerine” filmindeki rolü ile “En İyi Kadın Oyuncu” ödülüne layık görüldü.

2 Haziran’da Hindistan'da bir yolcu treni raydan çıkarak Odisha'nın Balasore bölgesinde bir yük treniyle çarpıştı. Meydana gelen tren kazasında 300’den fazla kişi hayatını kaybetti, binden fazla kişi de yaralandı.

Aylarca devem eden Survivor 2023 mücadelesi İstanbul’da yapılan büyük final ile sona erdi. Nefise Karatay ve Özgür Tetik’in final koltuğuna oturduğu yarışmada seyirci oylarıyla Nefise Karatay şampiyon oldu. Nefise’nin parkurlarda en başarılı yarışmacı olması geçen seneki tartışmalara meydan vermedi.

14 Haziran’da Yunanistan'ın Mora Yarımadası'nda bulunan Navarin'den 47 deniz mili uzaklıktaki uluslararası sularda göçmenleri taşıyan balıkçı teknesi alabora oldu. Balıkçı teknesinde bulunan 104 kişi kurtarılarak Kalamata Limanı'na getirildi, olayın ardından yürütülen çalışmalarda 82 kişinin cansız bedenine ulaşıldı.

Haziran ayında beş yolcusu ile Titanik yolcu gemisinin enkazını görmek üzere yola çıkan denizaltıdan bir daha haber alınamadı. Turistik amaçlı gezi faciaya dönüştü ve denizaltıdaki beş kişinin vefat ettiği açıklandı. Günlerce süren aramalar neticesinde denizaltının bazı parçalarına ulaşıldı.

Hawaii’nin Maui adası çok turistik ve çok güzel bir ada. Amerika’da yaşadığım yıllarda ben de ziyaret etmiştim. 8 Ağustos’ta başlayan yangın bu cennet adaya geri dönülemez bir tahribat yaptı. 100’den fazla kişinin hayatını kaybettiği yangında 2.170 dönümlük alanın yanmasının yanı sıra 2.200 bina ve diğer yapılar da zarar gördü.

21 Ağustos’ta Yozgat’ın Sorgun ilçesinde kontrolden çıkan yolcu otobüsü karşı şeride geçerek 30 metrelik şarampole yuvarlandı. Kazada 12 kişi hayatını kaybetti, 19 kişi de yaralandı. Daha sonra yapılan açıklamalarda otobüs şoförünün kalp krizi geçirdiği belirtildi.

Trafik kazaları bütün yıl boyunca hiç bitmedi. 2 Eylül’de Denizli’de kum yüklü kamyon otobüse çarptı. Kazada 7 kişi öldü 42 kişi yaralandı. Otobüsün bir düğüne giden yolcuları taşıdığı öğrenildi. Kamyon şoförü ilk ifadesinde aracın direksiyonunun kitlendiğini söyledi.

9 Eylül’de Fas'ta meydana gelen 7,0 büyüklüğündeki depremde 3.000’den fazla kişi hayatını kaybetti, 5.600’den fazla kişi de yaralandı. Ülkenin kuzeyinde 8 kilometre derinlikte meydana gelen deprem, başkent Rabat başta olmak üzere Kazablanka, Meknes, Agadir ve Fes kentlerinde halkı sokağa döktü.

Orta Akdeniz'de etkili olan ve 10 Eylül'de Libya'nın doğusunu vuran "Daniel" fırtınası, Bingazi, Beyda, Merc, Suse ve Derne kentlerinde sel felaketine neden oldu.. Yağış miktarının kırk yılın en yükseği olarak nitelendirildiği felakette 11 binden fazla kişi hayatını kaybetti.

27 Eylül’de Irak’ın kuzeyindeki Hamdaniye ilçesinde bir düğün sırasında çıkan yangında 100'den fazla kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi de yaralandı.

Hamas, 8 Ekim’de sabah saatlerinde 'Aksa Tufanı' ismi verilen bir operasyonla İsrail'e saldırdı. Gazze Şeridi'nden İsrail'e sızan militanlar bazı şehirlere ulaştı. İsrail'in güneyinde Hamas militanları ile güvenlik güçleri arasında çatışma çıktı. Gazze Şeridi'nden düzenlenen saldırılarda 1.500’den fazla İsrailli hayatını kaybetti, binlercesi de yaralandı. İsrail’in Gazze’deki evleri, Hamas yöneticilerinin ikametlerini, tünelleri ve sivil halkı hedef alan karşı saldırılarında da 28.000’den fazla Filistinli hayatını kaybetti, on binlerce kişi de yaralandı.

Her ne kadar İsrail-Hamas savaşının gölgesinde kalsa de Şubat 2022’de başlayan Ukrayna-Rusya savaşı da bütün yıl boyunca devam etti. Bugüne kadar yarım milyona yakın insanın hayatını kaybettiği açıklansa da bu rakam taraflar tarafından doğrulanmadı.

