Doğruluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Doğruluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mart 2016 Salı

Hepsini Sizden Öğrendim

Günaydın Dostlar,

Yıllar boyunca başarılı hükümetlerimiz sayesinde her şeyi çok detaylı bir şekilde öğrendik.
Öğrenmediğimiz hiçbir şey kalmadı. Bu konuda sizlere ne kadar teşekkür etsek azdır. Altmış yıldır bu ülkede yaşıyorum ve muazzam bir eğitim aldım. Eğitilmekten anam ağladı.


Doğar doğmaz, bu ülkede başkalarının hakkına tecavüz etmenin prim yaptığını öğrendim. İnsanlara ve kurallara saygı göstermemenin işe yaradığını öğrendim. Çalışkan ve dürüst olmak yerine yalakalık ve ilişkilerin seni çok daha uzaklara taşıyabileceğini öğrendim.

Ters yola girenin evine daha çabuk varabileceğini öğrendim. Trafikte araba kullanmak ile tarlada traktör kullanmak arasında çok da bir fark olmadığını öğrendim. Yollardaki şeritlerin neden çizildiğini birçoğumuzun bilmediğini öğrendim. Freni patlayan kamyonların, otobüslerin, beton mikserlerinin altında ölmenin kaderimiz olduğunu öğrendim.

Kapkara olmuş yüzlerin ekmek parası için toprağın derinliklerinde ölmelerinin, bu işin fıtratında var olduğunu öğrendim. Yapılan işlerde en önemli konunun para harcanmaması olduğunu öğrendim. 10 TL’lik bir alet almamak için on işçinin kolaylıkla ölüme yollanabileceğini öğrendim. Ölenlerin öleceğini, kalanlarla yola devam edileceğini öğrendim.

Din, mezhep ve ırkçılık gibi konuların, bizim gibi fakir ülkelerde yüzyıllardır nasıl kullanıldığını öğrendim. Dünyada en çok silah üretip satan beş ülkenin terörü lanetleyen ülkeler arasında ilk beş sırada olduğunu öğrendim. Doğu’da insanlar birbirini öldürdükçe Batı’daki insanların marka don giyebildiğini öğrendim.

İnsanlar açlıktan ölürken dünyanın nimetlerinin çok büyük bir kısmının çok küçük bir azınlık tarafından yenildiğini öğrendim. Şirketlerin krizlere karşı alabildiği en büyük tedbirin çaycıları ve şoförleri işten çıkarmak olduğunu öğrendim.
Okulların ticarethaneye, öğretmenlerin zorunlu pazarlamacıya dönüştüğü bir ortamda çocuğum okulu bitirip, iyi bir işe girip ayda 2.000 TL kazanabilsin diye bu rakamın yüz mislini, bin mislini harcamam gerektiğini öğrendim.

Tatillerde paramla rezil olmayı ve Avrupalının 10 TL’ye gittiği tesislere 100 TL vererek gitmeyi öğrendim. Sabahın körüne saati kurup şezlong kapmayı, akşam yemeklerinde masa kapmayı öğrendim. Tatilde bile olsam benim hayatımda eziyetin hiç bitmeyeceğini öğrendim.
Yağ kuyruklarında büyümeyi, kahve kuyruklarında olgunlaşmayı ve hayatımın son yıllarını halk ekmek kuyruklarında bitirmeyi öğrendim.
Allah’ın takdiri, dedim, depremle yaşamayı öğrendim. Malzemesi az olan binaların kabartma tozu konmayan kekler gibi çöktüğünü öğrendim ama derdimi kimseye anlatamadım. Her öğrendiğim şeyin her yerde konuşulamayacağını da öğrendim. Erken yaşlarda olmasa da daha sonraki yıllarda doğru ve dürüst bir insan olmanın bu dünyada çok da bir işe yaramadığını öğrendim.

Her zaman bu işin bir de öbür tarafı olduğunu düşünerek yaşamam gerektiğini öğrendim. Kul görmese de Allah’ın gördüğünü öğrendim. Yaptığım yardımlara, iyiliklere karşı bir sürü nankörlük ile karşılaşacağımı öğrendim.

Etrafımızda göğüs kafesinin içi boş olan insanlar olduğunu öğrendim. Bazı dolu olanların da benimki ile aynı marka olmadığını öğrendim. Bu dünyada fabrika ayarları yalancılığa, oyun oynamaya, samimiyetsizliğe, kötülüğü ayarlanmış insanlar olduğunu öğrendim.
"Kalp var mı yoksa yok mu?" demişken sağlık sigortan varsa yün donuna kadar MR’ını çekeceklerini ama yoksa zaten yaşamaman gerektiğini öğrendim. Sokaklarda büyüyen çocukların, bizim vitaminlerle büyüttüğümüz apartman çocuklarından çok daha sağlıklı olduklarını öğrendim.

Bütün bunları ve çok daha fazlasını öğrendim ve yoruldum artık. Yavaş yavaş öğrencilik yaşımın da artık çok gerilerde kaldığını düşünürsek artık başka bir şey öğrenmesem mi acaba? Çok şey mi istiyorum?
Sağlıklı kalın, mutlu kalın…

20 Mart 2014 Perşembe

Kötülük Kötülük Kötülük

Günaydın Dostlar,

“Kötülük” bizim buraların vazgeçilmez bir gerçeğidir.  Hatta toplumumuzda kötü davrananların garip bir cazibesi de vardır. Kötüler her zaman revaçtadır, iyiler de her şeyi içlerine atıp erkenden öldükleriyle kalırlar.


