Berkin Elvan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Berkin Elvan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mayıs 2014 Cumartesi

Hepsi Öldü...

Eskişehir’de, Gezi Parkında ağaçlar kesilmesin protestosuna katıldı, sokak arasında döve döve öldürüldü.

Ankara’da, rastgele açılan ateş sonrası, 3 metre mesafeden başından vurularak ölen kardeşimizin ne anarşistliği kaldı, ne vatan hainliği. Oysa ortada tek bir gerçek vardı, o artık yaşamıyordu, o öldü.
 
Adana’da, amirinin, “git olaylara müdahale et” dediği polis kardeşimiz köprüden düştü öldü. Mustafa’da bizimle değil artık.
Antakya’da ki direnişte polis tarafından başından vurulan Cömert kardeşimizde yok artık. O da öldürüldü.

Ümraniye’de, gözü dönmüş insanların taksi ile kalabalığın içine dalması sonucu, Ayvalıtaş’da rahmetli oldu. O da öldürüldü.

Lice’de, protesto sırasında hayatını kaybeden kardeşimizin nasıl öldüğünü kimse bilmiyor. Tek bildiğimiz, Yıldırım kardeşimiz de öldürüldü..
 
Ben bir koşu gider ekmek alır gelirim dedi, ekmeği aldı ama yüzüne isabet eden ve çenesini ve burnunun kıran, bir gaz fişeği yüzünden eve dönemedi, 15 yaşında öldürüldü.
15 yaşındaki kardeşimin cenaze töreninden sonra karşıt görüşlü gruplar arasında çıkan kavgada genç bir hemşerim hayatını kaybetti. O da öldürüldü.

Şırnak’ta, yakılan polis arabası az daha Zeynep polise ve arkadaşlarına mezar oluyordu. Vücutlarının birçok kısmında yanıklarla canlarını zor kurtardılar.

Hiçbir emniyet tedbiri alınmadan, insan hayatına değer vermeyen, sadece sonuç odaklı bir zihniyetle yeraltı cehennemlerine sokulan kardeşlerimiz, bir daha güneşi göremedi. 301 madenci kardeşimiz öldü.
 
Araçlarının içinde diri, diri yakılmaya çalışılan polisler, gömlekleri yanarken kendilerini güçlükle dışarı atıp canlarını zor kurtardılar. Canını kurtaran polislerin etrafa saçtığı kurşunlar, gitti yakınının cenazesine katılan zavallı Uğur’u buldu. Uğur öldü…
Uğur’un ölme haberi, olayları ateşledi ve atılan bir parça tesirli ev yapımı bomba, oradan geçmekte olan bir hemşerimi daha aramızdan aldı. O da öldürüldü.

Biliyor musunuz, bu ölümlere neden olanların birçoğu, bizim aramızda yaşıyor, işine gidip geliyor ve hiçbir şey olmamış gibi davranmaya devam ediyor. Vicdani rahatlık açısından da, en ufak bir sorunları yok.

İnsanlık mı dediniz? O da öldü…

13 Mart 2014 Perşembe

Herkes Geldi

Günaydın Dostlar,

Gördün mü Berkin? Senin için herkes geldi.

Hepsi senin için geldi. Büyüğü, küçüğü, kadını, erkeği, her ırktan, her dinden insan geldi. Uzaktan geldiler, yakından geldiler ama hep geldiler. Dün Türkiye’de herkes Berkin olmuştu. Barış Manço, Türkan Saylan, Bülent Ecevit, Hrant Dink için bir araya gelen sonu başı görünmeyen kalabalıklar dün senin için bir araya geldi.
 
Biliyor musun küçük dev adam, uzun yıllardır görmediğimiz şekilde insanları bir araya getirdin. Politikacılar, gazeteciler, sanatçılar, kendini sanatçı zannedenler, dün söylediğini bugün hatırlamayanlar, her kesimden insan hepsi oradaydı. Senin de mutluluk gözyaşlarıyla izlediğin gibi en önemlisi kardeşlerin, öğrenciler oradaydı. Bu kadar öğrenci, senin için ve senden ayrılmak istemedikleri için sokaklardaydı. Hepsi sana geldi.

Sen artık benim oğlumsun, bizim oğlumuzsun. Annene, “Sen dur anne, ben bir koşu gider ekmeği alır gelirim.” dedikten sonra neden gelemediğini sorguluyoruz hepimiz. Bugün kimse iş yapmak istemiyor, kimse ders yapmak istemiyor. Herkesin tek bir arzusu var, o da senin yanında olmak.
Biliyorum üzüleceksin, hiç de böyle olmasını istemezdin ama insanlar üzgün, insanlar kızgın. Senin çok erken yaşta, aramızdan ayrılmanı kabul etmek istemiyorlar. İnsanlar evlerinde oturamıyor, duvarlar üzerlerine geliyor. Herkes yurdun dört bir yanında senin için sokaklarda. "Neden yaptınız bunu Berkin’e?" diye haykırıyorlar. Kimse provokasyonculara zemin hazırlamak istemiyor ama insanlar öfkeli ve adalet istiyorlar. Bir türlü gelmeyen adalet insanları yaralıyor, öfkelendiriyor ve sisteme olan güvenleri kayboluyor.