Aralık ayı başında müzik platformu Spotify 2023 yılının en çok dinlenen şarkıcılarını ve şarkılarını açıkladı. En çok dinlenen şarkıcı Taylor Swift olurken en çok dinlenen şarkı da Miley Cyrus’un seslendirdiği “Flowers” şarkısı oldu. Türkiye’de en çok dinlenen sanatçı Semicenk olurken en çok dinlenen şarkı da Simge tarafından seslendirilen “Aşkın Olayım” şarkısı oldu. Sabahtan akşama kadar her türlü müziği dinleyen bir insan olmama rağmen Semicenk ismini hiç duymamış olmam da benim açımdan ilginç bir gelişme oldu.

Bu sabah aklıma gelen bazı ana konuları özetlemeye çalıştım. Yaşanıyor ve unutuluyor. Çektiğimiz sıkıntılar da güzellikler de hepsi geride kalıyor. Umarım 2024’de çok daha fazla güzelliklerin olduğu bir yazı yazarım.

Sağlıklı kalın, mutlu kalın…

1 Ocak 2023 Pazar

Sabah Postası 2022

Günaydın Dostlar,

Koca bir yıl geçti ve kendi kendime neler yaşadık neler, diye düşündüm. 2022 yılında yaşadığımız ana başlıkları hep beraber hatırlayalım mı? Her zaman olduğu gibi ocak ayı yine hiç iyi başlamadı. Yeni yılın ilk günlerine bütün sülale salgına yakalanmış olarak girdik. Neyse ki herkes kısa bir süre de iyileşti. Her zaman söylediğim gibi “Ocak ayında hiç iyi bir şey olmaz.”



İstanbul’da on senede bir defa ciddi boyutta kar yağar. Meğerse o sene bu seneymiş. Ocak ayının son haftasındaki yoğun kar fırtınası, bir kere daha bütün hayatı felç etti. Karayolları düğüm oldu, havaalanındaki yolcular ne gidebildiler ne de geri dönebildiler. Biz de her zamanki gibi hamsinin neden tava değil de buğulama yapıldığını tartıştık.

Şubat ayının son haftasında Rusya Ukrayna’ya saldırdı. “Ben saldırmayacağım, sınıra yakın bölgelerde tatbikat yapıyorum, piknik yapıyorum.” sözleri bir kez daha doğru çıkmadı. Maalesef daha ilk saatlerden itibaren savaşın kara yüzünü görmeye başladık. Bütün bir yıl boyu süren savaşta maddi ve manevi çok büyük bir yıkım oluştu. “Rusya bu işi iki haftada bitir.” şeklindeki görüşler cephenin gerçeğinin çok uzağında kaldı. Yıl bitti, savaş bitmedi.

2 Mart’ta, Covid-19 salgını nedeniyle 10 Nisan 2021’den beri uygulanan HES kodu uygulaması ve açık alanlarda maske takma zorunluluğu kaldırıldı. Toplu taşıma araçlarında ve kapalı alanlarda maske kullanımının devam edeceği açıklanmış olsa da daha sonraki aylarda onlar da kaldırıldı

Çanakkale Zaferi’nin 107. yılında 18 Mart’ta Çanakkale Köprüsü açıldı. Köprünün geçiş ücreti 15,00 Euro + KDV olarak açıklandı. İşletme süresi 11 yıl, günlük geçiş garantisi de 45 bin araç olarak belirlenmiş. 4 bin 608 metre uzunluğundaki Çanakkale Köprüsü, orta açıklığı itibarıyla da dünyanın en uzun köprüsü unvanını aldı.

ABD merkezli sosyal medya platformu Twitter için hisse başına 54,20 USD teklif ederek Twitter’ın tamamına talip olan Tesla'nın CEO'su Elon Musk, 25 Nisan’da Twitter’ı 44 milyar dolara satın almak için anlaştı. Anlaşma, Twitter tarafından yapılan açıklama ile de doğrulandı. Twitter’ın tamamının Musk’a ait bir kuruluş tarafından hisse başına 54,20 dolardan satın alınacağı açıklandı. Üç ay sonra da bizim Musk amca “Ben vazgeçtim, almıyorum.” dedi ve mahkemelik oldular. Ekim ayının son günlerinde de “Tekrar fikrimi değiştirdim, alıyorum.” dedi.

Nisan ayının son haftasında Seda teyze yedinci defa nikah masasına oturdu. Beşiktaş Belediyesi Nikah Daire Başkanı’nın kıydığı nikah Swiss Otel’de gerçekleşti. Genç çifte ömür boyu mutluluklar dileriz.

Haziran başında iki gün içinde arka arkaya gelen haberlerle üzüldük. İtalya’da düşen helikopterde dört vatandaşımızı kaybettik. Hemen ertesi gün Balıkesir’in Dursunbey ilçesinde meydana gelen trafik kazasında sekiz kişinin hayatını kaybettiği ve on kişinin yaralandığı haberi geldi. Aynı günün akşamında Suriye’den dört şehit haberi geldi. Hepsinin mekânı cennet olsun.

Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan “Turkey adının Türkiye olarak kullanılması başvurusu” Birleşmiş Milletler tarafından 2 Haziran’da tescillendi.

Maalesef 2022 yılında da orman yangınlarından kurtulamadık. Dünyanın gitgide ısınıyor olması her sene orman yangınlarını da beraberinde getiriyor. İlk büyük yangın 21 Haziran’da Marmaris’in Hisarönü Mahallesi’nin Bördübet ormanlık alanında çıktı. Ülkemizde ve dünyanın birçok ülkesinde irili ufaklı orman yangınları yıl boyunca devam etti.

Yılın en uzun günü kimseye uğurlu gelmedi. Aynı gün Afganistan’da meydana gelen 6,0 büyüklüğündeki deprem neticesinde 1.500’den fazla kişi hayatını kaybetti.

Haziran başladığı gibi bitti. Ayın son günlerinde sıkıntılı haberler birbirleriyle yarıştı. Batı Karadeniz başta olmak üzere yurdun birçok bölgesinde yaşanan sel felaketi yaşananlardan hiçbir ders çıkartmadığımızı ve akarsularla zıtlaşmaya devam ettiğimizi gösterdi. Maalesef bu konuda yarım asırdır yarım metre yol alamadık.

Amerika’nın Texas eyaletinde terk edilmiş bir TIR’ın kasasında elliden fazla kaçak göçmenin cesedi bulundu. Hemen arkasından da Kolombiya’da bir cezaevinde çıkan isyanda elliden fazla kişinin hayatını kaybettiğinin haberi geldi.

Haziran sonunda Survivor bitti ve halk oylamasıyla Nisa Bölükbaşı birinci oldu. Yarıştığı parkurların sadece %40’ını kazanan bir yarışmacının kupayı kazanması yoğun tepkileri de beraberinde getirdi. “Parkurların ağırlığı olmayacaksa neden her gün saatlerce parkurlarda yarışıp sağımızı solumuzu sakatlıyoruz.” yorumları haftalarca bitmedi. Bir anda ülkenin en büyük sorunu haline geldi.

Temmuz başbakanlar için iyi başlamadı. Her ne kadar “İstifa etmeyeceğim.” deyip dursa da hükümet görevlilerinin arka arkaya gelen istifaları Boris Johnson’ı da istifaya zorladı. Hemen arkasından Japonya’nın eski başbakanı Shinzo Abe’nin seçim konuşması yaptığı sırada vurularak öldürüldüğü haberi geldi.

4 Ağustos’ta İstanbul Zeytinburnu’ndaki tarihi Balıklı Rum Hastanesi’nde yangın çıktı. Hastanede bulunan 104 hasta tahliye edildi ve yangında ölen veya yaralanan olmadı. Yangın sonucu hastane kullanılamaz hale geldi.

20 Ağustos’ta Gaziantep’te meydana gelen zincirleme trafik kazasında üç itfaiye eri, üç sağlık personeli ve iki gazeteci de dahil olmak üzere 15 vatandaşımız hayatını kaybetti ve 31 vatandaşımız yaralandı. Aynı günün akşamında Gaziantep’teki katliam gibi kazanın bir benzeri de Mardin’in Derik ilçesinde meydana geldi. Kazazedelere yardım eden görevlilere ve vatandaşlara arkadan gelen bir TIR çarptı ve kazada 20 kişi hayatını kaybetti. 26 kişi de yaralandı.

Pakistan'da hazirandan ekime kadar etkili olan muson yağmurlarının yol açtığı sellerle gelen yıkımın bilançosu çok ağır oldu. Son otuz senedeki yıllık ortalama yağış miktarının beş altı katına maruz kalan Pakistan'da yaşanan selde 1600'den fazla kişi hayatını kaybederken 12 bin 728 kişi de yaralandı.

Eylül ayında Annesi Kraliçe 2. Elizabeth'in hayatını kaybetmesiyle 73 yaşında tahta çıkan Kral 3. Charles, resmen İngiltere Kralı ilan edildi. Londra'daki St James Sarayı'nda kraliyet danışma meclisinin üyeleri tahta geçiş konseyi için toplandı. Yapılan seremonide Kraliçe 2. Elizabeth'in ölümü resmen açıklandı ve ardından 3. Charles'ın Kral olduğu resmen duyuruldu.

Eylül ayında İran’da 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin başörtüsünü düzgün takmadığı gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetmesi büyük protestolara sebep oldu. Giderek şiddetlenen protestolar seksenden fazla kente yayıldı ve çok fazla insan hayatını kaybetti.

Amerika’da eylülün son haftasında saatteki hızı 241 kilometreyi bulan ve kategori 4 seviyesinde olduğu belirtilen Ian kasırgası, başta Florida olmak üzere birçok eyalette ciddi hasara neden oldu. Yer yer sel sularının yüksekliği iki metreyi aştı ve milyonlarca ev ve işyeri günlerce elektriksiz ve susuz kaldı.

