Yay Burcu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yay Burcu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Aralık 2015 Pazar

Bugün Benim Doğum Günüm

İyi Akşamlar Dostlar,

Her ne kadar bazı arkadaşlar “Doğum Günü” kelimesinin bitişik yazılması gerektiğini düşünse de ben ayrı yazılması gerektiğini düşünenlerdenim. Daha dün iki cümleyi bir araya getiremezken bir de Türkçe gramer kuralları hakkında ukalalık yapmaya başladım.
Bugün benim doğum günüm. Dostlarımızın seyahate gidecek olması nedeniyle erkenden başlayan kutlamalar bütün bir hafta boyunca devam etti. Her platformdan yüzlerce mesaj geldi; sağ olun, var olun.


“Yaş gününü kutlayan herkese zaten bu tip mesajlar geliyor, ne yapalım yani?" diye düşünebilirsiniz ama ben gelen bütün bu minik yazıları bir başka gözle, bir başka kalple okuyorum.

Gelen bütün yazılarda sanki bana özgü gerçek bir samimiyet ve iyi dilekler varmış gibi hissediyorum. Her dakika bir arada olduğum dostlarımdan tutun da yıllardır görmediğim dostlarıma kadar her mesajı büyük bir sevgiyle ve mutlulukla okuyorum. Bazen de mesaj sahibiyle yaşadığımız güzel günler aklıma geliyor.

“İnsan karşısındakini de kendisi gibi bilirmiş.” demişler. Gerçekten de çok doğru bir söz. Ben mesajları büyük bir sevgi ile okuduğum için karşımdakilerin de aynı sevgi yoğunluğu ile o mesajları yazdığını düşünüyorum. Kim bilir belki de öyle hissetmek istediğim için öyle düşünüyorumdur.


Bütün mesajlarınıza tek tek cevap verebilmeyi çok isterdim ama inanın bu mümkün değil. Bir sene onu yapmaya kalktım ve altından kalkamadım. Ankara Bahçelievler’de 13 Aralık Pazar günü soğuk bir kış sabahında başlayan yolculuk, yol boyunca birçok kıymetli dost biriktirerek bugüne kadar geldi. Etrafımda bu kadar çok sevdiğim akrabalarım, dostlarım, kardeşlerim olduğu sürece, ben bu yolda daha çok yol alırım. Yola girenler olur, çıkanlar olur ama büyük bir grupla yolun sonunu muhakkak görürüz.
Yine bir 13 Aralık gününde, soğuk bir havada sıcacık mesajlarınızla yüzümü güldürdünüz. İyi ki varsınız, iyi ki benim dostumsunuz.

Sağlıklı kalın, mutlu kalın…

9 Aralık 2015 Çarşamba

Arım Balım Peteğim...

Günaydın dostlar…

50 yaşına geldi ama 50 milim büyümedi. Çocuk ruhundan bir gram bir şey kaybetmeyen, her yönüyle çok farklı, kendine münhasır bir insandan söz ediyoruz.
Çocukluğunun yanında, azıcık çatlak olduğunu savunanlar olsa da; aslında gerçek durum hiç de öyle değildir. Onun çatlak görünüşü iyi bir “Yay” olmasından gelir. Yay burçları farklıdır, değişiktir ve diğer burçlarla mukayese edildiğinde çatlak görünümlüdür. Petek de burcunun bütün özelliklerini taşıyan iyi bir Yay burcudur.


Alçak gönüllüdür Petek. İnanılmaz derecede yardımsever olduğunu da çok az kişi bilir. Bir akşam Aylin okuldan eve gelip de, “Okuldan proje verdiler, bir huzur evine gidip orada kalanlarla röportaj yapmam gerekiyor” dediğinde, tam olarak ne yapacağım konusunda hiçbir fikrim yoktu. Ertesi sabah işyerinde konuyu anlatırken “Ben götürürüm” diye ortaya atılması, beni büyük bir çaresizlikten kurtarmıştı.