Sana bunu kimin yaptığını bilmek istiyorlar. Seni bizlerden kopartan o hain fişeği kim attı? İnsanlar bunu bilmek istiyor. İnsanların üzerine atılmaması gereken bir açıda atılan bu fişek, görgü tanıklarının da söylediği gibi bilerek ve hedef alınarak sana mı atıldı yoksa o gün senin günün müydü minik kardeşim? Sana isabet etmese başka Berkin’e mi isabet edecekti acaba?

Sana bunu yapan polisin ne yaptığını bilmiyor olma ihtimali var mı? Bütün söylenenlere rağmen ben bir polisin bilerek ve isteyerek ve de nişan alarak bu fişeği sana attığına inanmak istemiyorum. Bir yerlerde halen bir insanlık, bir normallik aramaya çalışıyorum. Yoksa kime isabet edeceği umurunda olmadan ateşlediği fişek gelip seni mi buldu bebeğim? Sen 10 cm önde olsan belki de arkadaki apartmanın köşe duvarında mı patlayacaktı o adressiz fişek? Sana bunu yaptığını bilen veya bilmeyen polis memuru belki de bugün orada mıydı acaba? Belki o da üzgün, kızgın mıydı? O da içinden "Kim neden yaptı bunu?" demiş olabilir mi?
Hepimiz biliyoruz ki ateş düştüğü yeri yakar. Annenin, babanın, yakınlarının acısını bizler ne kadar paylaşıyoruz desek de paylaşamayız ama şunu bil ki sen hepimizin içini yaktın. Böyle bir günde tek teselli bulduğumuz şey, sana gösterilen yoğun ve samimi sevgi. Senin o 16 milyon tonluk kocaman yüreğini milyonlar taşıdı bugün.
Bu akşam amca kızdı, inatlaştı senin için karanfiller bırakmamıza yine müsaade etmedi ama olsun be Berkin, sen artık 75 milyonun kalbinde açan bir çiçeksin.
Keşke hiç kimse gelmeseydi, sen de bizi hiç terk etmeseydin. Seni hiç unutmayacağız güzel çocuk.
Sağlıklı kalın, mutlu kalın…

 
 

11 Mart 2014 Salı

Özür Dilerim Berkin

Günaydın Dostlar,

Özür diliyorum senden güzel çocuk.
Minik Berkin aslında ne sana söyleyebilecek bir şeyim var, ne de bunları söylemeye yüzüm var ama yine de bu sabah kalbimden geçenleri seninle paylaşmak istiyorum.

Sen iki yüz altmış dokuz gün boyunca direnirken senin için hiçbir şey yapamadığımız için senden özür diliyorum.
 
Minicik elinde, minicik paran ekmek almaya giderken seni koruyamadığımız için senden özür diliyorum.
O hain fişek başına geldiğinde avucunun içinde sımsıkı tuttuğun ekmek parası değil, sanki ümitlerindi.

O hiç gerçekleşemeyecek hayallerine, umutlarına, rüyalarına sahip çıkamadığımız için senden özür diliyorum.

Senin cennette ebedi istirahatine çekildiğin bu günde, bir gram uyanmayacağımızı, bir gram akıllanmayacağımızı bildiğim için senden özür diliyorum.
“Sen uyudun ama biz uyandık.” demeyi çok isterdim ama sana yalan söyleyemem.

Dışarıdan akıtılan gözyaşları belki bir gün bitecek ama seni sevenlerin, yakınlarının ömürlerinin son günlerine kadar içlerinde akıtacakları gözyaşlarını durduramayacağımız için senden özür diliyorum.
Odanda seni bekleyen gözü yaşlı minik eşyaların için senden özür diliyorum.

Her zamanki balık hafızamızla bu akşam oturup dünkü maçta neden kavga çıktığını tartışacağımız için senden özür diliyorum.
Bir yandan da sana kızgınım be Berkin! Günlerdir, aylardır seni bekledik. Neden bir ekmek alıp dönemedin? Hepimiz bekledik, umutla bekledik, çok kalabalık bekledik. O ekmeği alıp dönmeni çok bekledik. Getirseydin o ekmek dünyanın en tatlı ekmeği olacaktı.

Yazımı okuduğunu biliyorum, hissediyorum. Biliyor musun bu ülke karanlık bu sabah, mutsuz bu sabah, kendini kötü hissediyor bu sabah.
Sen benim kalbimde artık ölümsüzsün. Mekânın cennet olsun güzel kardeşim.

Sağlıklı kalın, mutlu kalın…