Ekim ayının ilk gününde Endonezya’da bir futbol maçında çıkan izdiham faciayla sonuçlandı. Ev sahibi takım maçı kaybedince binlerce taraftar sahaya girdi ve polis kalabalığa müdahale etti. Sert müdahale ve biber gazı kullanımı nedeniyle çıkışlara kaçışan taraftarlar sıkışarak hayatını kaybetti. Sonuçta, 174 can kaybı ve yüzlerce yaralı ile sonuçlanan çok vahim bir gece yaşandı.

Maden kazaları maalesef bu sene de yakamızı bırakmadı. Bir kere daha kaygılı gözlerle ekran başına yapıştık. Bartın’ın Amasra ilçesinde, Türkiye Taşkömürü Kurumu Amasra Müessese Müdürlüğünde 14 Ekim’de yer altında bir patlama meydana geldi. Patlama sonrası 42 işçi hayatını kaybetti. Geride babasını, oğlunu, kardeşini bekleyen yaşlı gözler kaldı. Allah yardımcıları olsun.

Temmuz ayında Boris Johnson ayrıldıktan sonra İngiltere Başbakanı olan teyze de sadece 45 gün dayanabildi ve Liz Truss 20 Ekim’de istifa etti. Daha ismini bile tam öğrenememiştik. Dört gün sonra Rishi Sunak yeni başbakan olarak açıklandı.

Türkiye’nin yeni yerli üretim otomobil markası Togg’un seri üretiminin yapılacağı Gemlik Kampüsü Cumhuriyet Bayramı’nda büyük bir törenle açıldı. 18 Temmuz 2020 tarihinde temeli atılan fabrika, 27 ayda tamamlandı. Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu (Togg) tarafından üretilen elektrikli araçlar, 2023 yılı Nisan ayında trafiğe çıkacak.

29 Ekim’de Güney Kore’nin başkenti Seul’de düzenlenen cadılar bayramı kutlamalarında meydana gelen izdihamda 153 kişi hayatını kaybetti, yüzden fazla kişi de yaralandı.

13 Ekim’de İstanbul Taksim’de terörün karanlık yüzü bir kere daha ortaya çıktı. İstiklal Caddesi’nde meydan gelen patlamada 6 kişi hayatını kaybetti, 81 kişi de yaralandı. Suriye uyruklu terörist polisin titiz çalışması neticesinde olaydan dokuz saat sonra Küçükçekmece’de yakalandı.

Bu coğrafyada deprem hayatımızın bir gerçeği. 23 Kasım’da Düzce’de meydana gelen 5,9 büyüklüğündeki deprem, hepimize ürkütücü yüzünü bir kere daha hatırlattı. Ankara’dan İstanbul’a kadar birçok vilayette hissedilen depremde 2 kişi hayatını kaybetti, 93 kişi de yaralandı.

Yılın son haftasında Amerika ve Kanada elli yılda bir defa görülen bir kar fırtınasının etkisinde kaldı. ABD’de aşırı soğuk nedeniyle 48 kişi hayatını kaybetti, trafiğe çıkışlar yasaklandı ve süpermarket rafları boşaldı. Felaketi en yoğun şekilde yaşayan Buffalo kentinde kar kalınlığı bir metreyi aştı.

Bu sabah aklıma gelen ana konuları özetlemeye çalıştım. Yaşanıyor ve unutuluyor. Çektiğimiz sıkıntılar da güzellikler de hepsi geride kalıyor. Umarım 2023’te çok daha fazla güzelliklerin olduğu bir yazı yazarım.

Sağlıklı kalın, mutlu kalın…

9 Ocak 2022 Pazar

Patladı

Günaydın Dostlar,

Her gün bir şeyler patlıyor. Ya döviz patlıyor ya da müthiş bir haber. Her haber “büyük bomba” denilerek anlatılıyor. Her şeyin sürekli patlamasından bıktık, usandık. Artık hiçbir şeyin patlamadığı günler istiyoruz.

O kadar bıktık ki ne iyi ne kötü hiçbir türlü patlama duymak istemiyoruz. Sakin günlere hasret kaldık. Haber kıtlığı yaşanırsa (bu ülkede çok zor ama) dedikodular patlıyor veya bizim beceriksiz takımların emekli olmuş futbolcu transferleri patlıyor.



“Fenerbahçe bombayı patlattı.” gibi laflardan çok sıkıldım. Nedense patlamalar hep transfer masalarında oluyor. Sahalarda o patlamaları hiçbir zaman göremiyoruz. Transferin nükleer bombaları, sahaya çıkınca havası alınmış balon gibi oluveriyorlar.

Bizler zaten patlamalar konusunda büyük travmalar yaşamış bir nesiliz. Patlama haberleri bize çocukluğumuzu hatırlatıyor. En gündemde olan konu da tüp patlamasıydı. Ben Ankara’da büyüdüğüm için çok fazla tüple haşır neşir olmadım ama İstanbul’a her gediğimizde tüplerle bir kere daha tanışırdık. Dedemlerin evinde tüp olmasa da birçok evde vardı.