Daha sonraki günlerde zaten sık sık huzurevlerine gidip ziyaretler yaptığını, yardım ettiğini öğrenmiştim. Petek’in akıllara zarar bir yardım etme boyutu vardır. Maddi ve manevi olarak kendi boyutlarının çok üzerinde yardımlara kalkışır. Parası kalmasa bile, cebindeki en son kalan parayı gözünü kırpmadan karşısındaki insana verebilen çok özel bir insandan söz ediyoruz. Her zaman karşısındakinin ondan daha çok ihtiyacı olduğunu düşünür.

Petek, çok çalıştı, çok da para kazandı ama taşıdığı kocaman kalbi yüzünden hiçbir zaman “paralı” bir insan olamadı. Tabii burada Yay burcu olmasının etkisini de unutmayalım. Her Yay burcu insan gibi, Petek de gezmeyi, yemeyi, içmeyi, seyahat etmeyi çok sever.

En zor işlerden biri de Petek’e telefon edebilmektir. Aradığınızda Nepal’de de olabilir, Afrika’da gergedan avında da. Kim bilir belki de Peru’da İnkaların peşindedir. Sabah ofiste görmüş olmanız hiçbir şey ifade etmez. Öğleden sonra Güney Kutbu’nda ayı balığı yakalama turlarına katılmış olabilir.

Yay burcu demişken; her zaman eğlenceli, her zaman gözleri gülen bir insandan bahsediyoruz. Her ortama büyük bir başarı ile uyum sağlar. Samimiyeti, iyi niyeti, sıcak yaklaşımları ve eşsiz yardımseverliği onu her daim aranan ve sevilen bir insan haline getirmiştir.
İşe yeni başlamış pazarlamacılar gibi hep beraber masasının etrafını sarmadığınız müddetçe sorun yoktur. Her Yay burcu gibi o da çok fazla sıkboğaz edilmeye gelemez.

Beceriklidir, akıllıdır, iş bitiricidir ama tek beceremediği iş; içki içmektir. Gerçi son yıllarda o konuda da epeyce yol almış. Görüyorsunuz çok çalışınca oluyor, azmin elinden hiçbir şey kurtulamıyor.

Az daha en büyük özelliğini söylemeyi unutuyordum. Petek de benim gibi Giresunludur. Karadeniz’in hırçın dalgalarının özelliklerini de en az benim kadar iyi taşır. Çok da üstüne giderseniz, petekten çıkarmaya çalıştığınız balın içinden bir anda arı da çıkabilir. Masum görünüşlü, iyi niyetli gözlere aldanmayın, şansınızı zorlamayın, arıyı ortaya çıkartmayın.

Petek, benim 25 yıldır hayatımda olan iş arkadaşlarımdan biridir. Yıllardır bir arada çalışmadığımız halde diğer bütün arkadaşlarımızla olduğu gibi onunla da bağlantımız hiç kopmadı.
İş arkadaşımdır, hemşerimdir ama ondan daha da önemlisi, Petek kara gün dostudur. Ne zaman bir ihtiyacınız olsa minik bir Giresun fındık faresi gibi Petek oradadır. Bir şey söylemenize bile gerek yoktur. İhtiyaç duyulan konuyu hemencecik kendisine yük edinir.

Annen seni doğurarak çok hayırlı bir iş yapmış. İyi ki varsın, iyi ki doğmuşsun, iyi ki bizlerin hayatındasın. Doğum günün kutlu olsun…
Sağlıklı kalın, mutlu kalın…

28 Kasım 2014 Cuma

Yay Zamanı

Günaydın Dostlar,

Kasım ayının sonuna geldiğimize göre, Yay zamanı gelmiş, demektir. Yay burcunun her burçtan çok farklı olduğuna inanan biz Yay çocukları, bu burçta doğmuş olmaktan dolayı hiçbir zaman şikayetçi olmamışızdır.

Nedir bu yay burcu? Gelin hep beraber bir bakalım.
 
