Yedeklemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yedeklemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Kasım 2015 Salı

Telefon Rehberim...

Günaydın dostlar…

Bu sabah durgunum dostlar. Üzgün değilim ama içimde nedenini bilmediğim garip bir boşluk var. Apartmanların üzerinden boş gözlerle adalara bakıyorsam, anlayın ki durgunumdur. Bu durgunluğumun sebebi ne gündemdeki seçim süreci, ne de Fener’in ruhsuz takımları.
Robin Sharma, “Kontrol edemediğin konulara kafanı takma” der ama her konuda bu durum geçerli olmuyor. Senin kontrolünde olmasa da kalbinde olan konuları o kadar çabuk söküp atamıyorsun.


Durgunluğumun nedeni telefon rehberim. Sizlerin de bildiği gibi, Bozcaada’nın her noktasını gezeceğim derken telefonumu kırmıştım. Telefon kırılınca da bütün rehberim de onunla birlikte gitmişti.

Üzüntüm giden telefon rehberi için değil, giden insanlara. İnsanları otomatik olarak yeni telefonuma aktaramadığım için tek tek elle girmeye karar verdim. 1080 civarı kayıt olan rehberimi de tek tek elle girmek, inanın hiç kolay olmuyor. Bu şekilde girmek istememin bir nedeni de, isimleri girerken bir ayıklama yapmak. Hemen söyleyeyim işlem bittiğinde toplam rakam 300 civarı filan olacak.

Tamam, benimle artık ilgisi olmayan numaraları ayıkladık diyelim. Peki, ilgisi olup da artık ulaşmam mümkün olmayan numaraları ne yapacağız?
Her ne kadar rahmetli Neşe ablanın WhatsUp numarasında artık 2 küçük çocuğun resmi görünse de, benim onu rehberimden de, kalbimden de çıkarmam hiç mümkün değil. Benim telefonum olduğu ve de ben telefonun ne olduğunu hatırladığım sürece, o numara orada kalacak. Her zaman benim yengem, ablam, dostum, arkadaşım, sırdaşım olarak kalacaktır.
Peki, ya neredeyse senesi dolacak olan sevgili Burhan? Onu da çıkartamam. Dünyanın en iyi kalpli, en iyi niyetli insanını ben rehberimden çıkartamam. Burhan, Neşe Abladan sonra ayrılışıyla beni en çok üzen insanlardan biridir. Telefonumda da, içimde de her zaman bir yeri olacaktır.

Hemen hemen bütün hayatını tek başına yaşayan rahmetli Seçkin teyze’de telefon rehberimde duruyor. Bayramlarda, kandillerde aradığım son kalan 3-5 numaradan bir tanesiydi. Ben onu arayıp, sordukça çok memnun olur herkese anlatırdı. Söyleyin bana, ben şimdi nasıl sileyim onun numarasını?

Amerika’da işe beraber başladığımız, daha sonra çok genç yaşta kaybettiğimiz Terry. Hayat dolu, samimi ve çok iyi niyetli bir insandı. Rehberin tozlu sayfaları arasında o da yerini almış.
Hayatımın en önemli dönemlerinden bir tanesinde her zaman yanımda olan sevgili kardeşim Bülent. Çok uzun süre geçmiş olmasına rağmen halen yokluğu ile beni üzen dostum. Bilgisayar okurken de, MBA yaparken de her zaman yanımda olan sevgili kardeşim, arkadaşım, dostum da her zaman benimle beraber kalacaktır. Onu da hiçbir yerden çıkartamam.
Geçen sene kaybettiğimiz lise arkadaşım Serdar da rehberimde. 42 kişilik 11 Fen sınıfından 3 arkadaşımızı kaybettik bile. Bizim sınıf için çok erken oldu. Hepsi kalbimizde, hepsi aklımızda her zaman bizimle kalacaklardır.

Birçok konuda bize çok fazla şey öğreten Ömer ağabeyin de benim için apayrı bir yeri vardır. Sonradan gönlünü aldım, beni de çok severdi ama bir toplantı sırasında ona bağırdığım için halen kendimi kötü hissediyorum. Keşke yapmasaydım. Rehberimdeki numara sessiz sakin öylece kalmış. Her daim hazır ve her daim bakımlı olan Ömer ağabeysini arıyor. Ömer ağabeyden 1 hafta sonra kaybettiğimiz Yılmaz ağabey de benim rehberimde. Onun da mekânı cennet olsun.

Güzel insan Piero Corsini’de benim listemde. O da artık bizle değil. Mekânı cennet olsun. Korsini deyince, bizim yanımızdan ayrıldıktan 2 saat sonra trafik kazasında vefat eden; Fabio, Gregory ve Ali Rıza'yı da anmadan edemeyeceğim. Hepsi çok kaliteli, çok iyi insanlardı mekânları cennet olsun.
Rehber kalabalık ama artık arayamayacak olduklarımızın listesi de uzun. Bu sabah aklıma, kalbime gelen birkaç ismi sizlerle paylaştım ama inanın kaybettiğimiz herkes ister rehber de olsun, ister olmasın tek tek aklımda.