Neden herkes tüplerden çekinirdi? Sık sık patlardı da ondan. Şimdi de (Allah korusun) zaman zaman tüp patlamaları duysak da o günlerde çok daha fazla duyardık. Bunun en büyük nedeni tüplerin şimdiki kadar iyi olmamasıydı. Tabii bütün kabahati tüplere yükleyemeyiz, insanlar da şimdiki kadar bilinçli değildi. Şimdi çok daha dikkatliyiz. Halen yapılıyor mu bilmiyorum ama insanların çakmakla tüp kontrol ettiği günleri çok net olarak hatırlıyorum.

En çok evdeki tüplerle haşır neşir olsak da diğer yerlerdeki tüpler de patlardı. Bunların da en meşhuru, hastanelerden tutun da üretim tesislerine kadar birçok yerde kullanılan oksijen tüpleriydi.

Genç arkadaşların aklına bile getiremeyeceği bir diğer konu da şofbenlerin patlamasıydı. Ne olurdu da patlardı bilmiyorum ama su yeterli gelmeyince alev söner ve bir çeşit gaz birikimi olurdu diye hatırlıyorum. Maalesef bu şekilde zehirlenen çok fazla insan da oldu.

Şofben patladığı zaman banyo harabeye dönerdi. Duvardaki fayanslar bile yerlerinden çıkardı. Hepimiz korkuyla şofbenin sesini dinlerdik. Ses normal geliyor mu acaba diye tetikte olmanız gerekiyor. Aksi takdirde zehirlenmeden tutun da banyonun başınıza yıkılmasına kadar her şey başınıza gelebilir.

Tüp patlaması kadar yaygın olmasa da ara sıra elektriksel patlamalar da duyardık. Elektrik trafoları ve panoları da patlardı. Ben son zamanlarda böyle bir haber duyduğumu hatırlamıyorum. Ne olurdu da bunlar patlardı? Hiç hatırlamıyorum. Muhtemelen bir şeyler kısa devre yapardı. Bir diğer gerçek de bu tip patlamaların genellikle bakım onarım çalışmaları sırasında olmasıydı. Durup dururken patlama ihtimali daha azdı.

Araçlarda bırakılan deodorant, sprey gibi malzemelerin patladığını hiç duydunuz mu? Vallahi, biz duyardık. Bırakılan malzemeler sıcaktan patlardı. Bu durum bugün için de geçerli. Yine bırakırsak yine patlar.

Bakkaldan aldığımız üç kuruşluk naylon topların iki vuruşta patlamasını daha önceki yazılarımda belirtmiştim. Her gün top parası istemekten bıkmıştık. Yanılmıyorsam fiyatı da 25 kuruştu, daha sonra 50 kuruş oldu. Eminim aileler de top parası vermekten bıkmıştı. Güzel futbol topları vardı da biz mi oynamadık? Gerçek bir futbol topu alabilmek hayal gibi bir şeydi.

Her ne kadar “patlama” kelimesi son yıllarda büyük haberleri vurgulamak için kullanılsa da bizler için genelde negatif bir anlamı vardır. Bu sabah aklıma gelen ana konuları yazmaya çalıştım. Bunların dışında da çok geniş bir yelpaze var. Ne telefonumuz patlasın ne de ödümüz. Allah hepimize patırtısız, gürültüsüz, patlamaları olmayan güzel bir hayat nasip etsin.

Sağlıklı kalın, mutlu kalın…

1 Aralık 2017 Cuma

Tek Bir Güzel Haber

Günaydın Dostlar,

Hiç tek bir güzel habere ihtiyacınız olduğu bir zaman oldu mu? Bazen haberler öyle arka arkaya gelir, öyle bir üzerinize kümelenir ki koca dünyada hiçbir şey iyi gitmiyormuş gibi hissedersiniz. Kötü haberler maratonunun son kilometrelerinde koşucular arasında kalmış tavuk gibi olursunuz. Bütün kötü haberler sizinle bir arada olabilmek için bir yarış içindedirler. Kendi kendinize “Tek bir güzel haber duymak istiyorum.” diye mırıldanırsınız.
“İstemiyorum sizi, gidin.” deseniz de kıçınızın dibinden ayrılmazlar. İstemediğin ot dibinde bitermiş misali bir yaklaşımla sadece dibinizde değil; üstünüzde, altınızda, her yerinizde biterler. Kardeşim bu kadar çok haber geldi, bir tane de iyisi gelmez mi? Neden anlamak istemiyorsunuz? Tek bir güzel haber duymak istiyorum.