KİŞİSEL ÖZELLİKLER
Kavrama yetenekleri gelişmiş olduğundan, ele aldıkları her işte ve felsefi konularda çok başarılı olurlar. Yay burcu insanları içtenlikleri ve iyimser yaşam görüşleri ile tanınırlar. Gençliklerinde dikkatsiz, heyecanlı ve geleneklere aykırı davranışlar içinde olsalar da geçmiş yanılgılarından en çok ders alan kişiler bu burçtan çıkar.

Özgürlüklerine aşırı düşkün ve patavatsızlık derecesinde pratik insanlardır. Yayların yaşam çerçeveleri herhangi bir şekilde kısıtlandığı zaman, içsel bir biçimde alt üst olurlar. Akılsızca risklere atılırlar. Yayların hayatı yeniliklere merakları ile karakterize edilebilir. Bilmedikleri şeyleri araştırıp keşfetmeyi severler. Yaylar çok yönlü ve aynı anda ilgilenebilecekleri birkaç konu olduğunda mutlu olan kişilerdir. Çok sabırlı olan Yaylar kendilerini yorgun hissediyorlarsa o konudan sıkılmışlar demektir. Dışa dönük ve özgürlüğüne düşkündür. Uzun süreli hedefler seçer ve bunları gerçekleştirmek için uğraşırlar. Kendilerine özgü felsefeleri ile partnerine oldukça ilginç gelen yaylarla yaşamak çok zordur.

Çok cesur ve fütursuzdurlar. Kapıların ardında şimdiye kadar göremediğiniz ve merak ettiğiniz tüm güzellikleri size sunacaktır. Seçtiğiniz kişi bir Yay'sa onun asla sıradan olmayacağından emin olabilirsiniz. Her iki cinsi de cesur, sıcak kanlı ve çarpıcıdırlar. Flört onların doğasında vardır. Aşktan asla kaçmaz, daha da üstüne giderler. Bir Yay'la birlikte iseniz asla pes etmeyin. Çünkü, onda size "yeter" dedirtecek ve çileden çıkartacak çok şey vardır. Bir gün ayrılsanız bile; kalbinizin en güzel köşesi onda kalacak, ondan sonra kendinizi hep çıplak hissedeceksiniz. Geçmişi her düşündüğünüzde dudaklarınızda bir gülümseme ve gözlerinizde iki damla gözyaşı olacak. Çünkü, o buna değer bir sevgilidir ve onun dualarında hep saklı olduğunuzu yıllar geçse bile hissedeceksiniz

FİZİKSEL ÖZELLİKLER

Yay burcunun fiziksel özellikleri: Uzun boy, ince ve yağsız beden, çekici bir yüz, kahverengi saçlar, pembe-beyaz ten.
Kendilerine daima güvenen ve iyimser yüzleri bakışlarına yansımıştır. Parlak ve çekici bir gülümseyişe sahiptirler. Sıra dışı ve farklı giyinmekten hoşlandıkları için onları fark etmemek mümkün değildir. Çocuksu yapıları ile asla büyümezler.

YAY SAĞLIĞI
Yaşamın enerji topu olan hareketli Yayların vücutları çok sağlamdır. Spora eğilimleri yaşlılıklarında onlara yarar getirecektir. Hareketli sosyal yaşamları dinç kalmalarını sağlar. Kendilerine çok dikkat ederler, kolay hastalanmazlar. Hastalandıkları zaman, işin espri yönünü bularak etrafa naz yaparlar. İyimser yapıları yaşam ile flört etmesini sağlar. Yay burcu; astrolojik açıdan karaciğeri, kalçayı, üst baldırları etkiler. Yemek ve içkiye olan düşkünlükleri bedenlerin yağlanmasına neden olur. Gençlik yıllarında ince bir bedene sahip olabilirler.

En zayıf noktaları; sinir sistemleridir. Sabırsızdırlar ve kaza riskleri yüksektir. Neşelerini kaybettikleri zaman kendilerini hasta hissederler. Açık hava sporları ve gezip eğlenmek onlarına hastalığa karşı sigortalarıdır.