Ne yazık ki etrafımızda iyilikten çok kötülük, zorluk, sıkıntı vardır. Kötüler veya kötü düşünenler çok fazladır. İnsanlar rahat durmazlar, metrekareye düşen kafası kötülüğe çalışan insan sayısı oldukça fazladır. Bu kötülük zaman zaman şeytanlığa veya cinliğe de dönüşebilir.

Sevgili Ferdi Tayfur’un hiç unutmadığım bir lafı vardır “Aslında ben komedyen olmak istiyordum ama bu kadar sıkıntının içinden ancak arabeskçi çıkar.” demişti. Ferdi amcanın çok fazla gülme ortamı olmamış. Baba öldürülmüş, aile fakir, imkânlar zor, şartlar kötü, tabii bu durumda da “Umudum kalmadı fani dünyada.” gibi sözler çıkar. Adamın “Hayat Bayram Olsa” yazacak hali yok.




Biz her gün daha çok kötü şeyler mi duyarız, iyi şeyler mi? Bence mukayese bile kabul etmez. Etrafımızdaki haberlerin, yaşananların, gördüklerimizin, duyduklarımızın çoğu kötü şeylerdir. Genelde çok az iyi şey duyarız. Duyunca da mutlu olur, şaşırırız. Ayrıca iyiliğin karşılığı ille de kötülük değildir, ortada bir de bir sıfır çizgisi vardır. Anladık iyilik yapmak istemiyorsun ama kötülük yapman da şart değil.

Günümüzde artık öyle bir noktaya geldik ki kimse kimseden bir iyilik beklemiyor. Biri tutup da iyi bir şey yapsa hemen altında bir şeyler arıyoruz. Kafamız hemen, “Durup dururken neden şimdi bu bana iyilik yaptı, dur bakalım bunun altından ne çıkacak?” diye sorgulamaya başlıyor.


Bazen merak ederim, örneğin İsviçre’de yaşayan bir insan da bu kadar kötülük görüyor, duyuyor mudur diye. Yoksa bu bizim kaderimiz midir? Avrupalının aklının ucundan bile geçmeyen konular neden bizler için yüzyıllardır bitmeyen tartışma konularıdır? İnsanlar diyorlar ki “Bizim yapımız böyle; biz Avrupalı, Amerikalı gibi olamayız.” Ne enteresan yapımız varmış ulan, hiçbir yere tam uyamıyoruz.

Örnekler genelde hep kötüye göre verilir. Bir firma size ürününü satmaya geldiğinde kendi ürününün iyiliklerini anlatmak yerine, genelde rakibinin ürününün kötülüklerini anlatır. Bu kötülemeler aslında ürünler hakkında bilgi sahibi olmak için iyi bir yöntemdir ama kim bilir belki ikisinin ürünü de kötüdür. Ülkemizde, başka birinin ürününü kötülemeden satış yapmaya çalışan firma sayısı iki elin parmaklarını geçmez.

Reklamlarda kimse çıkıp da “Benim ürünüm çamaşırı bembeyaz yapar.” demez, muhakkak rakibin beyazlatmayan “kötü” ürününe bir referans vardır.

Siyasette de durum ortada. Yıllardır parti başkanlarının mitinglerini görüyoruz, konuşmalarını dinliyoruz. Neler yapmak istediklerinden, projelerinden kısaca söz etmekle beraber, genelde konuşmalarının %90’ı karşı tarafı kötülemekle geçiyor. Neden? Çünkü biz böyleyiz. Karşı tarafın ne kadar kötü olduğunu duymayı severiz. “Ben size teleferik taşımacılığı yapacağım.” lafı, karşı tarafın ne kadar kötü olduğunu duymak kadar etkili değildir.


Filmlerimizde de televizyondaki dizilerde de muhakkak birkaç tane kötü insan vardır ve bir sürü kötü şey olur. Her şeyi çok iyi giden, mutlu, mesut, sorunsuz bir aile gösterseler kimse seyretmez vallahi. En azından iki üç haftada bir kötü bir şeyler olmalı. Biri hapse düşmeli, biri komaya girmeli ki biz de haftalarca onların hapisten çıkmalarını veya iyileşmelerini bekleyelim. Bazen de senaristler bakarlar ki her şey çok güzel gidiyor, hastalıkla filan uğraşmazlar doğrudan birkaç kişiyi öldürüverirler.

Böyle gelmiş, böyle de gidecek mi? Muhtemelen evet.

Tek şansımız kötülük düşünmeyen, kafası iyiliğe, doğruluğa, dürüstlüğe çalışan, akıllı, tahsilli, ahlaklı, hoşgörülü çocuklar yetiştirmek. Burada en büyük görev de biz anne, babalara düşmektedir.

Unutmayın; yetiştirebileceğimiz bir tane ahlaklı, düzgün, sevgi dolu çocuk, bu oranı değiştirecektir. Kafamızı kötülüklere göre programlanmış fabrika ayarlarından değiştirip iyi bir şeylerin de olabileceğine göre programlamamız şart.

Bu ülke de bir gün sabah yataktan neşeli kalkan, iyi niyetli, aklına en ufak bir kötülük veya kötüleme gelmeyen mutlu insanların ülkesi olacak.

Kim ne derse desin, ben buna çok inanmak istiyorum.

Sağlıklı kalın, mutlu kalın…