Gerçekten de her şey kötü mü gidiyor yoksa siz mi öyle hissediyorsunuz? Herhangi bir anda dünyada, ülkede, evde, sokakta, işyerinde, her yerde her şey kötü gidiyor olabilir mi? İstatistiksel olarak bu kadar çok şeyin aynı anda kötü gitmesinin ihtimali çok düşük olmalı. Beş yüz yıldır yaşanmamış şeylerin hepsi birden bir anda bizi bulmuş olamaz. Ne diyorsunuz, olabilir mi? Hepsi kapıda kuyruk olmuşlar, ışık bekler gibi sizi bekliyorlar. Tek bir güzel haber duymak istiyorum.

Bu kadar dert yetmezmiş gibi bir de üstüne Fener yenilir. İyi oynasa, mücadele etse de yenilse üzülmezsiniz ama hem kötü oynar hem de yenilir. Siz, evinizin salonunda sahadaki oyunculardan daha çok çaba gösterirsiniz. Fener kazansa kötü giden her şeyi bir anlık da olsa unutacaksınız ama bu lüksü size vermezler. Maçtan sonra “Bu hayatta zaten her şey çok kötü.” ruh halinize geri dönersiniz.

Hâlbuki biraz kıçlarını kaldırsalar ne güzel olurdu. Çok fazla bir şey istemiyordum ki tek bir güzel haber duymak istiyorum.

Zaten her şey kötü giderken masanın ucundaki sarı kız beni görse, dertlerimi unutsam kime ne zararı olurdu ki? Görmesi bile şart değil, en azından baksaydı. İyi niyetle uzanan güzel, minik bir el; bırakın dünyadaki sıkıntılarınızı uzaydakileri bile unutturur. Madem görmedi, madem bakmadı; keşke üç saniye bana gülseydi. Kahkahalar peşinde değilim, minicik bir gülücük istiyorum, tek bir güzel haber duymak istiyorum.

Siz sarı kızın kalbini çalamadınız ama hırsız arabanızı çaldı. Bu kadar sıkıntının arasında bir de bu eksikti. Üstelik çok da iyi bir yere park ettiğimi düşünüyordum. İçindeki ses “Boş ver arabayı, sen kalbini park et.” dese de işin gerçeği, artık park edecek araba da yoktur. Kalp zaten yok. Dimyat’a kalp kazanmaya giderken evdeki arabadan olduk. Uzaklara boş boş bakarak yürürsün serin sokaklarda. Kafanda hep aynı cümle “Çok bir şey istemiyorum ki tek bir güzel haber duymak istiyorum.”
Kız seni görmez, araban da bulunmaz, havalar da kararır. Birden "Güneşe ne oldu?” derdine düşersin. İnanması çok zor ama güneş de yok artık. Sıra sıra bekleyen dertler güneşini de aldı götürdü. Gece karanlığında gökyüzüne bakamazsın, ay dedeyi de kaybetmekten korkarsın. Ne kızın sıcaklığı var artık ne de güneşin sıcaklığı. Sen varsın, ay dede var, bir de karanlık ve soğuk var. Soğuk sokaklara, kaldırımlara oturma hasta olursun. Olamaz, bir sıkıntı daha mı geliyor? Hasta olmak istemiyorum, sadece tek bir güzel haber duymak istiyorum.

Bütün dünya kötüye giderken en yakınındakilerin, en sevdiklerinin de tavrı değişir. Onlar da kötüye gidiyor olamaz, beni satmaz onlar. Bence de satmazlar, sadece bir sonraki menfaate kadar bir süreliğine kiraya verirler. Üzülmeyin tapunuz hep onların elinde kalır, sadece piyasa koşullarına göre zaman zaman garanti olarak kullanılırsınız. Ben kefil de olmak istemiyorum, garantör de; sadece tek bir güzel haber duymak istiyorum.

Kalbin kırgın, kalbin üzgün, kalbin taşlaştı. Taş demişken taş gibi sarı kız da yok artık. Buzlu yağmurlar suratına vuruyor. Kara bulutlar her yerde. Televizyonu, radyoyu, bilgisayarı hiç açmasan daha iyi olur. Aslında özleyecek kimsen de yok ama birilerini özlediğini hissedersin, bir şeyleri özlediğini hissedersin. Daha başka ne olabilir ki diye düşünürken kedi elini ısırır. Sen onu en pahalı mamalarla besler, en iyi doktor amcalara götürürsün; o da senin elini ısırır. Nankör müdür nedir? Nankör olmayan bir insandan güzel bir haber duymak istiyorum. Tek bir güzel haber duymak istiyorum.

Bu dünyadaki bütün haberler kötü olamaz. Moralinizi bozmayın. Bir gün mutlaka güzel haberler arka arkaya sıralanacaklar. Buna gerçekten inanıyorum. O gün gelene kadar da tek bir güzel haber duymak istiyorum.
Sağlıklı kalın, mutlu kalın…

5 Aralık 2014 Cuma

Her Şey Karşılıklı...

Günaydın dostlar...