Metabolizmaları karaciğer toksinlerine, metal zehirlenmelerine ve beslenme bozukluklarına karşı zayıftır. Bekletilmiş gıdalar organizmalarına zarar verir. Spor, onların yaşam biçimi olduğu için diğer burçlara göre bedenleri daha biçimlidir.

İşte bizim Yaylar böyle bir şeymiş. Ben iyi bir Yay olarak kendi adıma yukarıda yazılanların %80-%85 doğru olduğunu düşünüyorum.

“Yay zamanı” bütün Yaylara şans getirsin. Görelim bakalım şu Jüpiter’in getireceği büyük şans toplarını. En son "Jüpiter şans getirecek." dediklerinde ev soyulmuştu. Bu sefer daha iyi bir şey bekliyorum.
Sağlıklı kalın, mutlu kalın...

 

3 Mart 2014 Pazartesi

Gürsoylu Sokak'ta Aşk Başkadır

Günaydın Dostlar,
 
Soğuk bir aralık sabahında bir anda çıktı karşısına.
 
“Gül renkli apartmandan mı çıktı acaba? Bu kadın da kim? Yıllardır her sabah bu sokaktan aşağıya doğru yürüyorum, neden daha önce hiç görmedim?” diye sordu amca kendi kendine.

Gürsoylu Sokak’ta, yolun ortasındaki yaşlı çınar ağacının yanında öylece kaldı. Gözlerini kırpmak bile istemiyordu. Bir garip olmuştu. Sanki sabah rüzgârı iki dakika öncesindeki kadar soğuk esmiyordu, sanki karanlık yol birden aydınlanmıştı. Yoksa ilk görüşte aşk dedikleri bu muydu?
 
Her sabah beraberce ayrı ayrı yürüdüler Gürsoylu’dan aşağıya doğru.  Yol kısalmıştı artık, hemen iki dakikada bitiveriyordu. Günler, haftalar, aylar geçti; şimdi sıra geldi samimiyete ama amcada cesaret yok. Ne diyebilir, ne yapabilir? Olsun be amca bir çaresi bulunur elbet, sen umudunu kaybetme.
Karanlık kaldırımlarda beraberce yürüdüler minibüs yoluna doğru. Yağmurda yürüdüler, karda yürüdüler, güneşte yürüdüler; tomurcuklu ağaçların altında yürüdüler. Her sabah beraberce ama ayrı yürüdüler. Amca, iki apartman yukarıda oturuyor ve teyzemi fark ettiği sabahtan beri evden çıkışını hep teyzemin apartmandan çıkış saatine denk getirmeyi başardı. Hatta baktı ki teyze çıkmıyor; adımlarını yavaşlattı, durup telefonda konuştu, eve geri gidiyor numarası bile yaptı ama her sabah denk getirdi. Karanlık sokaklarda hep beraber yürüdüler aşağıya doğru.
 
Gürsoylu Sokak ile minibüs yolunun köşesinde beraberce servis beklediler. Teyzem, soğuk davranıyor; her sabah servisi amcadan 13 metre uzakta ve 130 cm geride bir noktada bekliyor. İşin kötüsü amca da utangaç, yanına gidemiyor, bu işleri beceremiyor. Armut gibi de gidip konuşulmaz ki. Teyzem, amcamın yaşadığından bile habersizmiş gibi takılıyor ama gerçekten de öyle mi acaba? Bir sabah servis beklerken amca buldu fırsatını, topladı cesaretini, yüzlerce kere beraber aşağıya yürüdükten sonra çaktı bir “Günaydın”. Zor oldu ama neyse ki teyze de zoraki bir “Günaydın!” dedi.
 
Bizim amca ertesi gün mutlu ve umutlu, artık sohbeti apartman çıkışında yolda başlatacak ama bildiği bütün git, gel, bekle numaralarını yaptığı halde teyzem halen ortada yok. Amca servisi kaçıracak, “girecek” sonra ayıptır söylemesi. Gitmek lazım, amca mutsuz, amca düşünceli; yüzlerce gün sonra o kadar uğraşarak, kıvranarak söylenen “Günaydın!” da boşa gitti.
 