Hepinizi özlemle anıyorum. Rahat uyuyun, huzurlu uyuyun. Cennetin en güzel köşelerinde uyuyun. Kim bilir, belki de sabah yazılarımı sizler de okuyorsunuzdur. Hepinizi çok sevdiğimizi hiç unutmayın.
Sağlıklı kalın, mutlu kalın…

27 Nisan 2015 Pazartesi

Fırsatlar Bilerek Bekletiliyor...

Günaydın dostlar.

Erkekler de oynar bu oyunu ama daha ziyade kızlara özgü bir oyundur oynanan.  Sosyal platformlarda sık sık dolaşan bir yazı var.
“İnsan fırsatın gelmesini bekler, fırsatlar da insanın gelmesini… Fırsatlar bekler, insanlar bekler… Kazanan hep mazeret olur…” Bu sözler Paulo Coelho’ya aitmiş.


Güzel demiş ama günümüzde artık çok da geçerli değil. Kimse fırsatların gelmesini filan beklemiyor. Herkes daha iyi bir fırsatın gelmesi peşinde bir şeyler arayıp duruyor.

Doğal olarak bu riskli bir oyun. Pirince giderken evdeki bulgurdan da olma durumu var. “Ben daha iyisini bulana kadar sen burada bekle.” oyununu kızlar çok güzel oynar. Doğuştan birçok işi aynı anda düşünebilme yeteneğine sahip oldukları için bu konuda da son derece başarılıdırlar.

Bizim zavallı çocuklar da yıllarca kızların gelmesini beklerler. Daha iyi bir şey bulamayanların bir kısmı yıllarca beklettiği Anadolu çocuklarına geri döner, bir kısmı da hiçbir zaman dönmez. Hiç dönmez. Çünkü arayış halen bitmemiştir.
Burada iki önemli parametre var, “sevmek” ve “sevilmek”. Konu da zaten bu iki parametrenin kombinasyonlarında takılır kalır.
Karşındaki seni seviyorsa, sen de onu seviyorsan, o zaman hiç sorun yok. Allah mutlu etsin. Atın adımınızı, çıkın yola ve gidebildiğiniz yere kadar gidin. Tabi ki burada “sevgi” derken, gerçek sevgiden bahsediyorum. Kâğıt üzerine yazılmış, ilk rüzgârda uçup gidecek sevgiden değil; kalplere kazınmış, midede hissedilen sevgiden bahsediyorum.

Burada en kritik kombinasyon, onun seni sevmesi, senin de onu sevmemen kombinasyonudur. Sevmiyorsan “git” dersin olur biter. Bu kadar basit bir işlem! Öyle değil mi? Değil işte. Git demek kolay ama ya sonra onun kadar sevenini de bulamazsan ne olacak? O yüzden kenarlarda bir yerlerde durmasında yarar var. Ölmeyecek kadar su, ekmek filan verirsen, o seni bir ömür boyu bekler.

Bu durum ilk bakışta yedekte bekleyen için sorun gibi görülebilir. Ama yedek olduğunu hissetmediği için, genelde o da bu durumdan memnundur. Yıllarca bekler ve bir ilişki sürüyor zanneder.
Bu sözler ayrıca sadece gönül işleri için geçerli değildir. Yedekleme yapımızda var ve günlük yaşamımızın her parametresi için geçerlidir. Bir yere davet ettiğinde sana bir türlü doğru dürüst cevap vermeyenler de yedekleme yapıyorlar. Sana "hayır" demeyerek seni yedekte tutuyor ama daha sonra ortaya çıkabilecek daha iyi buluşmalar için de kapıyı açık bırakıyor.

Hayat bu, ne olacağı belli olmaz. Sana şimdiden söz verip de neden kendini taahhüt altına soksun ki? Sen hele bir dur, daha sonra daha iyi bir şey çıkmazsa gelirim.
Son ihtimal de iki tarafın da birbirini sevmemesi durumudur ve de en temizi budur ama bazen tarafların ikisi de bu durumun farkında değildir. Seviyorum zannederler. Birilerinin çıkıp bu zavallı arkadaşları bu esaretten kurtarması gerekmektedir. Her şey gibi bunu da devletimizden bekleyemeyiz. Eş, dost, akrabalar yardımcı olsunlar.

Yukarıda da belirttiğim gibi hislerde açık ve net olmak en doğru yoldur. Alım yapmayacağınız bir satıcıyı yalan sözlerle heveslendirmek de günahtır, sevmeyeceğiniz bir kalbi yedekte tutmak da.
Hep yedeklemeden söz ediyorum ama burada anlatmaya çalıştığım her zaman tek bir yedek veya tek bir tali yol da olmayabilir. Bazı insanlar çok sağlamcı ve birçok yedekle çalışıyorlar.

Emin der ki, “Konu ne olursa olsun, sevemeyeceğiniz bir kalbi içinize alıp kendinize yük etmeyin, karşı taraftakilerin de sevgileriyle, umutlarıyla oynamayın.”
Kalp çok önemli bir emanettir, emaneti kabul ediyorsanız ona çok iyi bakın.

Sağlıklı kalın, mutlu kalın…