Her gün birbirimize “İletişim çağında yaşıyoruz.”  diyoruz. İletişim çağının en büyük özelliklerinden biri de, tek boyutlu yaşamdan çıkıp interaktif bir yaşamın içinde olmak. Okullarda tabletlerin ve diğer iletişim araçlarının kullanılmaya başlanılması da, bu tip düşüncelerin ürünleridir. Hoca anlatsın, herkes robot gibi dinlesin (veya dinlemesin) devirleri bitti artık.

Verilen ödevler, yapılan çalışmalar artık hep çocukların çeşitli ortamlarda interaktif yapacağı süreçlere doğru yöneliyor. İşyerlerinde bile, bir eğitim aldığınız zaman, kimse birileri gelsin de saatlerce bir şeyler anlatsın istemiyor. Olayın içinde olmak, eğitimin bir parçası olmak ve sürecin karşılıklı yürümesi, hem daha eğlenceli oluyor, hem de eğitim açısından baktığınız zaman daha iyi sonuçlar veriyor.
 
Sürecin karşılıklı yürümesi hayatımızın her evresine yavaş yavaş giriyor. Hepimizin beğenerek izlediği Tolga Çevik ve Komedi Dükkanı sürecinin büyük başarısının en önemli nedenlerinden biri de, oyunun kimsenin alışık olmadığı şekilde dışarıdan yönlendirilmelerle interaktif bir şekilde oynanmasıdır. Tolga Çevik, çok zeki bir insan ve büyük bir kabiliyet ama o dışarıdan müdahale eden adamcağız olmasa, olayın esprisinin en az yarısı gider.
Uğur Uludağ ve ekibi, "Üçüncü Türden Yakın İlişkiler" oyununu sahneye koyduğunda, seyirci ile konuşma ve güncel olayları interaktif bir şekilde oyuna sokma şekli çok beğenilmişti. Benim de bu türde gördüğüm ilk tiyatro oyunu olmuştu. Hem çok komik hem de çok değişikti.

Daha önce de söz ettiğim gibi ben akşam yemeklerimi genelde televizyonun karşısında haberleri veya günün piyasa gelişmelerini seyrederek yiyorum. Bu aşamada tercih ettiğim insan da Fatih Portakal. Her ne kadar bazen tweet okumayı biraz fazla abartsa da, programın interaktif ve samimi yapısı hoşuma gidiyor.


Sanki arkadaşımın biri çıkmış da orada haberleri okuyormuş gibi geliyor bana. Benim hoşuma gidiyor ama birçok insanın da haberlerin bu şekilde sunulması hiç hoşuna gitmiyor. Sunumu çok cıvık ve gayri ciddi buluyorlar.

Devir değişti, rahmetli Zafer Cilasun’un, Çetin Çeki’nin veya Jülide Ateş’in sunduğu gibi haber sunma şekli artık tarihe karıştı. Zaten hiçbir iyi haberin olmadığı bir ortamda, bu tip yaklaşımlar biraz olsun ortamı rahatlatıyor. Arka arkaya o kadar çok kötü haber veriyorlar ki, bazen insanın içi kararıyor. Adam bahçesindeki ağacı kesiyor, (kesersem bu ağaç nereye düşer diye düşünmek aklına bile gelmiyor) yoldan geçen servis minibüsünün üzerine düşen ağaç, çocuğu öldürüyor. Afrika’da bile olmaz böyle bir iş.

Ben Amerika’dan döneli 20 seneden fazla bir zaman oldu. Daha ben dönmeden önce bile bu tip interaktif programlar başlamıştı. Üstelik o zamanlar bu sosyal platformların hiçbiri yoktu. Yanılmıyorsam burada da yıllarca sabah programlarının birçoğu faks üzerinden yürüyordu. Programlarda metrelerce faks kâğıtları gördüğümü hatırlıyorum. Neden faksla, şunla, bunla uğraşıyorlardı? Çünkü seyirciyi de işin içine kattığın zaman daha güzel ve daha etkili oluyor.
 
Zaman değişiyor, her şey değişiyor. Doğal olarak haber programlarının sunuş şekli de değişecek. Kuzey Kore moda mecmuasından fırlamış gibi haber sunma günleri artık çok gerilerde kaldı. Gün, fark yaratma günüdür, değişik bir şeyler sunabilme günüdür.
İş hayatı, televizyon dünyası, aşk hayatı hiç fark etmez. Hepsini ayakta tutan temel aynıdır. Fark yaratan yoluna devam eder, yaratamayan herkes gibi kalır.

Bereketli yağmurların yağdığı bu güzel çarşamba günü herkes için harika geçsin.

Sağlıklı kalın, mutlu kalın...
 

25 Kasım 2014 Salı

Ruhi Bey Amca

Günaydın Dostlar,

Dün akşam maçlar bittikten sonra bir müddet izlediğim müzik programındaki bazı eski şarkılar bana eski günleri ve televizyonun ilk yıllarını hatırlattı. Cuma akşamki müzik programlarında acaba Erol Büyükburç filan çıkar mı diye beklerdik.
Elimizde bir televizyon programı da olmadığı için bütün işler tahminler üzerinden yürürdü. Biz Erol Büyükburç'u beklerken Allah bilir o da Dubai'de tatil yapıyordu. Dedikoduya göre veya umutlarımıza göre beklerdik. Neden Erol Büyükburç? Başka kimse yoktu da ondan. Cem Karaca, İngilizce şarkılar söylerdi ve genelde de pek televizyona çıkmazdı.