Sil baştan başlamak lazım bazen.

Amca biner servise ve servisin camından Gürsoylu’ya son bir bakış atar ama ne gelen var ne de giden. Yol kalabalıktır ama amcam yolu bomboş görür. Uzaklardan birini benzetir, yok yok o değil. Nerede acaba, hasta mı, izinli mi, yoksa kocası mı dövdü? İşten mi ayrıldı acaba? Yoksa en kötüsü taşındı mı buralardan? Belki de bir daha hiç göremeyeceğim. Allah kahretsin, ismini bile öğrenemedim. Düşünceler amcamın kafasında doldu, taştı.
Sığmaz hiçbir yere vallahi bu kadar düşünce.
 
Köprüyü geçerken akıl halen Gürsoylu'da. Zavallı amca boş boş baktı Boğaz’ın karanlık sularına. “Yarın da hafta sonu, pazartesiye kadar bilemeyeceğim şimdi ne olduğunu.” dedi kendi kendine.
 
Pazartesini iple çekti ve sabah teyze kapıda göründü. Bizim amca en sevimli haliyle “Günaydın!” dedi. O da ne?  Teyze sanki ilk defa görüyor amcayı. “Mmmmmnnnn” gibi bir şey çıkıyor kadının ağzından. Teyzemin suratı asık, yüzünde mutsuzluk rüzgârları esiyor, gözlerinde de “Allah cezanı versin.” bakışları. Gitti mi bir fırın ekmek boşa? Sil baştan başlamak lazım bazen.

Amca tırstı. Her an ters bir cevap alma riski var. Köşeye kadar bir daha hiç konuşmadı. Servis sessizce bekleniyor, ilk amcanınki geliyor. “Bye” diyor sessizce ama bu sefer “Mmmmmnnnnn” bile gelmiyor karşı taraftan. Üzülme be amca bu kadın milletinin ne yapacağı, ne edeceği hiç belli olmaz.
Emin, Gürsoylu’nun köşesinde ışıkta dururken “Amca be yazık sana!” diye düşünüyor.
Ertesi sabah yine rastlaşıyorlar ama bizim amca umutsuz, mutsuz, yaşama sevincini kaybetmiş bir durumda. Teyze “Günaydın nasılsınız bu güzel İstanbul sabahında?” diyor. Amca salak salak Emin’e bakıyor. Takma kafana be amca; bu kadın milletinin ne yapacağı, ne edeceği hiç belli olmaz. Belki de teyzem yay burcudur.
 
Amca mutlu mutlu biniyor servise, sırıtmaktan ağzını kapatamıyor. Boğaz'ın sularına bakarken teyzemin gözlerinin mi yoksa Boğaz’ın sularının mı daha mavi olduğunu düşünüyor.  “Mavi değil, masmavi onlar.” diye içinden defalarca tekrar ediyor. Suyun kenarında beraberce rakı, balık, roka yapacakları masayı bile ayırtıyor kafasında.

Akıl Gürsoylu’da, bedeni serviste ama içinde kalp yok. Kalp bir yerlerde kalmış. Serviste biri teyzenin parfümünden mi sürmüş bu sabah? Yoksa radyoda Kutsi'den “Bambaşka” mı çalıyor? Amcanın bugün verimli çalışmasının en küçük bir ihtimali bile yok. Gözlerinin önünde hep o güzel gözler. Teyzem, umarım Gürsoylu’nun köşesinde kendisine emanet edilen kalbe çok iyi bakar.
Amca da gitti, teyze de, Emin de… Bu hikâye gerçekten böyle mi yaşanmıştır? Kim bilir. Tek bildiğimiz, Gürsoylu’da olmasa bile "Yedi Tepe"nin bir yerlerinde servis beklerken servisten daha çok birbirini bekleyen amcalar, teyzeler olduğudur.

Sağlıklı kalın, mutlu kalın…