Rahmeti Erol amca zaman zaman insanları “Ben çok önemli bir insanım.” diye haşlardı ya, gerçekten de öyleydi. Annemlerle beraber birkaç kere kadınlar matinesine gitmişliğim vardır. Kızlar Erol Büyükburç’un üzerine saldırırdı.

Erol Büyükburç’u başka bir sabah yazarım, bu sabahki konumuz TRT 1 ve televizyonun ilk yılları. Hepinizin bildiği gibi Türkiye’de televizyon yayınları 1968 yılında başlamıştır. Daha önceki yıllarda bazı üniversitelerin bu yönde çalışmaları olmakla beraber ilk yayın TRT tarafından 1968 yılının ilk aylarında başlatılmıştır. Pazartesi, çarşamba ve cuma akşamlarında haftada üç gece yayın yapılırdı ve yayınlar akşam 19.00'da başlar, 23.00 gibi filan da biterdi.

Televizyon yayınları başladı başlamasına ama küçük bir sorun vardı, hiç kimsede televizyon yoktu. Yurtdışından televizyon getirmiş insanların dışında kimsede televizyon yoktu. Evimizde televizyon olmasından vazgeçtik, televizyonu olan herhangi bir tanıdığımız bile mevcut değildi.
Sevgili arkadaşım, kardeşim Tufan’ın rahmetli dedesi Ruhi Bey apartmandaki ilk televizyonu alan şahıs oldu ve hayatları bir daha düzelmemek üzere değişti. Haftada üç gece bütün apartman Ruhi Beylere taşınmaya başladı. Rahmeti anneannesi Nafiye Hanım çok iyi bir insandı ve insanlar gelmeden sandalyeleri, koltukları, tabureleri, oturakları, minderleri hazırlardı. Ev tam bir yazlık sinema görüntüsüne dönüşürdü.
Saat 19.00'da çizgi filmler olurdu ve onları kaçırmamak için biz de dâhil olmak üzere apartmanın bütün çocukları 19.00'dan önce evin salonunda yerimizi alırdık. Her şeyi bir yana bırak, kadıncağız 50 kere kapı açmak zorunda kalırdı. Tabii bir de işin ikram boyutu var. Her akşam olmasa da sık sık ufak tefek bir şeyler de ikram ederlerdi.

Saat 20.00'de rahmetli Zafer Cilasun haberleri okurdu. Haberler başlamadan önce de ekrana bir saat görüntüsü çıkar ve saniye tam 20.00'yi gösterdiğinde haberler başlardı. Hafta arası bizim iznimiz haberler başlayana kadardı. Annem “Saat çıkınca aşağıya inin.” diye sıkı sıkı tembihleyip yollardı. Zaten de inerdik zira haberler çok sıkıcı gelirdi. Sağ olsunlar, o zamanlarda da haberleri Doğa Sülen ciddiyetinde okurlardı.

Büyükler genelde cuma akşamı gelirlerdi. Cuma akşamı çok kalabalık olurdu ve uzun oturulurdu. Herhalde o apartmanda televizyon için yukarı çıkmayan tek kişi benim babamdır. Muhtemelen her zamanki gibi kitabını okuyordur.

Cuma akşamları eğlence programı var. Kimin çıkacağı belli olmasa da net olan tek şey Zeki Müren’in çıkmayacağıydı. Çoğu zaman da uzun süre beklemene rağmen bir tane bile sevdiğin sanatçı çıkmaz ve kös kös aşağıya inersin.

Eğlence programı sadece cuma akşamlarında olurdu. Onun dışında genelde çizgi filmler, haberler ve açık oturumlar vardı. Az miktarda da belgesel yayınlanırdı. Düşünün ki reklamlar bile yoktu. Reklamlar yıllar sonra başladı ve ilk başladığı gece herkes yemeğini yarım bırakıp kalkıp reklamları izlemeye gitmişti. Yanılmıyorsam ilk reklam da bir banka reklamıydı.
1977 yılı başında ben Amerika’ya giderken Türkiye’de televizyon halen siyah beyazdı. O günlerden bugünlere ülkede çok şey değişti. Ruhi Bey amcaların salonunda sıra sıra oturduğumuz günler çok gerilerde kaldı.

Düşünüyorum da ne kadar iyi niyetli, ne kadar misafirperver insanlarmış. Aylarca haftada üç gece bütün apartmanı evinde ağırlamak hiç de kolay bir iş değil. Yağ bal olsa yenmez. Herkesi ikisinin güzel ruhları için minik bir duaya davet ediyorum.
Mekânları cennet olsun.

Sağlıklı kalın mutlu kalın...